19 Mayıs 2012 Cumartesi

İsrail’in Korku İmparatorluğu Bitmeli!..

14 Eylül 2011, 17:36
İsrail’in Korku İmparatorluğu Bitmeli!..
Ökkeş Ağaoğlu
DİPLOMATİK terbiyeden yoksun olan Engel, Türkiye hakkında o kadar
sabit fikirli ki, kullandığı cümleler iğrenç ve terbiye sınırları
dışında. Türkiye hakkında o kadar saçma sapan şeyler söylüyor ki,
bunların ne bir politikayla, ne de diplomasiyle yakından - doğrudan
bir ilgisi dahi yok. Daha doğrusu ileri-geri konuşarak bir şey
yaptığını sanıyor. Ama aldanıyor.

Peki kimdir Engel?

ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi üyesi. Amerikalı
olmanın şımarıklığı içinde sağa - sola hava atarak kendini bir şey
sanan asılsız ve gereksiz bir kişi. Çünkü insani boyutları araştırma
açısından çok önemli bir yeri olan Mavi Marmara olayında İsrail’i bu
kadar açıktan destekleyen ve hiçbir savunmayı dahi kabul etmeyen bu
gereksiz zihniyet, Türkiye’yi düşünce hapsine mahkum etmek için adeta
İsrail’in avukatlığını üstlenmiş durumda.

Eeeeee, ne de olsa Yahudi lobisi bu. Dünyada kafa karıştırmak için
elinden geleni yapmaya çalışan bir örgüt. Bütün işleri, avantaları
doğrultusunda ve menfaatleri kapsamında çıkarlarını düşünmek.
Gerekirse bir ülkeyi dahi kökünden rahatsız etmek için elinden geleni
yapmaya çalışan saygısız bir lobi.

Peki bu Engel denen şahıs ne diyor?

“Türkiye kendinden utanmalıdır. Bu akıl almaz bir iki yüzlülüktür.
Esad rejimi kendi halkından 2000’den fazla kişiyi öldürürken, Suriye
Büyükelçisi Ankara’da rahat rahat oturmaktadır. Ancak Türkiye
İsrail’in yasal olarak uyguladığı abluka yüzünden İsrail
Büyükelçisi’ni sınır dışı etmiştir. Türkiye, Ortadoğu’daki tek gerçek
demokrasiyi azarlamak yerine, Kıbrıs gibi, kendi sorunlarına
odaklanmalıdır.”

Engel’in bu saçmalıklarına cevap bulmak çok basit. Gelin bu cevabı
şöyle verelim şu gereksiz adama:

1– Askeri lojistik yardımı Türkiye olmasa Amerika, Irak olayında nasıl
yapabilirdi?..

2– Kıbrıs meselesinde Güney Rum kesiminin bir Amerikan petrol
şirketiyle Kuzey Kıbrıs karasuları sınırı dahilinde petrol araması ne
derece haktır?..

3– “Türkiye Kıbrıs meselesinde haklıdır” diyen Beyaz Saray, neden
uçaklarını Kuzey Kıbrıs havaalanına indirmez?

4– Ermenistan’a açılım yaparak sınır kapımızı açmaya kadar demokratik
kararlar verdiğimizde, neden Amerikalı arabozucular devreye girerek bu
işi engellediler?

5– Sivil toplum örgütlerinin Filistin’e yardım götürmesini
engellemenin bir savunulur yeri var ise, o zaman Gazze’yi açık hava
hapishanesine döndürmenin alemi nedir?

6– Bütün dünya (özellikle Rusya) utanç duvarlarını yıkmak için
demokratik kararlar alırken, İsrail’in Filistin’de duvar örmesi ne
derece demokrasiye uyuyor?

Öyle oturduğun yerde, masa başında süper güç olmanın sahte
rahatlığıyla hareket ederek makale yazmanın yerine, araştırılması
mutlak olan bu gibi olayların gerçek nedenini hakarete dayandırmak çok
ayıptır. Ayıp olduğu kadar çirkin ve cahilliktir.

Engel şunu öğrenmelidir ki, devletlerarası hukukta insan ciddi ve
samimi davranmalıdır. Dürüst politika ile saygın bir ülkenin ferdi
olmanın ciddiyetine ulaşmanın özelliklerini taşımanın gayretini
göstermelidir. Ama gelin görün ki Engel, bunların tam tersini yapmakta
ve hakaret dolu sözlerle Türkiye’ye cahilce ve saygısızca laflar
söyleyerek aklınca kendini bilgili sanmaktadır.

BU CAHİL ENGEL’E İLK ÖNCE ÖLEN AMERİKALI VATANDAŞININ HAKKINI
ARAMASINI ÖNERİRİZ!..

Engel, kendine diplomatik tavırlar içinde ama terbiyeden yoksun olarak
Türkiye’ye saldırıp İsrail çanakçılığı yapacağına, gerçek bir hak
arayışına girişerek İsrail’den, kendi vatandaşının hakkını sorsun
bakalım. Ona hatırlatalım. Bundan sekiz önceydi. Yani 2003 senesinin
Mart ayının 16’sı. O yılda da İsrail’in acımasız canavarlığı Gazze’de
devam ediyordu (Bugün de olduğu gibi). Refah mülteci kampı vardı
Gazze’de. Ve yine o dönemde Filistinli bir doktorun evini yıkmak
isteyen İsrail’e karşı direnen bir Amerikalı genç kız vardı. Adı da
Rachel idi.

Kimdi bu Rachel?..

1979 yılında Washington eyaletine bağlı Olympia kentinde doğdu. Adı:
Rachel Corrie. Kayıtlar onun hakkında şöyle yazar: “Rachel Corrie,
1979 yılında ABD’nin Washington eyaletine bağlı Olympia kentinde doğdu
ve büyüdü. Evergreen Devlet Koleji’nde eğitiminin son dönemine gelen
Corrie mezun olduktan sonra yazar ve aktris olmak istiyordu...
Rachel'in empatik yeteneği öylesine gelişmişti ki, kameraların önünde
Filistinli çocukların ihtiyaçlarını anlatırken bütün çocuklarını
savaşa kaptırmış bir anne yüreğinin öfkesiyle konuşuyordu.”

Peki sonra ne yaptı Rachel?

Gazze’de İsrail’in buldozerine engel olmaya çalıştı. Filistinli
doktorun evinin yıkılmasının yanlış olduğunu dünyaya haykırmak
istiyordu. Ancak İsrailli şoför buldozeri, oradaki bulunanların
hepsinin gözleri önünde Rachel’in üzerine sürdü ve onu iki kere ezdi.
Hem de hiç çekinmeden. Ve tabii ki zavallı Rachel, hemen oracıkta
öldü.

Genç kız, (maalesef) ölümüyle İsrail’in o çirkin yüzünü tüm dünyaya
göstermişti. Ama ne dünya devletlerinden doğru dürüst bir kınama
gelmişti İsrail’le... Ne de insan hakları komisyonları devreye
girmişti. Hemen hemen bütün sivil toplum örgütleri suspus olmuşlardı.

Acaba dün Türkiye’ye utanmadan hakaret eden kendini bilmez Engel,
kendi vatandaşının adice öldürülmesini nasıl açıklayacak?

Aklını sadece lobicilikle bozanlar, doğru yapılan lobi faaliyetlerine
de engel oluyorlar. Dış İlişkiler Komitesi üyesi olan Engel’in açılımı
da her şeye “engel” kelimesiyle ne kadar bağdaşıyor öyle değil mi?..

Engel diyor ki: “...Ancak raporun İsrail’in ‘aşırı’ güç kullandığı
yönündeki ifadeleri abartılıdır. İsrail, ciddi, hayatını tehdit eden
bir şiddetle karşı karşıya kaldıktan sonra meşru müdafaa eyleminde
bulunmuştur.”

Ne yani, Mavi Marmara gemisinde masum sivil vatandaşların üzerine
helikopterlerle, motorlarla çıkarmalar yapacaksınız. Elinizde otomatik
makineli silahlarla ateş açacaksınız. Masum sivillerin başına hiç
utanmadan yakın mesafeden ateş ederek öldüreceksiniz. Sonra da buna,
meşru müdafa diyeceksiniz.
Öyle mi?..

Bütün yalan kurgularla hükümetlerinin hukuk savunuculuğuna bürünmesi,
Engel gibi asalak kişilerin devletlerini de yaralamaktadır. Daha düne
kadar İsrail ile askeri ve ticari alanlarda önemli bağları ve
yatırımları olan Türkiye’ye karşı hiç utanmadan ve hiç sıkılmadan,
sorumsuzca ve de adice vatandaşlarını öldürmesi meşru müdafa
sayılamaz. Olsa olsa aptallıktır. Ahmaklıktır. Masum sivillerin canını
alacak kadar vahşiliktir. Vahşettir.

DÜŞMAN ÜLKE İLAN EDELİM DİYORLAR...

Bunlar yetmiyormuş gibi, bir de düşmanlıklarını tam olarak ve
utanmadan ortaya atmaktan da geride kalmayan asalaklar da çıkıverdi
meydana.

Kimdi bu adam?

Ulusal Birlik milletvekili Michael Ben-Ari. Diyor ki: “Türkiye, düşman
devlet olarak ilan edilsin.”

Neden?

Çıkalarına çomak soktuk da ondan.

Uluslararası ülkeler ve medya da dahil, şunu bir türlü öğrenmek istemiyor:

1– “Mavi Marmara gemisi asker değil, sivil gemidir.”

2– “Bu gemideki sivil vatandaşların (hele ki gencecik Türk evladının)
başına vahşice mermi sıkılması uluslararası yasalara göre, askeri
yasalara göre çok büyük suçtur.”

Ama nedense bu iki madde asla uluslararası ilişkilerde, yorum yapan
ulusal gazetecilerde ve devletlerarası kurum ve kuruluşlarda hiçbir
zaman dile getirilmiyor. Sadece, “Türkiye Ortadoğu’da yükselebilmek ve
yumruğumu masaya vurmak için bu oyunu oynuyor” deniyor.

O halde, size sormazlar mı, “Siz neden Gazze’ye saldırıyorsunuz?”,
“Siz neden masum çoluk - çocuk demeden uçaklarla bomba
yağdırıyorsunuz?”, “Siz neden utamadan ve sıkılmadan Filistin’e utanç
duvarı örüyorsunuz?”

Düşman ülke demek çok kolaydır. Önemli olan düşman ülke dediğiniz
Türkiye ile daha düne kadar tüm tatbikatlarda beraberken, tekrar o
ülkeye böylesine dönek hareketle düşman demenin ne anlama geldiğini
bilmektir.

Zavallı Filistinli’nin evini başına yıkmak çok kolay gelebilir size.
Önemli olan o evin yıkılmaması için komşuluk ve devlet görevini yerine
getirmektir. Düşene bir de sen vurursan, bir gün yaptığın bu gereksiz
ve ahlaksız politikalar seni vurabilir.

KÜSTAH ENGEL, RACHEL İÇİN İSRAİL’E SOR SOR DA GÖRELİM SENİ,
SORABİLECEK MİSİN BAKALIM!..

Rachel Corrie, Filistinli’nin kimsizliğini ve yalnızlığını çok iyi
anlamış ve onları kucaklamak için Amerika’dan Filistin’e giderek o
insanların haklarını savunmaya çalışmıştır. Ama İsrail denen küstah
hükümet, hem Amerikalı bu zavallı Rachel’i dozerle eziyor... Hem de
Amerika, bu küstah İsrail hükümetini, Rachel’i feda ederek
destekliyor. Sonra da ortaya çıkıp, “Ben Amerika’yım. Dünyanın
jandarmasıyım. Dünyadaki demokrasiye karşı yanlış hareket yapan olursa
karşısında beni bulur” derken... İsrail’i destekleyerek aslında bütün
olumsuzluklara karşı “Evet” demenin bedelini ödemeye başladığının
farkında değil.

Ne olursa olsun, Türkiye gibi demokratik parlamenter sistemle gelişen
ve dünyanın beğenisini kazanan... Güçlü ekonomisiyle farklı bir devlet
yapısı olduğunu gözler önüne seren Türkiye, hem İsrail için, hem de
Amerika için büyük bir şanstır. Bunu bilemedikleri için yollarımız
ayrılır.

Önemli olan ise, Ortadoğu bir tek İsrail’den sorulmayacaktır. Bunu bu
günden sonra öğrenmeleri kendi faydalarına olacaktır.

    Yorumlar

GAZETE MANŞETLERİ

HAVA DURUMU

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

ANKET Sonuçlar Tümü

?AK PARTİ B.ÇEKMECE BELEDİYE BAŞKAN ADAYI KİM OLSUN

EN ÇOK YORUMLANANLAR

BUGÜN

BU HAFTA

BU AY

E-GAZETE

KARİKATÜR

SENDE YAZ

Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

ARŞİV