Nazım Hikmet, “Eskimek ne güzel eksilmedikçe” demiş.
Hayatın kendi akışı içinde ilahi kusursuz bir denge var ve bunun doğal sonucu olarak geçiyor zaman ve eskiyor her şey.

Sebebi kişiden kişiye değişir ama eskide kalanlar insana çok da dokunmuyor hatta değer bile kazanıyor.
Alışıyor insan, seviyor, sahipleniyor, sadakatle bağlanıyor.
Yaşamaya, eskitmeye ve eksilmeye devam ediyorsun.
Ediyorsun da nasıl?

Sevdiklerin, çocukluğunda elini tutmuş büyüklerin yıllar geçtikçe hayatından çıktıkça; büyüdükçe, yaş aldıkça, özledikçe tarifi mümkün olmayan bir acı sarıyor bedenini.
Bazı yokluklar hiç dinmeyen diş ağrıları gibi.
Gülüyorsun, ağlıyorsun, eğleniyorsun…
Geçer gibi oluyor ama bir bakmışsın o ağrı orada öylece duruyor.
Taşıması zor, çünkü yokluğun ağrısı ağır oluyor…

Ramazan ayını geride bıraktık ve nihayet bayrama kavuştuk.
Esasında paylaşmanın, buluşmanın, çoğalmanın, çok olmanın zamanı şimdi ama eksilmek hepimizin ortak noktası.

Aramızdan ayrılanları en çok hatırladığımız, özlediğimiz günlerdeyiz. Keşke dediğimiz; keşke daha çok kıymet verseydim dediğimiz günler.
O halde en güzeli koşturup giden zaman içinde en derininden severek, kırmadan, yıpratmadan, anlayarak ve anlaşarak, hoşgörüyle, saygıyla, değer ve önem vererek hayatı paylaşabilmek.
Mesele, şu fani dünyada zamanı sevdiklerimizle güzel eskitebilmek…

Büyük şair Nazım’la başladık yazıya, naçizane kendime ait bir dörtlükle bitirelim:

Eski bayramların tadı kalmadı

Devir değişti artık her şey hızlandı

Aşk, sevgi, merhamet değerleri vardı

Hepsi tarih oldu bizden uzaklaştı

Herkese eksilmediği ve en güzel şekilde eskiyen mutlu bayramlar dilerim…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik