‘Söylesem öldürürler, sussam ben ölürüm’

Canım kızım Ada Deniz’in büyümesini hayret ve sevgiyle izliyorum.
“Ösledim” de diyor artık, “baba del, hafhaf detir” de…
Annesinin “çiş”e alıştırmaya çalışmasıyla, bezsiz gezen Ada’cık üstümüze de işiyor şimdilerde.
Bunları neden mi yazıyorum?
Çünkü, yazacak daha kıymetli bir şey yok artık.

***

Neyi yazayım?
İki kitap dahi okumamışken 3 kitap yazma “cesaretini” gösteren cahilleri mi?
Şehit cenazesi haberlerinin geldiği günde şarkılı - türkülü etkinlik yapılmasını eleştirirken, ağzındaki o ırkçı salyalarını sağa – sola akıtmaktan geri durmayan ve köşe yazısına o güne has havuzda çekilmiş fotoğrafını koyan embesili mi?
Yoksa, “başyazı”sını 25 Lira karşılığında başkasına yazdıran aklı evveli mi?
Neyi yazayım sizce?
Röportaj yaptığı adamın adını dahi doğru düzgün yazamazken, bölgede “en iyi gazeteci” pozlarında dolaşan hanım kızımızı mı yazayım?
Yoksa, bugün “çaktıkları” adama yarın kahvaltı sofrası kurarak ağırlayan ve “hırsız” olduğunu iddia ettiklerinin karşısında, hazırladıkları kahvaltı sofrasında ceket ilikleyenleri mi?
Bayramdan bayrama gazete çıkaran ve “gazetecilik” yaptığını iddia edenleri mi?
Muhabirlik ve muhbirlikteki harf benzerliğine dayanarak, ikisini de “layıkıyla” icra etmeye çalışanları mı?
Neyi yazayım sizce?

***

Aslını isterseniz, bugün yerel gazeteciliğin geldiği noktadan hiçbir arkadaşımız memnun değil. Zaman zaman konuşuyor ve dertleşiyoruz…
Diyor ki dostlarım;
Gazetecilik yapan yok…
Gazeteler, haberle değil, reklam malzemesi ile dolu…
“Bilmem kim iftar verdi, izdiham oldu”…
“Bilmem ne evleri rekora koşuyor”…
“İşadamı bilmem kim dedi ki”…
Manşetleri süsleyen bu başlıklar öyle yordu ki bölge insanını…
Artık, gazeteleri okutmayı bırakın, dağıtmaya bile cesaret edemez olduk.

***

Geçenlerde bir toplantı yapmış meslektaşlarım…
Demişler ki, birileri ilan fiyatlarını düşürüyor…
Ve devam etmişler; karar alalım, herkes aynı ölçüdeki ilan için aynı fiyatı uygulasın…
Demişler ama, kimse durmamış lafının ardında.
Yine bozguna uğramış birliktelik ve hesaplı selam verir olmuş arkadaşlar birbirlerine.

***

Neresini anlatsam, bilmiyorum.
Yazmaktan sıkılıyorum, utanıyorum, gocunuyorum.
Ve… bir Kerkük türküsü geliyor aklıma:
‘Söylesem öldürürler, sussam ben ölürüm.’

***

Ada Deniz’in çişe alışması kolay görünüyor.
Peki, gazetecilerin mesleğe tekrar dönmeleri?..
Zor oğlu zor galiba.

YORUM EKLE