Politika:
Siyasilerden Sözcü için sert tepki
Sözcü’ye yönelik “susturma” tehdidini CHP ve MHP vekillerden tepki geldi.

 
Türkiye'nin her zaman SÖZCÜ'ye ihtiyacı var

Akif Hamzaçebi: (TBMM Başkanvekili): Çağdaş demokrasilerin olmazsa olmaz unsurlarından biri basın özgürlüğüdür. Çünkü hak ve özgürlükler, haber alma hakkını da içerir ve bu çerçeve basın özgürlüğü ile tamamlanır. Anayasamıza göre de basın özgürdür, sansür edilemez; Devlet, basın ve haber alma özgürlüğünü sağlayacak önlemleri almakla yükümlüdür. SÖZCÜ hiç kimsenin fark etmediği gerçekleri, haberleri toplumun gündemine taşıyan bir gazetedir. Büyük bir boşluğu doldurmaktadır. SÖZCÜ'ye her zaman ihtiyaç vardır. Haberlerinde bir grubun tarafını tuttuğunu bugüne kadar görmedik. SÖZCÜ'yü yok etmek milletin haber alma kaynaklarını yok etmek demektir.

Çamur atmak isteyen önce bir aynaya baksın

Veli AĞBABA (CHP Genel Başkan Yardımcısı): SÖZCÜ'ye çamur atmak isteyenler aynaya baksın. İlker Başbuğ ‘Yeni karargahım Silivri' dediğinde, Aziz Yıldırım hapse atıldığında nerede durduysa orada duruyor. Balyoz, Ergenekon, Askeri Casusluk, Ergenekon davalarında herkes susarken, kalemini kırmışken SÖZCÜ, iktidara ve havuz medyasına rağmen, bu konuların üzerine korkusuzca giden tek gazeteydi. SÖZCÜ'nün ‘anti cemaatçi' olduğu, yaptığı yayınlardan da anlaşılır. Birileri aynaya baksınlar, attıkları manşetlere baksınlar. SÖZCÜ susarsa Türkiye'de demokrasinin olmadığı ortaya çıkar. SÖZCÜ Türkiye'nin vicdanı olarak, Hasdal'da, Sincan'da, Silivri'de, Maltepe'de susturulan yurtsever subayların da dili ve sesi olmuştur.

SÖZCÜ Gazetesi, toplumun vicdanının sesi olmuştur

Fikri SAĞLAR (CHP Mersin Milletvekili): SÖZCÜ, yayın hayatına atıldığı günden bu yana Türk basınında büyük bir boşluğu doldurmuş, toplumun vicdanının sesi olmuştur. 15 Temmuz'daki darbe girişimin ardından, bütün uyarılarımıza karşın başlatılan cadı avında, muhalif kesimlere de yönelme gayretlerini görüyoruz. Bu gayretler toplumda yer bulmaz ve geri teper. Basın özgürlüğünden bahseden iktidar, Olağanüstü Hal Uygulaması'nı, 15 Temmuz'u bahane ederek baskıcı politikalardan vazgeçmelidir. ‘SÖZCÜ susarsa Türkiye susar' sözü, bir slogan değil, gerçeğin kendisidir. Evet, SÖZCÜ susarsa Türkiye de susar…

Darbe sonrası fırsatçılık yapanları kınıyorum

Ömer Suha ALDAN (CHP Muğla Milletvekili): Bir ülkede tek seslilik sonsuza kadar huzur getirmez. 15 Temmuz'daki darbe girişimi sonrası dönemde “Bunlar Fethullahçı Terör Örgütü'ne mensup” iftirası atarak fırsatçılık yapanları kınıyorum. Bunlar toplumu tek sesliliğe indirgeme çabasıdır. Demokrasilerde çok sesliliğe ihtiyaç var. Haber alma bir haktır. Ve vatandaşların bu hakkının önüne geçilmesi doğru değildir. SÖZCÜ muhalif bir gazetedir. Türkiye'nin meseleleri karşısındaki tutumu ve çizgisi bellidir. Basın özgürlüğü tartışılamaz.

Bu yaklaşım FETÖ'ye karşı savaşı zayıflatır

Ümit ÖZDAĞ (MHP Genel Başkan adayı-Gaziantep Milletvekili): FETÖ'ye karşı amansız ve kesin sonuç alıcı bir mücadele yürütülmelidir. Ancak bu mücadele, hukukun üstünlüğü ve demokratik hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde olmalıdır. Son dönemde FETÖ ile mücadele kapsamında alınan önlemlerin terör örgütünü tasfiye etmenin ötesinde AKP'ye muhalefet eden kişi ve kurumları da hedef aldığı görülmektedir. Bu yaklaşım FETÖ'ye karşı mücadeleyi güçlendirmeyecek aksine zayıflatacaktır. Bu yaklaşımdan dolayı Türkiye Cumhuriyeti Devleti, son bin yıldaki en büyük iç düşmanla mücadelede önemli bir mevzi kaybeder. SÖZCÜ'nün FETÖ ile ilişkilendirilmesi kabul edilebilir değildir.

Muhalif gazetelerin üzerine gidilmemeli

Mevlüt Karakaya (MHP Genel Başkan Yardımcısı): Muhalefetten korkmamak lazım, muhalefetin de söylediği faydalı şeyler vardır. Bir gazetenin sırf muhalefet yapıyor diye yayınının kesilmesi hoş bir şey değil. Çok önemli ve kritik günlerden geçiyoruz. Olağanüstü Hal Uygulaması şartlarını yaşıyorsak da bir gazetenin salt muhalefet yapıyor gerekçesiyle yayınını, sesini kesmeye çalışmak, demokratik ilkelere ters düşer. Böyle bir şey yapılacağına da inanmıyorum. Ülkenin özgürlüklere ihtiyacı var. Bu özgürlük yelpazesinde basın özgürlüğü önemli bir yer tutar. İktidarın da muhalif basının sesine ihtiyacı var.

SÖZCÜ bize de muhalif ama susturulmamalı

Erkan AKÇAY (MHP Grup Başkanvekili): SÖZCÜ Gazetesi bir dönem ‘Ergenekoncu, Balyozcu' diye yaftalanmıştı. Şimdi FETÖ'cü mü oldu? Muhalif medyayı belge, delil olmadan karalama kampanyası ile susturmaya çalışmayı doğru bulmam. Neticede muhalif basın demek, her şeye muhalif demektir. SÖZCÜ böyle bir gazete. Yazarları da muhalif. Hatta içlerinde MHP'ye ve Genel Başkanımıza muhalif davranan yazarları olmasına rağmen, bir siyasi kampanya ile kapatılmak istenmesi demokrasiyle bağdaşmaz. Bu demokrasi ve basın özgürlüğü açısından yanlış olur. Demokrasiye, hukuka, basın özgürlüğüne inanan bir siyasi parti olarak cadı avı başlatılmasına karşıyız.

Düşünce özgürlüğüne sınır konulmamalı

Zihni AÇBA (MHP Sakarya Milletvekili): Muhalefet susarsa Türkiye susar. Yapılmak istenen muhalefetin susturulmak istenmesi. Hadise basın özgürlüğü açısından değil düşünce özgürlüğünün sınırlanmaması. Son 15 yıldır toplum bir düşünce tembelliğine yönlendirilmiş vaziyette. Çok büyük bir kesimin düşünmeye bile üşendiğini düşünüyorum. Bu düşünce tembelliğinin zaten ağırlıklı olarak hakim olduğu ülkemizde, basının, iktidar gücüyle ya da ona destek veren yandaş medya kanalıyla susturulmaya çalışılması tasvip edilemez.

Türkiye tek renkli, tek sesli bir ülke olmamalı

İsmail OK (MHP Balıkesir Milletvekili): SÖZCÜ Gazetesi dışında muhalefet yapan medya kalmadı. SÖZCÜ'ye yönelik baskılar, boşa çabadır. Demokrasi, hukuk ve basın özgürlüğünün olmadığı bir ülkede huzur, barış, kardeşlik de olmaz. Tek sesli, tek renkli, baskıcı, antidemokratik uygulamaların olduğu rejimlerde bu tarz uygulamalar görülür. Bu tutum ve davranışlar içerisinde olan AKP hükümeti ve yandaş havuz medyası şunu iyi bilsin ki, bu ülkenin geleceği için tehdit olur ve büyük bir karanlığa sürükler. Bir vekil olarak değil bir T.C. vatandaşı olarak böyle bir girişimin yasal ve hukuki takipçisi olacağım.

Basın 15 Temmuz'da kaderimizi değiştirdi

Atilla KAYA (MHP Genel Başkan Yardımcısı): İçinden geçtiğimiz bu darbe süreci basın özgürlüğünün ne kadar önemli olduğunu gösterdi. 15 Temmuz'da FETÖ'nün yaptığı darbe girişiminde bağımsız bir medyanın ülkenin kaderine nasıl etki ettiğini çok somut bir şekilde ortaya koydu. Bundan başta AKP hükümeti olmak üzere herkesin ders çıkarması lazım. Basını tek tipleştirmeye yönelik, özgür bir şekilde faaliyetlerini icra etmesini engelleyen tavır ve üsluplardan herkesin kaçınması lazım. Bağımsız yargıda olduğu gibi bağımsız bir medyanın, yandaş olmayan bir basının önemi çok açık bir şekilde ortaya çıkmıştır.

Bir gazetenin yayın çizgisi cezalandırılamaz

Mehmet PARSAK (MHP Afyonkarahisar Milletvekili): SÖZCÜ Gazetesi, toplumsal muhalefetin dile getirilmesi hususunda önemli bir görev ifade ediyor. SÖZCÜ, delili ile birlikte bir organizasyon yapısı içerisindeyse, yasal olarak gereği yapılsın. Bu ispatlanamadan, bu çerçevede esaslı deliler olmadan yapılacak girişimler, toplumda önemli soru işaretleri doğurur. Hükümet eliyle bir adaletsizlik yapılırsa, bu mücadeleye ve meşruiyetine önemli bir zarar verir. Ciddi hasara yol açar. Terör örgütüne karşı verilen mücadelenin meşruiyeti zedelenir. SÖZCÜ'nün yayın çizgisinden dolayı cezalandırılması asla kabul edilemez.

Avrupa ‘SÖZCÜ varsa umut da vardır' diyor

Umut ORAN (Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı): Özel Yetkili Mahkemeler FETÖ'nün kontrolündeyken, kumpas davalarında infazlar yapılırken mağdurların yanında SÖZCÜ durdu. SÖZCÜ'nün patronu Burak Akbay sadece gazetecilik yapıyor. Kamu ile ilişkisi olmadığını, ihalelere girmediğini, yerel yönetimlerle ilişkisi olmadığını biliyorum ve tanıyorum. Kendi yağıyla kavrulan bir kişi… Bu da son derece önemli. Avrupa, Türkiye'deki basın özgürlüğünde gelinen noktayı kınıyor ama SÖZCÜ gibi birkaç gazetenin varlığı Türkiye'nin küme düşmesini engelliyor. Avrupa ‘SÖZCÜ yayın yapabiliyor, o zaman umut var' diye bakıyor.

FETÖ'cü damgasıyla cadı avı ülkeye fayda sağlamaz

Doğan TILIÇ (Avrupa Gazeteciler Birliği Türkiye Temsilcisi): 15 Temmuz darbe girişiminden sonra basın çevrelerinde endişe duyulan konulardan biri de cadı avının başlatılması ve pek çok muhalif gazetecinin de FETÖ'cü damgasıyla hedef alınmasıydı. Ne yazık ki geçen zaman içinde bu endişeyi destekleyen adımlar atıldı. Hiç kuşkusuz bu ülkenin basın tarihi içerisinde Gülen medyasının yaptıkları, bir utanç sayfası olarak yer almıştır. Ancak bugün bütün meslek örgütlerinin titizlikle üzerinde durduğu bir konu da FETÖ'cü damgasıyla tüm muhalif çevrelerin susturulmaya çalışılmasının ne bu ülkeye ne demokrasiye hiç katkısı olmayacaktır. SÖZCÜ'ye yönelik suçlama ve saldırıları da bu çerçevede değerlendirmek gerekir.

15 Temmuz'u fırsata çevirmek doğru değil

Veli BEYSÜLEN (Emekli-Sen Genel Başkanı): Basın özgürlüğüne yapılan hiçbir saldırıyı kabul etmiyoruz. Her türlü darbeye de karşıyız. İster postallı ister sivil darbe olsun. 15 Temmuz sonrası darbeyi fırsata çevirme anlayışı söz konusu. SÖZCÜ'ye yapılan saldırıları da kınıyoruz. SÖZCÜ halkın gazetesidir. Muhalif kimliği bellidir. Bugüne kadar yaptığı yayıncılık da yerini ortaya koymuştur. Haberleri ortadayken, bambaşka bir tartışmanın içine çekilip cezalandırılmak istenmesi kabul edilemez. İktidar basının üzerinden elini çekmeli.

Darbelerin panzehiri daha fazla demokrasi

Emin KORAMAZ (TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı): Darbelerin panzehirinin demokrasinin sınırlarının genişletilmesi olduğuna inanıyoruz. Demokrasinin olmazsa olmaz koşullarından birisi de basın özgürlüğüdür. Basın özgürlüğünün sınırları da anayasa ile belirlenmiştir. Darbe sonrasında iktidar partisi AKP'nin çizgisine muhalif SÖZCÜ'nün susturulmak istenmesine karşıyız. SÖZCÜ'ye yapılan girişimleri kınıyoruz. SÖZCÜ Gazetesi'nin yanındayız. Ülkemizi özgürlükler kurtaracaktır. Baskı her zaman ters teper.
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

Devleti yağmalattılar!
CHP Esenyurt İlçe Başkanı Ali Gökmen, devletin el koyduğu fakat korumaya almadığı Esenyurt’taki FETÖ...

Haberi Oku