Gündem:
Olası İstanbul Depreminde Tek  Toplanma Merkezi Olarak Mezarlıklar Kaldı

1509 yılında yaşanan büyük trajedi adı verilen depremden, 1999 Gölcük ve Düzce depremlerine kadar yaşadığımız tüm irili ufaklı depremler, ülkemizde yapı stoğunun yaşanan depremlere hazır olmadığını gösterdiğini söyleyen CHP’li Şeker, 8-9 şiddetinde depremlerin yaşandığı Japonya’da neredeyse kimsenin burnu bile kanamazken, ülkemizde 4-5 şiddetli depremlerde binaların yıkıldığını, can kayıplarının yaşandığını belirtti.

 

Toplumsal Hafızanın Unutkanlık Hastalığına Güvenenler Sorumluluklarını Yerine Getirmiyor

Herkesin “deprem uzmanı” olduğu ülkemizde depremin değil, yeterli mühendislik hizmeti almamış, imar kurallarına uyulmadan yapılmış, dere kenarlarına doldurulmuş binaların insanların ölümüne neden olduğunu da herkes bilmekte olduğunu belirten Şeker, "Yaşanan depremlerden sonra siyasi sorumluların yaptıkları “önlem alacağız” açıklamaları, çıkarılan yasalar, bir süre sonra da bunların unutulması her zaman yaşadığımız sıradan olaylardır ve 23 Ekim 2011 Van depremi bu durumun somut bir örneğidir.

Bilim adamlarının, meslek kuruluşlarının yaptıkları araştırmalarla ortaya koydukları çok net gerçekler var. Ülkemizin büyük bir kısmında olduğu gibi İstanbul önemli bir deprem kuşağının ortasında yer almaktadır. Ortalama 250 yılda bir gerçekleşen büyük deprem geliyor. İstanbul’u ve ülkeyi yönetenler bu büyük deprem gerçeğinin farkında değil. Toplumsal hafızanın unutkanlık katsayısına güvenen sorumlular, önlem alma konusunda üzerlerine düşeni yapmıyorlar" dedi.

 

17 Ağustos Depremi Sonrası Kurulan Deprem Fonunda Biriken Paralar Ne Oldu?

Konuşmasının devamında deprem riskinin en ciddi yaşanan ülkelerin başında geldiğimizi belirterek ihmalleri ve göz yumulan olayları açıklayan İstanbul Milletvekili Ali Şeker basın toplantısında şu görüşlere yer verdi:

“Marmara bölgesi ve İstanbul, Türkiye sanayisinin kalbi konumundadır. Sanayi ve ticaretin yüzde 75’ini barındıran bu bölgede yaşanacak büyük bir deprem, Türkiye’nin durması demektir. Bunu herkes bilirken, herhangi bir önlem, geleceğe dönük planlama neden yapılmaz?

Meslek Odalarının daha ciddi denetimler yapmasına uygun yasal düzenlemeler ve koşullar yaratmak yerine, meslek odalarına yönelik iktidar baskısı denetimsiz yapıların, sahte mühendislik hizmetlerinin önünü açmaktadır. Bu durum, yeni yapıların denetlenebilir olmasını zorlaştırmaktadır. Yapı denetim firmaları ile müteahhitler arasındaki ücret ilişkisi sonlandırılmalıdır. Müteahhitler yapı denetim ücretlerini işin başında Çevre ve Şehircilik Bakanlığına ödemeli,  yapı denetim firmaları ise bu işlerini yaptıkça hak edişlerini aynı şekilde Bakanlıktan almalıdır. Müteahhitlerin, yapı denetim firmalarını kontrol ettiği sistemin değil, yapı denetim firmalarının müteahhitleri kontrol ettiği sisteme geçilmelidir.

17 Ağustos depreminden sonra kurulan Deprem fonu ne oldu? Bu fonda 17 yılda ne kadar para toplandı? Bu fonla ne kadar konut yenilenebilirdi? 17 Ağustos depreminden sonra alınan önlemlerden birisi de deprem sonrasına yönelik oluşturulan deprem toplanma alanları ve acil ulaşım ağı idi. O tarihlerde insanların depremlerden sonra toplanmaları, acil ihtiyaçların görülmesi, barınabilmeleri için oluşturulan 470 deprem toplanma alanının 300’ü AVM ve Gökdelene dönüşmüştür. İstanbul’da yaşanan 1999 depreminde insanların haftalarca sokaklarda yaşadığını düşündüğümüzde sağ kalan 15 milyon İstanbullunun toplanabileceği alan kalmadı. Peki, büyük İstanbul depreminde hayatta kalmayı başaran 15 milyonun üzerinde İstanbullu ne yapacak? İstanbul’un yaşanacak bir deprem sonrasında acil bir ulaşım eylem planı yoktur. İlan edilen acil ulaşım yolları İSPARK aracılığıyla otopark haline getirilmiştir. İstanbul’un trafik sorunu deprem sonrası müdahaleyi imkânsız kılacak durumdadır ve maalesef 99 depreminden ders çıkartılmamıştır.”

 

TOKİ VE KİPTAŞ’IN Yapı Denetiminden Muaf Tutulması Kabul Edilemez

"TOKİ ve KİPTAŞ gibi büyük konut üreticisi kuruluşların yapı denetimden muaf tutulması kabul edilemez" diyen Şeker İstanbul başta olmak üzere ülkemizde kentsel dönüşüm ihtiyacının kaçınılmaz olduğunu söyleyerek, bu dönüşümün kentsel dönüşüm uzmanların ve meslek birliklerinin yaptıkları uyarılar dikkate alınarak hak sahipleri hak kaybına uğramadan gerçekleştirilmeli, kentsel dönüşüm rantsal dönüşüme çevrilmemesi gerektiğine dikkat çekti.

"TOKİ’nin yandaşlara rant sağlayan lüks konutlar yapmak yerine, bilgi ve teknolojik birikimini konut stoğunun ve kamu binalarının yenilenmesi konusunda kullanırsa, en azından bundan sonra oluşacak kayıpların azaltılmasına ve kaybedilen 17 yılın telafisi yoluna gidilebileceğini" söyledi.

 

Sessiz Ve Zavallı Bir Halde Sakat Kalmayı, Ölmeyi Bekliyoruz

"1994 yılından bu yana İstanbul’u, 14 yıldır da Türkiye’yi yönetenler bu dönemde yaşanan ve bundan sonra da yaşanacak olan tüm olumsuzluklarında sorumlusudur. Depremi sessizce bekleyen İstanbul’da sessizliğin bozulup toprağın ses vereceği anda maalesef ölecek insanlar. Milletçe sessiz ve zavallı bir halde sakat kalmayı ve ölmeyi bekliyoruz.” diyen Şeker şunları söyledi:

"Olası büyük ölçekli bir depremde ise İstanbul’da yaşayan insanların toplanma alanı olarak belirlenene 470 alandan 300'ü AVM ve rezidansa dönüştürüldüğü için, toplanma alanı olarak sadece mezarlıklar kaldı."

 

Torba Yasadaki 75. Madde Geri Çekilmelidir

Dün Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanan kanun maddeleri ile ilgili kaygılarını da belirten CHP’li Şeker: “Ülkenin denetim mekanizmalarını hemen her konuda felç eden iktidar, getirdiği varlık fonu yasasının önce 70. Daha sonra 75 olan Maddesiyle, yurttaşların özellikle çevre ve doğa konusundaki duyarlılıklarını ve denetim görevlerini by pass etmeye çalışmaktadır. Bu madde, yanlıştır. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında oluşturulmaya çalışılan uzlaşma kültürüne de, demokrasi kültürüne de aykırıdır, geri çekilmelidir” dedi.​

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

Teğet...
Teğet...

Haberi Oku