Kuşku, insanı çok yoran mutluyken mutsuz, neşeliyken neşesiz bir ruh haline sokan bir psikolojidir. İnsan temiz ve berrak düşünebildiğinde sakin bir ruh haline kavuşabilir. Kuşkulu ruh halinde ise sürekli bir gerilim söz konusudur. Kuşkulu insan, gülmek istese kafasının bir köşesinde hep kuruntular olduğu için içinden geldiği gibi gülemez, hiçbir zaman tam anlamıyla mutlu olamaz.
Kuşkulu ruh halinden kurtulabilmek içinse vicdanı maksimum kullanmak gerekir. Vicdanı maksimum kullanabilmek için Allah’tan çok korkmak, O’nu çok sevmek gerekir. Allah insanı vicdanını tam kullandığı takdirde mutlu, huzurlu ve sakin yaşayabilecek bir ruhla yaratmıştır.
Kuşku, insanın şeytanın vesveselerine kulak vermesiyle meydana gelir. Bu vesveselere kapılan insan, olmayan olayları varmış, konuşulmayan sözleri konuşulmuş kabul eder, beyninde kendi oluşturduğu bir dünyada yaşamaya başlar. Bu kişi konuşulan her sözden alınır, her olayı kendi aleyhine sanır. Allah kendisinden yüz çeviren, kuşkulu ruh haline sahip bu insanların durumunu bir ayetinde şöyle haber vermiştir:
“Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler. (Bu dayanıksızlıklarından dolayı da) Her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar…’’ (Münafikun Suresi, 4)
Tam tersine, kendini Allah’a teslim etmiş kişi ise temiz akıl sahibidir. Her işinde Rabbine yönelip döndüğü için çevresine göre değil, Allah’ın buyruklarına göre hareket eder. Sadece O’na güvenir, sadece O’nu dost edinir. Yerin, göğün ve ikisi arasındakilerin Rabbine teslim olmak ise, hiçbir dünyevi değeri kendine ilah edinmeye benzemez. Zaten insanın bu ilah edindiklerini de Allah yaratmıştır. Kendilerine ait müstakil bir güçleri yoktur. Dünyevi değerleri kendine ilah edinen kişi kaybetme korkusundan ötürü, kuşkular ve kuruntular içinde boğulur. Hayatı acabalarla doludur. Temiz akıl sahibi Müslüman ise, herşeyin Allah’ın kontrolünde olduğunu ve O’nun herşeyi bir hayırla yarattığını bildiği için rahat ve huzurludur.
“Peki, sana Rabbinden indirilenin gerçekten hak olduğunu bilen kişi, o görmeyen (a'ma) gibi midir? Ancak temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünebilirler.’’ (Ra'd Suresi, 19)
Müslüman olayların arkasındaki hikmetleri görmeye çalıştığı için Rabbinin kendisi için yarattığı olaylarında tesadüfen, kendiliğinden gelişmediğini bilir. Kötü bir söz duyduğunda, bir iftiraya uğradığında bunu kendisinin denenmesi için yaratıldığını bilir, Rabbine güvenir. Kafasında kuruntu ve kuşkular yoktur. Şeytan vesvese verdiğinde hemen Allah’a sığınır.
“(Allah'tan) Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler (Allah'ı zikredip-anarlar), sonra hemen bakarsın ki görüp bilmişlerdir.’’ (Araf Suresi, 201)
Kuşkularla yaşamak kabus gibidir. Arkadaşının bir sözünden, bir bakışından farklı anlamlar çıkarıp alınmak, yanlış anladığı bir tavrı günlerce düşünüp hüzünlenmek… şeytanın vesveselerle insana yaptırdıklarıdır. Şeytanın asıl amacı kişiyi Allah’ı düşünmekten uzaklaştırmak, cehennemine vesile olmaktır. Zaten insan Rabbinden yüz çevirdiğinde, hemen şeytanın vesveseleriyle yaşamaya başlar. Şeytanın vesveseleriyle bulandırılmış kuşkulu ruh hali ise Allah’ın bu kişilere dünyadaki cezasıdır. Ahirette ise daha büyük olanını yaşayacaklardır.
"İnkar edenleri ise, dünyada ve ahirette şiddetli bir azapla azaplandıracağım. Onların hiç yardımcıları yoktur." (Ali İmran Suresi, 56)
Yorumlar