CHP’li Belediye Başkan Yardımcısı Yılmaz Kandemir’in istifası bir politikacının yapabileceği en kötü politik manevralar sıralamasında inanın ilk sırayı zorlar. “Bugüne kadar duyduğum en kötü istifa gerekçesi” desem abartmış olmam.
Bunun arkasında “küçük hesaplar” olduğunu politikadan anlayan her âdemoğlu fark etmiştir. Niyet bu kadar sığ bir şekilde açık edilirse bunu yapana politikacı denmez. Dense dense, “şaşkın ördek” denir! Şaşkın ördeğin göle kıçı ile dalması misali…
Yılmaz Ağabey; etrafındaki onca zeki isme rağmen bu yöntemi seçmen beni yine krizlere soktu. Bana ve seni sevenlere bu kastın nedir?
Bu istifa yerel seçimlere hazırlanma istifasıdır. Millet saf-salak değil ağabey!
Peki, ağabey, “bu manevran bir işe yarayacak, yani kurbağaları ürküttüğüne değecek mi?”
Asla!
Bu manevra, “Kandemir ilkesi uğruna kariyerini feda etti” reytingine dönüşecek gibi durmuyor. Bak Yılmaz ağabey, istifa gerekçen ucuzluktan öteye gitmeyecek bir alt metine sahip. Demem o ki, istifa gerekçenin alt metini öyle bir gerekçeye dayanmalıydı ki Silivri günlerce bunu konuşmalıydı.
Böyle mi oldu?
Hayır!
Bunu başarman için yerel seçimlerdeki en büyük rakibin Özcan Işıklar sana sayısız fırsatlar sunmuştu. Ancak, sen bunların tamamını elinin tersiyle ittin. Yani, topu her seferinde auta attın.
Sana sunulan ikramları birlikte hatırlayalım mı?
O zaman başlayalım…
Iskaladığın en büyük orta, kuşkusuz Ahmet Hamoğlu’na yapılan para karşılığındaki plan tadilatı idi. Bu tadilat, CHP ve Işıklar’ın seçim beyannamelerine aykırı olduğu gibi Sosyal Demokrat anlayışın da ayaklar altına alınmasıydı. İşte o tarihte buna karşı çıkıp istifa resti çekseydin Silivri’de politik anlamda büyük bir başarıya imza atmış olacaktın. İstifa gerekçeni kamuoyuna açıkladığında kullanacağı kemiler Işıklar’ı politik ligin altına itmeye ne kadar da müsaitti oysa.
Örneğin; istifa gerekçesini açıklarken ,“Zengine var, fakire yok! Böyle bir Sosyal Demokrat anlayış olamaz! Bu düpedüz paranın gücüne teslim olmaktır! Yarın, parası olmayan bir Silivrili aynı şartlarda tadilat isterse ona ne yanıt veririz. Sosyal Demokrasi, zengin alıp fakire vermeyi savunur. Bu yapılanı içime ve gururuma yediremiyor” diyebilseydin şu an tüm rakiplerinden üç adım öne geçebilirdin.
Ya da şu 21B ihalelerini sonrasında restini çekebilir, “İBB bunu yaparken orada muhalefet olarak buna karşı çıkıyoruz. Bu ihale kurnazlığını biz Silivri’de neden yapıyoruz” duruşuyla da puan toplayabilirdin.
Hüseyin Şahin’in kızını işe alırken de yine fırsat doğmuştu.
Sen, bunu da pas geçtin.
Ancak bunların hepsini ıskalayan sen, Hüseyin Şahin gibi Silivri siyasetinde hiçbir zaman aktör olamamış, sürekli yan rollerle idare etmiş bir ismi gerekçe göstererek istifa kararı aldın.
Rakip sana öyle pozisyonlar sundu ki bu bir nevi boş kaleye gol atmak gibiydi. Sen şimdi bunu orta sahadan yapma yolunu seçtin.
Bak Yılmaz ağabey; Özcan Işıklar isteği kişiyi destekleyebilir. Bunu sana sormaz, sormamalı da…
Özcan Işıklar, Ömer Çetin’i kendine danışman alır, bunu da sana sormaz, sormamalı.
Yani, haremine girmenin anlamı yok!
Özcan Işıklar’ı halt etmek istiyorsan bunu belediye yöneticiliğindeki eksileri üzerinden yapmalıydın.
Şimdi işin politik dengelere kaldı.
Yani, kırgınları oynayan Selami Değirmenci ve Abdullah Yıldırım’ı arkana alarak belediye başkanı kartvizitli Özcan Işıklar ile yarışa girmekten başka şans bırakmadın kendine.
Sana falında bu çıktı!
İşin zor mu?
Hayır!
Bence, beklemeye çekilip aday olma şansı tüzükle sona ermiş Selami Değirmenci gibi bir kurt ile yola devam et. Bu şimdilik senin için en doğru yoldur…
Ama lütfen, bir müddet susma erdemini kullan…
Olmadı, bu yöntemi en iyi beceren Bekir Yetkin’den feyz al!
Aç kurt-tok kurt
Silivri belediye meclisi çıkışlı bu tartışma hayli ilginç.
AKP ve CHP kafa adamları bir birlerine kurtlu cümlelerle iğneliyor.
Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, AKP’li Metin Karakaş’a sözde, “ ince” bir espri ile karşılık vermiş: O tok kurt!
Aman ne büyük laf!
Kurdun açı tehlikelidir. Bence zararı yok da Özcan; Karakaş’ın bir mesleği, bir tezgâhı, bir akarı var. Sen de ne var?
Biri çıkıp bu soruyu sorsa, yani “mesleğin, geçim kaynağın neydi başkan” dese biraz zorlanmaz, kızarmaz mısın?
Ne derdin peki?
“Tarih eğitimi aldım. O işte para yoktu. Ben de politikaya atıldım. 22 yıldır politikadan ekmek yiyorum…”
Diyebilir miydin bu sözü tüm içtenliğinle?
Rakiplerin hep dişine göre… Ya bir beklentisi oluyor, ya da bir defosu.
Hal böyle olunca köpeksiz köyde değneksiz geziyorsun.
Bu arada Sayın Işıklar, size bir röportaj teklifinde bulundum. Ancak yanıt alamadım.
Neden yanıt vermiyorsunuz?
Mahkeme celbi geldi haberin olsun.
Mahkemeye değil bana gel.
“Sayın başkan geliriniz nedir” diye soran bir gazete ve gazeteciyi “hakaret suçlamasıyla” mahkeme vermeye kalkmak olsa olsa sizin gibi demokrata yakışır.
Yorumlar