Yüreğimin yarısı cezaevinde

2003 yılında tanıştım sevgili Hüseyin Kalanç’la…
Seçim öncesiydi, sık sık görüşür olmuştuk.
Esenyurt’un AKP’ye teslim olmaması adına elinden geleni yapıyordu.
Yapıyorduk…
Seçim geldi, sandık kondu, kaybettik. 
Seçimi kaybettik ama, mücadeleyi kazandık…
Askerliğimi bitirip döndükten sonra, 2006’da tekrar buluştuk Hüseyin Kalanç ve Hüseyin Şabahat’la.
“Hadi” dediler, “Esenyurt Tuncelililer Derneği’ni aktif hale getirelim”…
El ele verdik, başladık uğraşmaya.
Esenyurt’ta bir “hayır, asla” haykırışının faili olmaktı hedefimiz.
Biliyorduk; dövecekti iktidar, sövecekti, üzerimize gelecekti…
“Vız gelir” dedik, başladık yürümeye…
Yürüdükçe büyüdük…
Büyüdükçe uzadı adımlarımız…
Esenyurt Dersimliler Derneği olmuştu adımız…
Bülent Gencer, Devrim Acar, Çetin Durmuş, Zekiye Özcan katıldılar aramıza, güç ve omuz verdiler. 
Paneller düzenledik… 
12 Eylül zulmünü tartıştık… 
Kentsel Dönüşüm’ün Rantsal Dönüşüm’e çevrildiğini anlattık…
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliğinde “emekçi” sözcüğüne tahammül edemeyenlere karşı, kadınlarımızın emeklerinin ne denli önemli, kıymetli, kutsal olduğunu söyledik.
Şairlerimizle buluştuk, şiir tadında söyleşiler yaptık.
Sanatçılarımız “Dersimce” türkülerini söylediler, kimin zaman gözlerimiz buğulu, kimi zaman ise coşkulu eşlik ettik.
Zazaca dil kursu, İngilizce kursu, bağlama kursu, tiyatro kursu düzenledik, gençlerimizin hayata katılması için elimizi taşın altına koyduk.
Nereden bilirdik ki, bunlar bir gün “suç” yazılacak…
Esenyurt Dersimliler Derneği Başkanı Hüseyin Kalanç’ın evi 19 Şubat sabahı Terörle Mücadele polisleri tarafından basıldı…
Gözaltı kararı vardı hakkında…
Evi arandı, bilgisayarlar, cd’ler, kitaplara el konuldu.
Çocuklarının gözleri önünde kelepçelendi Kalanç, sorgulanmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.
4 gün süren polis sorgusunun ardından İstanbul Adliyesi’ne sevkedildi, savcılık sorgusunun ardından mahkemece tutuklandı.
Peki neydi suçu? Ne sormuştu polis ve savcı?
“Bu basın açıklamalarını neden yaptın?”…
“Neden Esenyurt Cumhuriyet Meydanı’nda aşure dağıttın?”…
“Bu isimler neden derneğinize gidip geliyordu?”…
Bunun gibi bir sürü soruya tek bir cevap vardı:
Dersimliyiz biz babam, haksızlığa tahammül edemiyoruz, kusura bakmayacaksınız artık…
Herhangi bir sorun karşısında, “Hallederiz, sorun yok abi” tavrını ortaya koyan o “adam”…
Sakin, dingin, azimli o “adam”…
Kararlı, sevgi dolu, inatçı o “adam”…
Sevdalı, dost yüzlü - dost gülücüklü o “adam”…
Cezaevinde şimdi…
Yüreğimin yarısı, sevgilim, kıymetlim cezaevinde…
Dışarıda yalnızız, çaresiziz, kimsesiziz artık. 
Buradan iktidar sahiplerine sesleniyorum: 
Kurulan bu komployu boşa çıkaracağız…
Çıkaracağız Hüseyin Kalanç’ı… 
Alacağız o zindandan, hediye edeceğiz tekrar özgürlük, demokrasi, hak mücadelesine…
Ve… Yürüyeceğiz yine Cumhuriyet Meydanı’nda kol kola…
Kalplerimizde bahar, avuçlarımızda dünya…
Yürüyeceğiz hayının üstüne, tüküreceğiz suratına…
Can yoldaşım, sana söz…
YORUM EKLE