Yaşam yolculuğumda birçok nedenden dolayı zaman zaman aynı yolda yürüdüğüm çok değerli insanlarla tanıştım. Bunlardan biri de toplumumuzun yakından tanıdığı psikoloji alanında çok değerli çalışmaları olan Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu’dur.
Kendisini yazmış olduğu kitaplar ve televizyon programlardan tanıyordum. Ancak yaklaşık bir yıl önce telefonla arayarak Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’nin çalışmalarından bahsedip sahip olduğumuz bilgileri topluma daha iyi yayabilmek için fikir vermesi konusunda kendisinden yardım istedim. Değerli Hocam, bizlere memnuniyetle destek sağlayacağını söyledikten birkaç gün sonra bir alışveriş merkezindeki ilk görüşmemiz sırasında kendisine dernek ve kendimle ilgili birçok bilgi aktardım. Hocam söylediklerimi ilgiyle dinledi ve konuşmamızın bir yerinde bana son yazdığı kitabından bahsetmeye başladı.  Kitabında bizim yaşamlarımıza da yer vermek istediğini belirtti. Bu durum beni çok heyecanlandırdığı için onur duyacağımı söyledim. Derneğimizin Ataköy’de bulunan genel merkezinde buluşmak üzere bir tarih kararlaştırdık. Hocama ulaşımının nasıl sağlanmasını istediğini sorduğumda  “Sen merak etme, ben metrobüsle gelirim.”  dedi. Daha önceden kendisiyle ilgili izlenimlerimden çok mütevazı bir insan olduğunu düşünüyordum. Ancak bu kadarını da beklemiyordum. Eee… Doğan Cüceloğlu olmak da kolay değil doğrusu. 
Derneğimizde yaptığımız röportaj yaklaşık üç saat kadar sürdü.



Doğan Hocanın son kitabı ‘Gerçek Özgürlük’ünyayınlanacağı gün yaklaştıkça heyecanımız da gittikçe artmaya başlamıştı. Bir gün Hocam beni arayarak kitabın 3 Aralık 2014 tarihinde yayın hayatına gireceğini söylediğinde heyecanım daha da artmış, şaşkınlık içinde kalmıştım. Çünkü 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ydü ve Hocam engellerin aşılabilmesine katkı sağlamak için kitabında TOFD Genel Başkan Yardımcısı Semra Çetinkaya (ortopedik engelli) , Kerim - Selim Altınok Kardeşler (görme engelli)  ve benim yaşadıklarımızla ilgili önemli bir yer ayırmıştı. Bu, kesinlikle tesadüf olamazdı Hocayla aramızda büyük bir bağ oluştu. Bundan sonraki süreçte daha önemli şeyler olabileceğini hissediyordum. Hocam yapmış olduğu söyleşilerde ve televizyon programlarında ‘Gerçek Özgürlük’ ten de bahsediyordu. Yayın hayatına giren kitabın, ilk bir ayda 50.000 adet sattığını duyunca çok mutlu olmuştum. Çünkü kitabı okuyan herkes, engellilerin yaşamındaki sıkıntıları ve zorlukları da öğreniyordu. Hocamın söyleşilerini ayda bir kez TOFD’nin organize etmesi konusunda fikir birliği oluşturduk. İlk iki gösteride katılım çok fazlaydı ve büyük bir ilgi vardı. Bir sonraki yapacağımız söyleşinin tarihleri hafta sonuna denk geliyordu ve biz hafta sonu yoğunluğundan dolayı boş bir salon bulmaktan dolayı güçlük çekiyorduk. O günlerde Kadıköy Gönüllüler Evi’nden projelerimiz konusunda bizimle iş birliği yapmak konusunda derneğimizi ziyarete geldiler.

Sohbet sırasında Doğan Hocamızla söyleşilerinden söz edip,  Anadolu Yakası’nda bir salona ihtiyacımız olduğunu söyledim. Şaşkınlıkla bana baktılar ve 8 Şubat Pazar günü bir etkinliklerinin olduğunu, ancak iptal etmek zorunda kaldıklarını söyleyerek “Doğan Hoca ile etkinlik yapmayı çok isteriz. Bu tarih sizin için uygun olur mu?” diye söylediler. Tarihle ilgili onay almak için hemen Doğan Hocayı aradım. O tarihte müsait olduğunu söyleyip onaylayınca, yine çok heyecanlanmıştım. “Hocam biliyor musunuz 8 Şubat benim doğum günüm ve ben bunun da tesadüf olmadığını düşünüyorum.” Dediğimde, Doğan Hoca gülümseyerek ; “9 Şubat’ta benim doğum günüm.” diye yanıt verdi.  Biz, o söyleşi gününde sahnede bir pasta keserek her ikimizin de doğum gününü kutladık. 

Söyleşilerin tarihleri değişiyor, ancak tesadüfmüş gibi görünen bir program yeni hikâyeleri yaşamamıza neden oluyordu. 
1 Nisan 2015 tarihinde Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi’nde söyleşimize hazırlandığımız günlerde Hayırsever Necla (Tercan) Teyzemizin bağışlarını yönlendiren Sevgili Yıldız Duba, derneğimizi ziyarete geldi. Hatırımızı sorduktan sonra ihtiyacımız olan destekler konusunda bilgi almak istedi. Ulaşım araçlarımızın kullanılmayacak kadar eski olduğunu söylediğimizde, bu konuda destek olabileceklerini söyledi. 

Kendisine, bir yıl önce geçirdiği trafik kazası sonucu omurilik felci olan konservatuar mezunu sanatçı ve eğitmen Nagihan Gül'den bahsettim. Sevgili Yıldız, Cemal Reşit Rey'de keman sanatçılığı yapan amcasının 70 yıllık bir kemanı olduğundan ve bunu güzel bir sürpriz yaparak Nagihan’a hediye etmek istediğini söyledi. 


Ve 1 Nisan akşamı sahnede bu çok değerli kemanı alan Nagihan, o eşsiz yorumuyla destek olan herkese ‘Fikrimin İnce Gülü’ isimli parçayı seslendirerek teşekkür etti.Bu güzel ve anlamlı gecenin sonunda anladım ki biz her gün her saat ve her saniye git gide daha çok anlam kazandırıyoruz hayatımıza ve daha çok mucizeler gerçekleştiriyoruz. Bu mucizenin parçası olan yüreği güzel insanların hayatımızda her zaman var olması ve aynı dili konuşanların değil aynı duyguları paylaşanların çoğalması dileğiyle.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik