Adalet sadece kız çocuklarına verilen bir isim değil!

  Önceki gün (27 Şubat) Deniz Gezmiş'in doğum günüydü.

Ben de sosyal medyadan; 'iyi bir hikaye aslında bittiğinde başlar' diyerek yoldaşın doğum gününü kutladım.

Deniz Gezmiş mahkemede idam kararını veren yargıca gülümsemiş.
Yargıc neden gülüyorsun dediğinde ise; arkada 'adalet' yazıyor da ona güldüm demiş.
*
Adalet diye bizim oralarda eskiden kız çocuklarına isim koyulurdu.
Şimdilerde pek rastlamadım.
En son bildiğim dayımın kızı Adalet var.
İzmir'de yaşıyor kulakları çınlasın benden 3 yaş büyüktür.
Diyeceğim o ki; adalet sadece kız çocuklarına koyulan isim olmamalı.
İşte o adalet gün gelir herkese lazım olur.
Dün bir şiir okuduğu için cezaevinde yatan Recep Tayyip Erdoğan'a da.
Yaptığı bir haber yüzünden günlerce, aylarca, yıllarca hapis yatan gazetecilere de.
Etrafta onca hırsız varken açlığını gidermek için fırından bir simit çalan gariban çocuğa da.
*
Yine bir adalet daha Anayasa Mahkemesi tarafından yüzünü göstererek gazeteci Can Dündar ve Erdem Gül'e tahliye yolunu açan hak ihlali kararını verdi.
Dündar ve Gül 92 gün hapis yatarak bu yanlışlıktan dolayı bedel ödedi.
Oysa cemaatçi hukukçular Nedim Şener ve Ahmet Şık'ı 375 gün yatırmışlardı.
*
Kuşkusuz Anayasa Mahkemesi'nde sayısız yargıçlar var.
Dündar ve Gül dosyası belki başka yargıcın önüne gitseydi böyle bir karar çıkmayabilirdi.
Olacak şey mi bu şimdi.
Nerede bu adalet.
Nerede vicdan.
Nerede insan hakları.
*
Nihayet AYM'nin bu kararı sonrası konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Bana göre medyanın sınırsız özgürlüğü olamaz. Dünyanın hiçbir yerinde de medyaya sınırsız özgürlük yoktur. Bu haberlerde, bu ülkenin Başbakanına, Cumhurbaşkanına bugünkü göreviyle, her türlü saldırı vardır. Yani basın mensubu, yazılı-görsel kalkacak, Cumhurbaşkanına, Başbakana istediği gibi saldıracak istediği gibi onunla ilgili iftira oyunlarının içerisine girecek ve biz buna seyirci kalacağız. Böyle bir şey söz konusu olamaz" dedi.
*
Evet bence de bir basın mensubu görev yaptığı ülkenin Cumhurbaşkanına, Başbakana istediği gibi saldırmamalı. Ancak bu saldırının karşılığı da Cumhurbaşkanının, Başbakanın elinde bulundurduğu gücü kullanarak o basın mensuplarını hapse göndermek olmamalı.
Hemen durumu bağımsız yargıya iletmeli ve gerçekten bağımsız yargının verdiği karara saygı duyulmalı.
*
Can Dündar tahliyesi sonrası Cumhuriyet'teki ilk yazısında Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür ederek; "Sayın Cumhurbaşkanı, Bütün dünya biliyor ki, son üç aylık tutukluluğumuzu sizin şahsi 
şikâyetinize ve bir dediğinizi iki etmeyen sulh ceza hâkimlerinin şaşmaz itaatine borçluyuz. 
Birkaç nedenle bu tutukluluk için size teşekkür borçlu olduğumu düşünüyorum. Hapislik, benim mesleki kariyerimde bir eksiklikti; sayenizde onu tamamladım. Sayenizde, geçen sene hiç kitap yazmadığım halde “Yılın en iyi yazarı” sıralamasında Orhan Pamuk’u geride bırakıp birinci seçildim.'' demiş.
*
Dündar Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ironi olarak teşekkür etmiş ama ben bu 'hak ihlali' kararı veren AYM yargıçlarına gerçekten yürekten teşekkür etmek istiyorum.
*
Tam da karamsarlığa düştüğümüz günlerde, Türkiye'de artık yürekli yargıçlar kalmadı, adalet kalmadı, bağımsız mahkemeler kalmadı diye kaygılandığımız anlarda bu karar yüreklerimize su serpti.
Bizleri yeniden umuta boğdu.
Ağır kış şartları altında baharı müjdeledi bu karar.
Allah razı olsun sizden ve sisin gibi yargıçlardan.
Ne muradınız varsa görün.
Gerçekten de Adalet'in bir kız çocuğuna verilen isim olmadığını bir kez daha gösterdiniz.
*
Tamam bu karar sadece tutuksuz yargılanma kararıdır.
Tamam dava devam ediyor.
Tamam dava sonrası verilen karara saygı duymak lazım.
Ancak umarız ve dileriz ki o kararları veren ve verecek yargıçlar da gerçekten önlerindeki dosyaya göre, gerçekten evrensel hukuk içtihatlarına göre, gerçekten vicdani hesaplara göre karar verirler.
Baskılara boyun eğmezler.
Güçlerden etkilenmezler.
Bunu kendimiz ve medya dünyası adına dilemiyorum.
Gerçekten tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti adına diliyorum.

YORUM EKLE