Bizim oralarda bir söz vardır.
Büyük kavgalar, ya it dalaşından ya da çocuk kavgalarından ortaya çıkar, diye.
Savaşlar ile ilgili de bilinen bir gerçek var.
Büyük sebepler ortada varmış gibi görülse de aslında küçük kıvılcımlar yüzünden yaşanmıştır her savaş.
*
İnsanoğlunun varoluşundan bu güne kadar bakın bütün yaşanmış savaşlara.
Hepsinin ortaya çıkış noktasına küçücük bir kıvılcım neden olmuştur.
Son yıllarda zaten bir çok komşu ülkelerimiz ile yaşanan gerginlikler heran bizi tedirgin edecek seviyeye taşındı bile.
İşte en son Rus uçağı güney sınırımızda düşürülürken uçakların pilotları ise paraşüt ile atlama anında vurularak öldürüldü.
*
Haliyle iki gündür hepimizi korku sarmaya başladı.
Bir birimize sormaya başladık.
Rusya ile savaşır mıyız?
Hemen lafımızı başında söyleyelim.
Bu o kadar kolay değil.
Ne Rusya açısından ne de Türkiye açısından bu çağda ülkesini savaşa sokmak için bir adamın aklını yitirmesi gerekiyor.
*
Üstelik bu gün olurda akıl yoksunu kişilerce yönetilse bile bir ülke.
Nato (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) gibi 1949'da 12 ülke tarafından imzalanan ve farklı dönemlerde 16 ülkenin daha katıldığı uluslararası askerî ittifaklara karşı sorumlulukları var o ülkenin.
Nato üyesi 28 ülkelerden her hangi birisinin bağımsız hareket etmesi durumunda diğer ülkeleri karşısına alacağını bilir.
Dolayısıyla Türkiye'nin de üyesi bulunduğu NATO'ya karşı sorumluluğu var.
*
Aslında Türkiye son 30 yıldır savaş halinde biliyorsunuz.
Önceleri terör adı altında başlayan savaş sonraları bir takım ülkelerin de desteği ile daha ciddi bir hal aldı.
Rusya ile de son yaşanan uçak krizi belki göğüs göğüse muhabere yaşanmasına neden olmayacak ama daha önceleri de var olan soğuk savaşlar giderek daha fazla boy göstemeye başlayacak.
*
Son iki gündür yaşananlar ortada.
Rusya'nın Türkiye ile askeri anlaşmalarını dondurması.
Putin'in ''benzer şeyler tekrarlanırsa mutlaka tepki vereceğiz” açıklaması.
Moskova'da Türk Büyükelçiliği'ne saldırıda bulunulması.
Rus milletvekillerinin Ermeni 'soykırımı' iddialarının inkarını
suç sayan yasa tasarısını Rus parlamantosuna sundması.
*
Her ne kadar Rusya; Türkiye ile savaşmayacağız ve Türkiye'de; Rusya bizim dostumuz, diye açıklamalarda bulunmuş olsalar bile bir süre bu gerginlik baş gösterecektir.
Bütün bu yaşananlara bakılırsa Türkiye'yi aslında çok ciddi bir süreç bekliyor.
Bir tarafta seçimden yeni bir başarı ile çıkıp bu günlerde başkanlık sistemini tekrar gündeme getirmeyi planlayan Ak Parti yöneticilerini de haliyle ciddi bir sınav bekliyor.
*
Artık ben burada savaş çığırtkalığı yaparak Türkiye'mi güçlü Rusya mı güçlü saçmalıklarına girmek istemiyorum.
Yok Rusya'Nın arkasında bu güçler varmış.
Türkiye'yi ABD destekliyormuş.
Esed yüzünden bütün bunlar yaşanıyormuş.
Silahlar Türkmenler gitmiş.
İŞİD'e karşı hepimiz savaşmalıyız.
Bütün bu varsayımlar ve saptamalar bir kenara atılarak ilk önce Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Eroğan sağlıklı düşünmeli.
Sonra Türkiye halkı bir bütün olarak ülkenin çıkarları ve menfaatleri uğruna bazı ucuz egolarından vazgeçmeliler.
*
Askeri güç denince akla ilk gelen karşılaştırma ülkelerin ordularının güç seviyesi. Bu konuda Rusya, ABD’den sonra dünyanın en büyük ve güçlü ikinci ordusu konumunda. Türkiye’de dünyanın en büyük orduları sıralamasında 8. sırada.
Türkiye ve Rusya arasındaki kara, deniz ve hava kuvvetlerine ilişkin verilere bakıldığında, Rusya’nın 15.398 tankına karşılık Türkiye’nin 3.752 tankı bulunuyor.
Hava kuvvetleri kapsamında Türkiye’nin 276 savaş uçağı bulunurken Rusya için bu sayı 880 civarında.
Deniz gücü anlamında bakıldığında Rusya, uçak gemisi bulunan ülkelerden birisi. Bu alanda birincilik ise ABD’de. Türkiye’nin uçak gemisi bulunmazken 115 civarında donanma gücü bulunuyor. Rusya’nın donanma gücüne ilişkin sayısı ise 350 civarında.
Askeri güç karşılaştırmasında kuşkusuz en önemli unsur ise güvenliğe ayrılan bütçeler. Rusya’nın savunma bütçesi 60,4 milyar dolar iken Türkiye’nin bütçesi 18,2 milyon dolar civarında.
*
Bu bilgileri ve yok şu kadar bombardıman uçağı, yok bu kadar tank, yok o kadar nükleer füze saçmalıklarını da bir tarafa bırakalım ve şunları düşünmeye konsentra olalım.
Savaşı kazananı yoktur.
En kötü barış en iyi savaştan daha iyidir.
El ele, kol kola, diz dize bu güzel dünyada yaşamak varken.
Alçakların.
Hırsızların.
Savaş tellallerinin, kötü niyetlilerin oyununa gelmeyelim.
Her zaman, her yerde, her şartta barış sadece barış dilini kullanmayı sürdürelim..

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik