Hiç şaşırmadım. Bu yaşıma kadar bir çok iktidar geldi geçti. Her gelen ötekini yolsuzluk – rüşvet – yalan ve talanla suçlayıp iktidar oldular. Giderken de gırtlaklarına kadar aynı şeylere bulaşıp iktidarı terk ettiler.
  Sıraya girmiş kurtlar zamanlarının gelmesini beklediler. 
Cumhuriyet’in kuruluşunda kapitalist yolun benimsendiği günden beri bu böyledir. Öncesi de öyleydi ya. Kurulu düzen her türlü yolsuzluk ve rüşvete, talana, yağmaya, emek sömürüsüne açık  olunca, gerisi iktidarı kaparsan malı götürürsün sonucuna ulaşmak için alim olmak gerekmiyor.
Kısaca Kapitalizm de ahlak – vicdan – ar – namus yoktur. Daha da kısacası ‘gölgesini satamadığı ağacı keser’.
Ulusalcısından, liberaline, islamcısından, milliyetçisine, “solcusuna,” cemaatçisine kapitalizm herkesi bozar, kirletir. Tersi kapitalizmin doğasına aykırıdır. 
            Sormak gerekir. Cumhuriyet'in mutlak kutsallığına inananlar, elitist ulusalcılar için; cumhuriyetin   yanlışlarını eleştirenlerden  vatan hainliği çıkaranların kapitalizmle bir sorunları var mı? Oldu mu? Hayır. 
Kendi halkındaki farklılıkları düşman –hain-güvenilmez-soyu bozuk –kanı bozuk yaftalarını yapıştıran milliyetci -ırkcıların ki milliyetçilik kapitalizmin ideolojisidir. Biz yine soralım  Kapitalizmden bir rahatsızlıkları var mı ? Hayır. 
Kendilerini sol gösterip sağ vuran, sosyal demokrasiyi mülklerinin korunmasında şemsiye gibi kullanan, sözde emekten yana, pratikte emek sömürüsü, hak ihlali, asimilasyon, inkar  politikalarında en önde yürüyen solcularımızın kapitalizmle bir sorunları var mı ? Hayır. 
Cumhuriyetin kuruluşuyla modernite karşısında kabuğuna çekilen muhafazakar siyasi islamcıların, radikallerin, cemaatçilerin, tarikatçıların yıllardan beri Allah-iman-kul hakkı –namaz-niyaz edebiyatlarıyla ele geçirdikleri yirmi beş yıllık yerel, onbeş yıllık genel iktidarı elinde bulunduran siyasi islamın kapitalizmle bir sorunu var mı? Hayır. Hayır mı?
Kısaca her şey normal seyrinde sürüp gidiyor. Ne bekleniyordu ki? Her şey tertemiz olacak, dindar nesillerin Allah korkusu toplumu temizleyecek, yolsuzluk-rüşvet-yalan-talan son bulacak öyle mi? Güldürmeyin beni. Hakikaten böyle düşünenler varmıydı? AKP ye ve öncekilere yirmi milyondan fazla her bir oy bu nedenle verilmiş olabilirmi? Yada laik rejimi yıkıp gamimetten pay almanın düşünü mü kuruyorlardı? Eh milyonlarca seçmenin duygu dünyasını anlamak zor. Ama sonuçları ihtibariyla durum görüldüğü gibi!
Elbette her şeyi kapitalizme yıkıp her tülü “şerrin” kapitalizmin mahsulü deyip işin içinden çıkamayız. Her şey bu vahşi kapitalizmdendir deyip  hiç kimsenin kirini pasını aklamaya ya da hırsızlık ve soygunlarını hafifletemeyiz. 
Evet sömürü zulüm  talan ve zorbalığın kökeninde kapitalizm vardır. Ancak halkların bütün insanlıkta olduğu gibi ahlaki-vicdanı, geleneği,  göreneği,  örf ve adeti, dini, imanı ve kültürleri de vardır. Mesela kimine göre “eline, diline, beline sahip olmak” gibi, kul hakkı gibi, emeksiz kazancın hak edilmemiş servetlerin zinhar haram olduğu gibi, vs. vs. dahası utanmak (ar etmek) emanete ihanet etmemek, korumak, kollamak, kirletmemek, adil olmak, eşit davranmak, kendine olmasını istemediğini başkasına yapmamak, güçlünün ve zalimin değil mazlumun ve zayıfın yanında durmak   vb.
Mesela bir partiye oy vermiş binlerce yüzbinlerce hatta milyonlarca insan, ‘hadi  kardeşlerim bizim oylarımızla her şeyi yapabilirsiniz. Farklı düşünce ve taleplerinden dolayı zülüm ve işkence yapabilirsiniz, darbe tezgahlayabilirsiniz.Savaş çıkarabilirsiniz, doğayı yağmalayabilirsiniz ya da bizim sizlere verdiğimiz oylarla rüşvet , yolsuzluk, talan sömürü yapabilirsiniz demiş olabilirler mi? Yada Zarraf'larla iş tutun, nereden gelirse gelsin yeterki gelsin paralar diye düşünmüş olabilirlermi? Hiç sanmıyorum.
En temiz duygularla bunlar dindar, bugüne kadar gelenler bizlere çok çektirdiler. Yeter artık deyip  mührünü basmıştır. Basmıştır basmasına ama on beş yıldan beri sağda solda “yolsuzluk varrrr” eleştirilerine “çekemiyorlar dinsizler” diye de  kızmışlardır eminim. Buraya kadar tamam da.; Bir vicdan sahibi seçmen çıkıp bağırsa “benim oyumu kirlettiniz, benim oyumla gaz sıktınız, adam öldürttünüz, benim oyumla dünyalıklarınızı yaptınız, benim oyumu yolsuzluklara haksızlıklara, rüşvete malzeme yaptınız” derse ne cevap verilir ?  Yada böyle bir soru sorulur mu ? Kim sorar ? 
“Ben sorarım arkadaş, benim oyum değerlidir. Benim oyum onurludur, kirletilemez buna müsaade etmem der mi?”
Yoksa ‘bal tutan parmak yalar, çalıyorlarsa da çalışıyorlar kardeşim, öncekiler onları da yapmıyordu’ gibisinden sadece oyların kirletilmesiyle kalmaz, ruhlarında kirletilmesine göz yumarlar mı?  “Bir fırsatını bulsan bende yaparım” diye havada uçuşan milyon dolarlara bakıp iç mi geçiriyorlardır?  Bütün bunlar nasıl insanlar ve halklar olduğumuzun aynasıdır. O aynalara bakacak yüz varsa; Tabi o aynada ne gördüğümüz bizi ya kıymetli yapar yada  kirli. Aynaya bakalım;
Gelir dağılımında dünya sıralamasının neresinde olduğumuza,
Rüşvet ve yolsuzluklarda kaçıncı sırada olduğumuza,
Demokrasi ve insan hakları karnemizdeki notumuza,
Hukuk sistemi ve adalet- yargı güvecesinin olup olmadığına
Barış ve eşitlik özgürlük-emek taleplerine karşı uygulamalara,
Şeffaflık ve hesap verebilirliklerine bakarız.
Alaken vicdanen  sadece ve sadece bir insan olarak “EVET iyi durumdayız.” diyorsanız sorun yoktur. Diyemiyorsanız  bu olanlardan sizde sorumlusunuz.
Ortalık yerlere saçılan kir sizede bulaşmış demektir. Gerisi laf laf laf. Yok iç güçler - yok dış güçler oyununu, komplosu aramak “haksızlık karşısında dilsiz şeytanı” oynamaktan başka bir şey değildir.
Bizden söylemesi....

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik