22 Mayıs 2012 Salı

Siyaset dedikleri…

17 Ağustos 2010, 18:25
Siyaset dedikleri…
Siyaset dedikleri…


Bizi yok edecekler şunlardır dedi Gandhi, “İlkesiz siyaset, vicdanı sollayan eğlence, çalışmadan zenginlik, bilgili ama karaktersiz insanlar, ahlâktan yoksun bir iş dünyası, insan sevgisini alt plana itmiş bilim, özveriden yoksun bir din anlayışı.”


Ganghi’nin bizi yok edecek dedikleri sadece Hindistan için değil tüm ülke ve uluslar için de tehlike, çürüme ve yok oluşun işaretleriydi.


Siyasette ilkesizlik, çalışmadan zengin olma anlayışı, karakter ve ahlak yoksunluğu her gün yazılı basında örneklerine tanık olduğumuz, dönüp dolaşıp bir yerlerde karşımıza çıkan aynı şifa bulmaz hastalıklarımız değil miydi ?


Siyasette, okulda, işte, sokakta, evde aynı şeylerden yakınmıyor muyduk hep.


İlk kez iki insan yan yana geldiği anda birinin diğerine egemen olma arzusuyla başlıyordu güç gösterisi.


İnsanların kişiliklerine ve gelişmişlik düzeylerine göre kimi zaman uygarca kimi zaman gönüllük biçiminde çıkıyordu karşımıza. Kimi zaman da giyiyordu kabalık ve zorbalığın elbisesini.


Kimi zaman aile en küçük iktidar birimi olarak çıkıyordu karşımıza.


Gücün olduğu yerde başlıyordu iktidar, iktidarın olduğu yerde de siyaset.


Güç, iktidar ve siyaset ayrılmaz bir üçlü olarak hayatımızı işgal ve tanzim ediyordu.


Ya kişisel çıkarları uğruna; gücünü göstermek, daha fazla güç toplamak, iktidardan pay kapmak, daha çok saygınlık, daha çok onur, ün, para ve mevki kazanabilmek adına tezahür ediyordu. Ya da inandığı bir dava uğruna daha güzel bir dünya, daha güzel bir ülke, ülkenin, insanlığın çıkarları, değerleri uğruna, ezilen bir sınıf yada halk için özveriyle çalışmak yani bir nevi kendini adamak tarzında…


Halk adına halka ait işleri yürütme ve yönetme işiydi aslında siyaset. Güç kullanma, güç yönlendirme, düşmana ve rakibe karşı mücadele etme, ittifaklara girme sanatıydı. Bazen bir direnişti; başkasının kendi üzerindeki egemenliğini, gücünü kırmak ve geriletmek için…


Peki bugün diyebilir miyiz ki parlamentomuzda politika yapan her akımdan insan aynı adanmışlık duygusu içinde hizmet ediyor ülkesine, milletine


Her dönem kaynaklar küçük bir azınlığın aşırı tüketimiyle heba ediliyor. Olup bitenler sanki umurunda değil yönetenlerin. Yönetilenler ise sanki salgın hastalıktan uyanmışçasına bezgin, ruhsuz, umursamaz…


Kendi çıkarları için politika yapan ve bir ülkenin kaderini peşinden sürükleyen bir azınlık var karşımızda..


Siyasete girip de temiz kalmayı başarabilenlerin sayısı ise belki bir avuç.


Kirlenme kirli maddi ilişkilere girme şeklinde olabildiği gibi türlü türlü arz-ı endam etmekte gözümüzün önünde.


Bazen görüp seyirci kalarak, bazen tanık olmamak için gözlerini kapayarak, bazen duyup susarak da kirlenir kişi.


Her halükarda kirlilik hepimizde.


Kirli insanların oranı ölçüsünde büyüdükçe büyüyor toplumdaki leke


Kirlenmeyi göze almadan girilemiyor hiçbir ilişkiye, girişilemiyor hiç bir işe…


Siyasetteki kirlenme diğer alanlardakinden daha yoğun yaşadığı için dikkat çekiyor belki de.


Herşeye fayda açısından bakan siyaset ve siyasetçinin, siyaseti yönetmeye kalkışan kitle iletişim araçlarının kamuoyu nezdinde güvenilirliğini yitirmesi de boşuna değil elbet.


“İktidar yozlaştırır, mutlak iktidar mutlak yozlaştırır” diyor Lord Acton..


Ahlak ve siyaset ne yazık ki aynı anda var olamıyor.


Özlemin duyduğumuz “etik” hayatın her alanına geçirilemiyor bir türlü.


Dünün mebus pazarları, günümüzün tele kulak tartışmaları.


Herkes de bir paranoya. İşte geldiğimiz nokta.!


Hangi alanda olursa olsun aradığımız ve yokluğunu hissettiğimiz, eylemi ile düşüncesini birleştirmiş, ağzından çıkan sözün sorumluluğunu kavramış insan….


Yüzlerinde bin türlü oyun, duygularından çok maskeleriyle huzurumuza çıkanlar değil…

    Yorumlar

GAZETE MANŞETLERİ

HAVA DURUMU

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

ANKET Sonuçlar Tümü

?AK PARTİ B.ÇEKMECE BELEDİYE BAŞKAN ADAYI KİM OLSUN

EN ÇOK YORUMLANANLAR

BUGÜN

BU HAFTA

BU AY

E-GAZETE

KARİKATÜR

SENDE YAZ

Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

ARŞİV