Cumhurbaşkanı'nı eminim ikna ederim

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Cumhurbaşkanı’nı Kanal İstanbul Çalıştayı’na davet edecek misiniz? Yoksa daha önce olduğu gibi randevu talebiniz olur mu” sorusuna, "Sayın Cumhurbaşkanı’mız, Sayın Genel Başkan’ımız, hatta diğer siyasi liderler de katılabilirler. Kim olursa olsun zevk duyarım. Davet etsinler, gelelim. Ben, bütün bilimsel verileri, bütün dayanakları kendilerine anlatayım. Eminim ikna ederim” yanıtını verdi.

Cumhurbaşkanı'nı eminim ikna ederim

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çekmeköy Belediyesi’ne yaptığı ziyaretin ardından, Dudullu-Bostancı Metro Hattı Projesi’nin İçerenköy İstasyonu şantiyesinde incelemelerde bulundu. İmamoğlu ve İBB üst yönetimi, yerin 20 metre altında gerçekleşen inceleme öncesinde, yetkililerden projeyle ilgili sunum aldı. Sunumun ardından şantiye alanına inen İmamoğlu, kısa bir konuşma yaptı. Hattı, “Güney-Kuzey aksındaki en etkili hatlardan bir tanesi” olarak niteleyen İmamoğlu, “2019’da bitmesi gerekiyordu. Ancak, yaklaşık 2-2,5 yıldır sorun yaşıyor bu proje. İlk başta bir finans imkanı sağlanmış, ama sonrasında bu imkan sağlanamayınca, Ekim 2018’den itibaren neredeyse tümüyle durmuş durumda. Yatırım planı olmayan bir hattı. Yatırım planındaki onay, merkezi hükümet tarafından geçtiğimiz aylarda verildi. Şimdi önümüze bakıyoruz. Finans imkanlarıyla ilgili araştırmalarımız var" dedi.

Faydalı işleri önceliyoruz


Bu hattı çok önemsediklerini belirten İmamoğlu, “ Faydalı bir iş. İstanbul’da biz göreve geldiğimizde neredeyse 8 hat durmuş durumdaydı. Çalışmıyordu. Bunları tamamlamak, bunları bitirmek istiyoruz ve İstanbul için aciliyet olan işleri önceliyoruz. Öncelemek zorundayız. Bu tür projeler, hayatın geleceğini tanımlıyor. Verimli proje üretip, verimli bir şekilde İstanbul halkına hediye ettiğiniz zaman, İstanbul halkı nefes alır, mutlu olur, hayatlarının büyük bir kısmını trafikte geçirmemiş olur, çile çekmemiş olur. Bir de hiç öncelikli olmayan bir hususu insanların önüne koyarsanız; o da anlamsız olur. Aksine, insanların daha fazla çile çekeceği bir ortam yaratmış olursunuz. Tam da biz, metroları önceliyor iken, İstanbul’un gündemine oturtulmak istenen Kanal İstanbul gibi, tekrar söylüyorum, ihanet kelimesi yetmez, bir cinayet projesidir. Bu arada “ihanet” tarifi de bana ait değil İstanbul’la ilgili. Biz sadece ihanete izin vermiyoruz. Ama Kanal İstanbul, tek başına ihanet de değil. Net söylüyorum: Bir cinayet projesidir” diye konuştu.
 

Faydalı olanı alkışlarız


Kanal İstanbul’a karşı olmalarındaki amacın, ülkenin zor koşularında, geçtiğimiz 1,5-2 yıl içerisinde finansmanı tamamlanamayan, kredi bulunamayan bu tarz projeleri öncelemek olduğunu vurgulayan İmamoğlu, "Biz, öncelik olan her şeyi alkışlarız, sahipleniriz, başlatana teşekkür ederiz. Bitirince onları davet ederiz, kucaklaşırız. Ama önceliği olmayan, vatandaşın lehine, bu kentin doğasına ve lehine olmayan hiçbir işe de asla ve asla öyle oturup, ‘Evet’ demeyiz. Zaten bu süreç içerisinde bu tarz talimatları almayacağımızı, gereksiz ve lüzumsuz olan işlere dönük birtakım sözleri talimata çeviren anlayışa karşı olduğumuzu, 16 milyon insandan talimat alacağımıza da görevimize başlarken bütün halkımıza iletmiştik. Tam da orada duruyoruz biz şu anda. Bu tarz güzel ve faydalı projeler, milli duygusunu içeren projelerdir. Çünkü, siz 16 milyon insanı mutlu ettiğinizde ve huzurlu hale getirdiğinizde bu, Türkiye’ye enerji olarak yansır" ifadelerini kullandı.

Davet etsin anlatayım


Kanal İstanbul Çalıştayı'na Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın davet edilip edilmeyeceğinin sorulması üzerine İmamoğlu, "Biz, 15 maddelik sunumumuzda, zaten tümüyle bilimsel konuştuk. Vatandaşımıza; akılla, bilimle niçin bu işin yanlış olduğunu anlatamaya çalıştık ve devam edeceğiz. Ama görüyorum ki; Sayın Cumhurbaşkanı, bugün bize sadece geçmişi anlattı. Efendim şu yapılırken o siyasi şunu demiş, bu siyasi bunu demiş. Oraya dönersek biz de deriz ki: “Sayın Cumhurbaşkanı, siz de 3. Köprü’nün İstanbul’a ihanet olduğunu söylemiştiniz ama yaptınız.” Şimdi bunlara girmeyelim. Ben, geleceği anlatıyorum. Ben, bu şehrin çocuklarına gençlerine geleceğini anlatıyorum. Bilimsel olarak izah ediyorum. “Bizi ikna edin” demiş. Tamam. Memnuniyet duyarım. Zaten Temmuz’dan beri kendisine, İstanbul’un önemli konularıyla ile ilgili konuşacağımı ifade etmiştim. Arkadaşlarım çok iyi biliyorlar; en önemli 3-4 dosyamdan biri Kanal İstanbul. Hala randevuya cevap bekliyoruz. Ama benim talebim şu: Sayın Cumhurbaşkanı’mız, Sayın Genel Başkan’ımız Kemal Kılıçdaroğlu, hatta diğer siyasi liderler de katılabilirler. Kim olursa olsun zevk duyarım. Davet etsinler, gelelim. Ben, bütün bilimsel verileri, bütün dayanakları kendilerine anlatayım. Eminim ikna ederim. Çünkü bunun karşısında bu toplumun öncelikleri açısından bugün yaşananlar açısından ve gelecekte yaşanacaklar açısından çok doğru dayanaklarla, bu işin olmaması yönünde o kadar netiz ki. Tümüyle bunlar akıl ve bilimli, zerre kadar siyasetle ilgili değil. Biz, “O, bunu dedi” ile ilgilenmiyoruz. Davet bekliyorum. Sayın Cumhurbaşkanı davet etsinler. Sayın Genel Başkanı’mız Kemal Kılıçdaroğlu da gelsin. Başka siyasi parti başkanları da gelsin. İstanbul halkı adına, cinayete dönük bu projenin feryadını bilimsel verilerle kendilerine anlatayım" açıklamasını yaptı.


Sürece ihanet olur


Kanal İstanbul güzergahında 30 milyon metrekarelik imar hareketliliği hakkında srulan bir soruya, "Öncelikle şunu söyleyeyim, İmar hareketi değil, tapu hareketi" yanıtını veren İmamoğlu, "Yani Şehircilik Bakanı “Hiçbir tapu hareketi olmamıştır” diye çok iddialı bir cümle kullandığı için, açıklamak zorunda kaldım. 30 milyon metrekarelik tapu hareketi. Bayrampaşa, Gaziosmanpaşa ve Beyoğlu’nu içine alan 3 ilçe boyutunda. Anlattığımız buydu. Yani ilk 3 firmanın en fazla yatırım yapan firmanın Arap olması bir detaydır. Bütün konuların önüne bunun konması, bu sürece ihanet olur. Diğeri daha önemli" ifadelerini kullandı.


Bugün seçim olsa oy farkı 1 milyon 600 bine çıkar


Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İBB Meclsi'ndeki AK Parti çoğunluğuna dikkat çekmesini değerlendiren İmamoğlu, "Tabi hala bunu tartışmaya açmak düşüncesini bile anlayamıyorum. Herhalde yanlış bir iş yapmanın sağladığı bir psikolojinin dili bu. Gerçekten ben, kendilerinin de yakın çevresinin de inanarak bu süreci savunmadığına inanıyorum. Kabinedeki insanlar da inanmıyor bu işe. Ama bu nedir, nereden dayatıldı? “Yüzlerce kurumdan olur alındı”. Ya Devlet Su İşleri’nden alınmadı. Devlet Hava Meydanları’ndan alınmadı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden alınmadı. Daha ne olsun? Yani televizyona çıkıp konuşan, bu işi anlatan –sözüm ona bilim insanı- bilim insanı yok. Neyi ifade ettiniz, neyi tanımladınız da insanlar ikna olsunlar? Bu yetmiyor işte kazandığımız seçime böyle tarifler yapılıyor. Çok üzüntü verici. Biz, bunlarla açıkçası kendimizi meşgul etmiyoruz. Yani bugün seçim olsa şu yarattıkları travmayla değil 800 bin fark, 1 milyon 600 bin fark olurdu. Bu farkı, Sayın Cumhurbaşkanı’nın derin siyasi tecrübeleri ile çokça yerel ve genel seçim yaşamış birisi olarak çok iyi analiz ettiğini, çok iyi okuduğunu hissediyorum, anlıyorum ve görüyorum" dedi.

 

Zeynep Vural

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER