19 Mayıs 2012 Cumartesi

KENDİMLE RÖPORTAJ-2

16 Şubat 2012, 16:00
KENDİMLE RÖPORTAJ-2
Ayşegül TOKER
-Yazarken nelere dikkat ediyorsunuz?
- Herkesin anlayacağı kadar sade bir dille, kafa karıştırmadan yazmaya çalışıyorum. Bana yazdıklarımın çok sade ve süssüz, karmaşasız olduğunu söyleyip, daha zor cümleler kurmamı istiyorlar. Ben buna karşıyım. Zaten Türkiye’de insanlar bir günde beş saat televizyon izlemelerine rağmen ortalamada yılda ancak saatini kitaba ayırıyor olarak görünüyor. En çok kitap okuyan şehir İstanbul. Yine de ne kadar okunursa okunsun on bin kişiden birinin kitap okuduğu bir ülkede, Norveçliler bizim kitap okuma oranımızı 300e katlarken kitap okumayı sevdirecek güzel bir şeyler olabilmeli. Bunun için de okuyanı yormayan, sıkmayan, yüzlerini gülümsetebilecek, boğmayacak, sinir-sıkıntı yapmayacak, sürükleyici, düşündürücü, ders verici ama dili ağır olmayan kitaplar yazılmalı. Sohbet eder gibi okunmalı kitaplar. Ya da film izler gibi sürükleyebilmeli. Benim bir sözüm vardır. Derim ki: Oynar gibi yazmak, izler gibi okumak. Kitabı yazan o kişinin rolünü oynar gibi aktarabilmeli, karakteri kitaba. Okuyan da o oyuncunun filmini izler gibi okuyabilmeli kitabı. Kolay okunup, anlaşılır olduğu sürece kitaba ilgi olur diye düşünüyorum. İnsanları okumaktan soğutmamak ve kaçırmamak için olabildiğince yalın bir dille, Türkçe’mizi bozmadan, dilbilgisi kurallarına da uyarak yazmaya çalışıyorum.
- Yazmak isteyen “benim de bir kitabım olsun” diyenlere ne söylemek istersiniz?
- (Buruk bir tebessümle) Başka iş yapsınlar. Paraya ihtiyaçları yoksa ve hayatlarındaki en büyük aşk, yazmak ise yazsınlar. Başka aşklar uğruna yazmayı terk edecekler veya ünlü olmak, çok para kazanmak hayali ile yazacaklarsa bu işe hiç başlamasınlar. Yazıya para ödeyen yok. Ne kitapların satması, ne yazılarınızın yayınlanması ekonomik anlamda kazanç sağlamaz. Sadece okur, dost, sevgi kazanabilirsiniz. Çok kitap okumayan da yazmasın. Bildiğini sandığı birçok şeyi aslında bilmiyor olduğunu insan okudukça öğreniyor. Dili, yazmayı, dilbilgisini, işaretleri, etkili yazımı… Popüler bir yazar olamayacak ve yazdıklarınızla değil de yaptıklarınızla, dediklerinizle gündeme gelemeyecekseniz, yazmakla meşhur olmak ve zengin olmak gibi hayaller varsa boşuna yazmaya başlamasınlar.
- Türkçe’yi iyi bilmek, kelimeleri doğru kullanmak, güzel yazmak da okuyucu kazanmak için önemlidir değil mi? Yanlışlarla dolu, düzeltilmeden yazılıp, para karşılığı basılmış kitapların okuyucunun ilgisini çekmesi zordur herhalde. Ellerinden bırakırlar diye düşünüyorum.
- Yoo, aslında bu zamanda ne dili doğru kullanmak, ne de cümleleri hatasız yazmak önemli olmuyor. Okumayan ve kelimeleri doğru yazamayan, harfleri dilinden atan, bizim alfabemizde olmayanları da dile katan insanlara kusursuz bir kitap yazıp, edebi değeri yüksek bir çalışma sunsanız ne olacak ki? Takdir edebilecek kadar bilgili ve okuyan o kadar az insan var ki!
- Haklısınız. Baştaki konumuza döndük galiba? Türkiye’de kitap okuma oranı az. Peki, neler yapmalı? Siz neler yapacaksınız bundan sonra?
-Benim işim yazmak. Benim sevdam yazmak. İlk romanım Bez Bebek sponsor bulduğu anda sinemaya uyarlanacak. Onun izinden gidebilecek yeni romanlar, araştırma yazıları hazırlayıp, yazıyorum. Senaryo, gazete köşe yazarlığı, editörlük yapıyorum. Yazmak üzerine çalışmalarım devam edecek. Aklımda dizi projeleri var. Onları senaryolaştırabilirim. Fotoğraf çekmeyi seviyorum. Estetisyenlik belgem var. Kozmetik ve sağlıkla ilgiliyim. Eskilerden gelen resme olan ilgimi de katacak olursak estetik, görsel, hoş, kaliteli çalışmalar yapabilirim. Okuma oranının düşük olduğu, telif haklarında sorunlar yaşanan ve yazarın kazanç sağlamadığı bir ortamda başka işlere de el atabilir, bu şekilde kendimi de geliştirebilirim.
- Son olarak bu röportajı okuyanlar için ne söylemek istersiniz?
- İnsan okuyarak yaşamadığı hayatları öğrenir, ulaşamadığı yaşamların içinde var olur, gidemediği yerlere gider, yapmadığı işleri yapar. Okuyun, hayatınız zenginleşsin. Dış güzellik geçici, iç güzellik ve bilgi kalıcıdır. Okuduğunuz kadar olgun, bilgili, doğru düşünen, doğru davranan, sevilen-sayılan, az söz ve az hareketle rakiplerini yenebilecek zekada, takdir edilen, hayran kalınan insan olursunuz. İnsanı güzelleştiren giysileri, boyaları değil, içine hapsettikleridir. İçiniz güzel olsun, siz de güzel olun. Beni takip edin (gülümseyerek) iyi bir yayıncı ile çalışabilirsem, her şey çok daha güzel olacak. Kitapla buluştuğunuz yarınlarda, satırlarda, birlikte olabilmek, paylaşabilmek, tanışabilmek dileğiyle…

    Yorumlar

GAZETE MANŞETLERİ

HAVA DURUMU

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

ANKET Sonuçlar Tümü

?AK PARTİ B.ÇEKMECE BELEDİYE BAŞKAN ADAYI KİM OLSUN

EN ÇOK YORUMLANANLAR

BUGÜN

BU HAFTA

BU AY

E-GAZETE

KARİKATÜR

SENDE YAZ

Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

ARŞİV