İSTANBUL'U SEL BASTI.. VİDEO
Sarıgül'ün İstanbul yorumu
GEÇMİŞ OLSUN RESEP HOCA!
CHP’ye tehdit ve santaj!
Aylardan temmuzdur, sancısı düşmüştür toprağa.
Gökte kanatlarıyla pervane olmuş kuşların, dallarını savuran söğütlerin sızıdır kavuran… Yeşil inmiştir dallara, yeşil inmiştir toprağa... Ve hiçbir yeşil ürkütmemiştir pervazsızca dalgalanan şeriat sancaklarıyla.
Zulüm tekrardan göğün karanlığından inmiş, kanlı pençeleriyle surlamıştır etrafı. Değişmeyen din bezirgânlarının ve görünmez darbecilerin ayakları koşarcasına yetişmiştir oraya.
Şehir sağır, şehir dilsiz, şehir kör… Ve çığlıkların arasında sağır eden suskunluk…
Beşinci bir mevsim doğmuştur sanki. Olabildiğince yakıcı, alabildiğince can alıcı… İnsanlık göçmen bir kuşun kanadında uçup gitmiş, seyre dalmıştır onca kalabalık olacaklara.
Meydan kurulmuştur. Dört bir yanı ateşten çemberle çevrelenmiş, can teslimiyeti alınacaktır fetvasıyla gelenlerce. İnsan bedenleri birer çıra gibi tutuşturulmuş, türküler, sazlar, semahlar isle kaplanmış, güneş batmış, kızılca kıyamet kopmuş, zafer çığlıkları ateş kızılına bürünen göğe karışmıştır…
Katliam çığırtkanları muştulamıştır cellâtlara. Ve göğe yükselmiştir yobaz seslerle yanmış bedenlerin et kokusu Sivas topraklarından. Zulüm yine esirgememiştir kendisini Kerbela’dan bu yana…
Meydanda derisini bırakmıştır Mansur, darağacında sır olmuştur Pir Sultan. Yakılmıştır, yıkılmıştır, kılıçlarla kuşatılmış, toprağından sürgün edilmiştir. Maraş olmuştur, Çorum olmuştur, Gazi olmuştur… Sazın mızrabı isyana durmuş, diller ağıt yakar olmuştur. Yine de çıkarmamıştır aslanla ceylanı kucağında barındıran Bektaşi hırkasını sırtından…
* * *
Madımak…
İnanç ve düşünceleriyle ötekileştirmenin biçildiği, bedenlerin, izlerin ticarethaneye sunulduğu, verilen mücadelelerden sonra utanma pazarı adına kamulaştırılan ve otelin lobisinde verilen yerde yine katledilen canların değerlerine sığınarak, örtülmeye çalışılan ayıbın, utancın anı köşesinde çerçevelenmiş yeridir.
Devletin göz yumup elini yıkayarak çıktığı, büyük bir vahşetle yakılarak can veren 35 masum insanın anılmasının dahi yine devlet tarafından engellendiği, utanç müzesi olarak insanlık tarihinde yer verilmesi gerekirken bilim ve kültür merkezi olarak 35 bedenin üzerine kurulan ve ağızlara kilit vurulmak istenildiği yerdir.
Vicdan çağrılarının duyulmayacak kadar sağırlaştırılan ve ağır yükleri insanlığın omuzlarına bindiren bezirgân başlarının kol gezdiği, derinliğinde darbecileri barındıran karanlık zihniyetlerin olduğu yerlerde Madımak kültür merkezi değil, büyük bir utanç müzesi olarak egemen zihniyetlerin karşısında en büyük cevap olmalıdır.
Kekeme kalmış düşüncelerden arınıp da ne zaman bir vicdan çağrısı yerini bulursa, belki bu halk o zaman diyebilecektir; “35 canın ateşi karanlığa ışık olmuştur”…
Yorumlar