19 Mayıs 2012 Cumartesi

Günaydın öğretmenim!

23 Ağustos 2010, 17:20
Günaydın öğretmenim!

 ÖĞRETMENLİĞİN GURURUNU TAŞIYAN TÜM     MESLEKTAŞLARIMA
ÖĞRETMENİM; EĞİTİMİN ÖNCÜSÜYÜM, YARINLARIN UMUDUYUM
‘’Ne güzeldir ‘’GÜNAYDIN ÖĞRETMENİM’’ sesleriyle güne başlamak.
Ne güzeldir ‘’GÜLEN GÖZLERLE SEVGİYLE KUCAKLAŞMAK’’
Kalp atışındaki ince çizgi gibidir; onları sevmek, onlara sarılmak’’…

  İşte öğretmen olmak,eğitime gönül vermek böyle bir duygu…..

Eğitim ciddi bir süreç, ciddi bir olgudur. Hayatımızın akışını, mutluluğumuzu kimi zaman üzüntümüzü eğitime adarız. Daha iyi olmak için çabalarız. Hayatımıza yön veren eğitimin üzerine sınırlar çizeriz. Sınırları aşmayı, bunları yaşama eklemeyi isteriz. İnişler çıkışlar yaşarız. Tüm bu zamanlarda taş altında ezilir,  taş üstünde dimdik dururuz. Ama biliriz ki ; bu süreçlerde eğitim adına emin ellerdeyizdir. Bizi yücelten , taş altından kaldıran, emek veren, zaman harcayan o yüce insanlar ‘’ÖĞRETMENLERİMİZ’’ sayesinde bugünü yaşar,bugünden zevk alırız.

     Ben de bir eğitimciyim. Bilirim ki yarınları yetiştiriyorum. Bilirim ki çabalıyorum. Bu kadar eğitim ve eğitimin öncüleri meslektaşlarımdan bahsetmişken eğitim adına var olanları bu yazımda sizlere aktarmak istiyorum. Evet her zaman dediğim gibi Eğitim ciddi bir süreç tir. Gelin birlikte Eğitim Felsefesine, eğitimin ciddiyetine  bir göz atalım.

• İşte Biz Eğitimcilerin Görevi  

•  İçinde yaşadığı topluma olduğu kadar farklı kültür ve toplum yapılarına da
kolaylıkla uyum sağlayabilecek biçimde esnek ve donanımlı,
•  Sorgulayabilen, araştırıcı,
•  Toplumsal ve bireysel ilişkilerinde saygılı,
•  Özgürlüklerini sonuna kadar kullanırken sınırlarının da bilincinde olan,
•  Ulusal değerlerine sahip çıkarken yaşamı evrensel boyutta algılayan,
•  Özgüveni gelişmiş, toplum karşısında kendisini ifade edebilen,
•  Kendi kararlarını verebilen ve sonuçlarına katlanabilen,
•  Kendisiyle ve yaşadığı toplumla barışık, sosyal,
•  Binyılın gerektirdiği teknik ve kuramsal açıdan donanımlı,
•  Anadilini ve en az bir yabancı dili, iletişiminde etkin biçimde kullanabilen,
•  Teknolojik gelişimi yakından izleyen ve kullanabilen 21. yüzyıl insanını yetiştirmektir.

Yaşadığımız toplumda bireyler yetiştirmek, eğitim adına onlara bir şeyler katabilmek biz eğitimciler adına kuvvetli bir görevdir. Eğitimin kuvvetini ve ciddi bir süreç olduğunu düşünürsek, yetiştireceğimiz bireylerin kişisel,özel,duyumsal özelliklerini iyi kavramak ve onlara yönelmek gerektiğini unutmamak gerekir.
    Hiçbir zaman unutmayalım ki; BAŞARISIZ ÖĞRENCİ YOKTUR,YETENEK VE BECERİSİ AÇIĞA ÇIKARILAMAMIŞ ÖĞRENCİ VARDIR.

Topluma kazandıracağımız öğrencilerimizin ilgilerini,yeteneklerini,isteklerini,becerilerini eğitime katarsak onlar adına daha verimli olabileceğimizi düşünüyorum. Unutmayın ki; her çiçek dikensiz olmaz,her öğrenci öğretmensiz olmaz. Geçenlerde bir yerde okuduğum bir yazıyı sizlere aktarmak istiyorum. Özellikle bunu tüm meslektaşlarımın okumasını, eğitim adına doğruyu görmelerini rica ediyorum. Ve işte AYVAZ Hoca ve işte TİJEN Hoca

S. Ahmet Arvasi öğretmenliğinin ilk yıllarında başından geçen bir olayı anlatıyor bir yazısında Ağrı`nın Doğubayezıt ilçesi Molla Şemdin Köyü`nde öğretmenliğe başlar Arvasi Hoca. Köy muhtarı kendisine müellim bey diye seslenir her zaman. O, muhtarın şivesidir, muallim sözünü telafuz edemediği için böyle söylüyordur diye düşünür. Ancak birkaç ay sonra muhtar Hoca`ya gelir ve şöyle der Ahmet Bey, sen gerçekten muallimmişsin. senden önce buraya gelenler hep müellim oldular ama sen muallimsin. (müellim elem veren, üzen, inciten; muallim ilim öğreten) Arvasi Hoca o an Anadolu insanının inceliğine hayran olduğunu söyler.

Bu birinciydi sevgili meslektaşlarım. Gelelim ikinci olaya Bir edebiyat öğretmeni olarak matematiğin bende özel bir yeri olduğunu söylemeliyim. Matematikle ilgili ilk maceram ilkokul üçüncü sınıfta başlar İlkokulu köyümün okulunda okudum. Beşinci sınıfların öğretmeni, aynı zamanda okul müdürü bir gün sınıfımıza geldi ve beni aldı dersten. Kendi sınıfına götürdü, tahtaya dört soru yazılmıştı. bir sıra çekti tahtanın önüne ve tebeşiri elime verip çöz bunları dedi. Dört soruyu da çözdüm hemencecik. Sonra sınıfa döndü, Üçüncü sınıf öğrencisi bu çocuk bu soruları yapıyor da siz nasıl yapamıyorsunuz deyip bir sıra dayağı çekmişti sınıfa. Tabii ben de akşam ağzım burnum dağılmış şekilde gitmiştim eve. Beşinci sınıflar senin yüzünden dayak yedik diye bir temiz dövmüşlerdi beni.

Şehirde orta okula başladığımda matematik hayranlığım devam ediyordu. 6. sınıfta Ayvaz adında bir öğretmen gelmişti dersimize. Sarışın, mavi gözlü, sevecen, yumuşak sesli, hiç bağırmayan bir öğretmendi Ayvaz Bey. Onun sayesinde matematik hastası olmuştum. Her soruda tahtaya kalkardım. Kendime onu örnek alır, onun gibi kullanırdım tahtayı. Sınavlarda arkadaşlarım sağıma soluma oturmak için yarışırdı. Yedinci sınıfta da Ayvaz öğretmenim geldi dersimize ve benim matematik yeteneğim okulda konuşulur hale geldi.

Sekizinci sınıfa başladığımızda Ayvaz öğretmenin tayininin çıktığını duyduk. Artık yoktu. Dersimize okulda Tijen lakaplı bir bayan öğretmen geldi. İsmini bile hatırlamıyorum. O dönemde filmlerde rol alan Tijen adlı bir karekterin ciyak ciyak bağırmasından dolayı bu öğretmene de Tijen lakabının verildiğini hatırlıyorum. Bir de Tijen öğretmenin ciyaklamaları ve yüzümüzdeki parmak izleri...

O yıl matematikten nefret ettim. Her yıl takdirle bir üst sınıfa geçerken o yıl tüm derslerim on olduğu halde matematiğim birdi. Matematikten bütünlemeye kaldım. Tek dersten borçlu liseye geçtim.

O gün bu gündür çarpım tablosunu dahi hafızamdan sildim. Rakamlara öyle bir sırt çevirdim ki üniversiteye gittiğimde İnkılap tarihi vizesinde cumhuriyetin ilan tarihini bile hatırlamadım ve her şeyi yazıp 1923ü aklıma getiremeyip bir tarih salladığım için hocadan iyi bir azar yedim.

Çoğu zaman ev telefonumu bile aklımda tutamaz hale geldim. Bereket cep telefonları çıktı da numara ezberleme sorunu da kalmadı.

Öğretmenliğe başladığımda önümde iki yol vardı Ya Ayvaz öğretmen olacaktım ya da Tijen. Diğer bir deyişle ya muallim olacaktım ya da müellim.

Ben Ayvaz öğretmen olmayı tercih ettim. On yedinci yıla başlarken doğru yolu seçtiğimi ve başarılı olduğumu yıllar öncesinden mezun ettiğim öğrencilerimin her fırsatta ziyaretime gelişlerinden anlıyorum.

Sevgili meslektaşlarım, Eğitim için  önünüzde iki yol var. Tercih sizin.

 Ne kadar bilirsen bil,anlatabildiklerin, karşındakinin anlayabileceği kadardır.... MEVLANA
GÜLEN GÖZLERDEKİ EĞİTİM IŞIĞININ SÖNMEMESİ DİLEĞİYLE….
 SAYGI VE SEVGİLERİMLE….


    Yorumlar

GAZETE MANŞETLERİ

HAVA DURUMU

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

ANKET Sonuçlar Tümü

?AK PARTİ B.ÇEKMECE BELEDİYE BAŞKAN ADAYI KİM OLSUN

EN ÇOK YORUMLANANLAR

BUGÜN

BU HAFTA

BU AY

E-GAZETE

KARİKATÜR

SENDE YAZ

Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

ARŞİV