13 Haziran Perşembe günü Büyükçekmece CHP çevresinde değer verdiğim bir dosttan davet aldım. ”CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve İstanbul il Başkanımız Canan Kaftancıoğlu’nun katılacağı seksen kişilik bir toplantı yapılacaktır. Seçimlerle ilgili yazılarınızı takip ediyoruz. Katılmak istermisin?” Toplantının gündem ve formatını sormadan daveti kabul ettim.
Büyükçekmece merkezli bir otelin teras katında olduğu söylenen toplantıya gittiğimde,  birçoklarını önceden tanıdığım halktan insanların, 31 Mart seçimlerinde Büyükçekmece’de AKP nin “taşıma oy kullanıldı”  suçlamasıyla polis sorgulamasına muhatap olmuş yurttaşlardan oluştuğunu orada öğrenmiş oldum.
CHP Genel başkanı ve beraberindeki heyetin seçim kampanyasını İstanbul ilçelerinde sessiz, sakin, abartısız ilçe örgütlerinin organizasyonuyla sürdürdüğünü biliyordum. Bu toplantıda onun bir devamı olduğu anlaşıldı. Ancak bir farkla ki; Büyükçekmece’de “taşıma oy” iddiasıyla sorgulanmış, baskılanmış, şüpheli muamelesi ile zan altında bırakılmış olan yurttaşların birçoğu basına yansımış mağduriyetlerini doğrudan kendilerinde dinlemek ve paylaşmak istemişler.  
CHP Genel başkanı,  katılımcıların akşam yemeği eşliğinde tanışma ve ardından hikâyelerini tek tek dinledi. Sorular aldı. Not tuttu. Mağdurların çok farklı sosyal gruptan ve bölgeden olmalarından olacak ki, sadece uğradıkları mağduriyetin dışında soru ve taleplerini de dile getirdiler. Seçim güvenliği, seçimlerin tekrardan gasp edilmesi endişesi, Seçim sırasında provokasyon olasılığı,  bu haksızlıkları çocuklarına nasıl anlatacakları, sandık görevlilerin güvenliği ve Kumburgaz sahillerinde gece boyunca süren Suriyeli mültecilerin yarattığı olumsuzluklara kadar süren  sorular ve talepler.
Yalnız masanın en sonlarından oturmama rağmen biraz tesadüf, biraz tanışma sırasında soru sorabilecek miyiz? Sorusun kaynaklı  ilk soru benden alındı. Son yazdığım   “Büyükçekmece Halkının AKP GBT siyle Sınavı,  Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek. İşte geldi”  köşe yazılarımdan referans alarak ki toplantı formatına uygundu. Sorumu sordum.
“Sayın Genel Başkan, Bu ülkede hak gaspına uğramış insanlar meydanlarda “susma sustukça sıra sana gelecek” diye  yıllarca bağırırlar. Ama batıda yaşayanlar için çokta bir anlamı olmaz. Bunlar ancak doğu illerinde olur. Onunda gerekçesi hazırdır. Ama öyle olmadığı Büyükçekmece halkının başına gelenlerle ve İstanbul’un seçilmiş belediye başkanının  mazbatasının iptali ile  hak gasplarının herkesin başına gelebileceği somut olarak açığa çıkmıştır. Demokrasi standartı açısından bu konuyu nasıl açıklarsınız? İkincisi Trakya’da bir köylüyle konuşurken, ''bu dönem CHP adaylarına HDP piyangosu vurdu’ dediğini aktardım. Konuyla ilgili düşünceleriniz nedir? Teşekkür ederim.”
Tüm soruları tek tek yanıtlarken özetle; “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” Vurgusuyla demokrasi kalitemizde çok gerilere düşüldüğü, haksızlıklara hep birlikte karşı çıkmamız gerektiği,  İstanbul seçimlerinin bu aşamaya gelmesinde ve nasıl sonuçlanacağı konusunun bütün ülkenin ve dünyanın gündemine oturduğu, İmamoğlu’nun kullandığı birleştirici, barıştırıcı dilin toplum tarafından benimsenmesinin kıymetinin altını çizdi. İmamoğlu’nun CHP adayı olmaktan çok artık tüm muhalefetin adayı haline geldiğini özellikle vurguladı. 

Biz “HDP piyangosundan çok, her kesimden, her yurttaştan oy istiyoruz. AKP, MHP, İYİ PARTİ, SD ve HDP li ve diğer tüm vatandaşlardan oy istiyoruz. Kimsenin oyuna hayır demeyiz.” ( En iyi niyetle belki de toplantının formatı gereği, millet ittifakı dışındaki HDP nin batıda kaybettirme siyasetinin CHP li adaylara kazanma fırsatı yaratırken, demokrasiye olan katkısını yorumlamaktan kaçındığı hissine kapıldım.)
Seçim güvenliği konusunda yurttaşlar rahat olsunlar ama dikkatlide olmaları gereğini vurguladı. muhtemel her türlü provokatif olaylardan uzak durulması gereğinin altını çizerek “merak etmeyin sandık seçmen listelerine bir ekleme yapılıp yapılmadığını  31 Martta  kullanılan sandık listeleri bir broşür dahilinde her sandık görevlimize verilecek,  eskiyle yeniyi karşılaştırma imkanı olacaktır. Sizlerden İmamoğlu’na daha önce oy vermemiş bir kişiyi tatlılıkla ikna etmenizi istiyorum. Sandığa gelmesini sağlayın, Suriyeliler konusu yerel yönetimden çok iktidarın sorumluluğunda, öncelikle Suriye’de barışın sağlanması lazım, Suriye savaşını barıştıracaklarına savaştırdılar. Ne işimiz vardı Suriye’de?  İnsanlar savaştan kaçıp dünyanın her yerinde doğal olarak mülteci sorunu ortaya çıkardılar. Türkiye Suriye barışının sağlanması için çalışmalı, bu insanların güven içinde evlerine dönmesi sağlanmalıdır.

Bizce çözüm budur.” Genel sohbet havasından geçen toplantıda daha önce “Büyükçekmece halkının AKP GBTsiyle Sınavı” başlığıyla yazdığım yazıdaki  aradığım cevabı ; Katılımcıların eskisinden daha bilenmiş ve kararlı hallerini gözlemleyerek almış oldum.

Toplu fotoğraf çekimiyle son bulan toplantıya katılan tek  İSTANBUL GAZETECİLER DERNEĞİ üyesi olarak fazlaca yorum katmadan izlenimleri kamuoyuna aktarmak  bize düştü.
14.06.2019 Baki ÇİFÇİ
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×