1 Eylül Dünya Barış Günü yaklaştı, bunun için söylemler hazırlanıyor. Barış günü konuşmaları, faaliyetleri…
Biz 1 Eylülde diğer ülkeler 21 Eylülde kutlasa da fark etmez. Hatta ikisini de kutlasak olur, önemli olan barışın önemini anlayabilmek.

Peş peşe barış günümüzü kutlayan mesajlar açıklanır. Herkes barışın güzelliğinden, ona duyulan özlemden bahseder ama bir türlü barışı nasıl inşa edeceğimizden bahsetmezler. Barış için her şeyi göze alırız, savaşmayı bile…
Barışı o kadar çok isteriz ki onun için, neler yaparız neler...
Yeni yeni silahlar icat ederiz.

Toplu ölümleri sağlayacak bombalar yaparız.
Yaptığımız silahları satmak için savaşlar çıkarırız. 
Kısacası insanları yok edecek her türlü çalışmayı yapmaya devam ederiz.
Sonra da barış nutukları atarız. Her şey barış ve özgürlük için… 
Sahi barış neyi ifade ediyordu?
İnsanların birbirini öldürmediği, birbirini ezmediği, haklarını gasp etmediği, uyum içinde, hoşgörülü, birbirine karşı anlayışlı davranan huzurlu bir ortamda yaşama arzusu gönlümüzü barışa sürükleyen.

Barışı bulabildik mi, maalesef hâlâ barışı bulamadık. Günümüzü diğer ülkelerden önce de kutlasak olmadı, barışı bulamadık. 
Barışı ne dünya bulabildi ne de biz…
Biz hâlâ birbirimizi yemeye devam ediyoruz. 

Küçük yaşlarda başlıyor savaşımız. Hayatın getireceklerine karşı gardımızı almayı öğreniyoruz, sevmeyi değil.
Büyüdükçe şiddetin içinde buluyoruz kendimizi, etrafımız şiddetle çevrili oluyor.
Birbiriyle kavga eden arkadaşlar, anne babalar…

Kadınlar ve çocuklar üzerinde, fiziksel gücünü test eden erkekler görüyoruz. Önüne geçilmesi şöyle dursun, zaman geçtikçe artarak devam ediyor.
Çocuklar, gençler öldürülüyor peş peşe…

Bayrağımıza sarılı şehitlerimiz geliyor, yürekleri dağlayan feryatlarla…
Birileri biraz daha rahat yaşasın diye insanlar öldürülüyor, biz yine de barış umudumuzu yitirmiyoruz.
Sadece belli kesimin değil, herkesin insanca yaşayabilmesi için barış ve özgürlük gerektiğini biliyoruz ve savunmaya devam ediyoruz.
Atatürk’ün söylediği sözlere sarılıyoruz sımsıkı.

“Yurtta barış cihanda barış“
Sadece söylemekle yetindiğimiz Atatürk’ün sözlerini anlamış olsaydık, barışı bulur muyduk?
Kendi yurdumuzda barışı sağlayamamışken, dünya barışında söz hakkı arıyoruz.

Ortadoğu’dan sonra ülkemizi hedef alanlar, inşallah umduklarını bulamazlar. Kana susayanlar bizden uzak dursun. 
Biz barış içinde özgürce bir yaşamın umudunu yitirmiyoruz. Bunun için de birbirimizi anlamaya çalışmalıyız. 
Ülkemizin güzelliklerinden biri de farklılıklarımız. Tüm farklılıklarımızla rengârenk açmış çiçekler gibiyiz.
Çiçekleri soldurmadan, ülkemize sahip çıkmalı. Ne kadar başaramasak da barış içinde yaşamaktır hepimizin umudu.
Nazım Hikmet’in söylediği gibi umuda kurşun işlemez.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik