Adamına göre muamele ve bizler...

 Leş bize göre rezildir ama domuza köpeğe şekerdir, helvadır; demiş Mevlana. Kimi insan da birileri için başının belası, gözünün ağrısı, hayatının hatası iken.
Bir diğeri için ise bulunmaz nimet, her derdine deva, her başı sıkıştığında kapısını çalacağı bir çıkış yolu olabiliyor. Ramazan ayına girdiğimiz bu güzel günlerde biraz insani duygulardan, güzelliklerden, iyiliklerden bahsetmek isterdim.
Ne yazık ki bu düşüncem sadece niyette kalacaktır. Zira azıcık kafamızı kaldırdığımızda memleketin her tarafını sarıp sarmalayan, leş kargaları gibi çembere alan avantacıları, fırat düşkünlerini gördükçe, iyiliklerden, güzelliklerden, bahardan, yazdan, medeniyetten bahsetmek biraz güç.

***
Adama bakıyorsun her taraftan dökülüyor.
Sözünde durmaz.
Borcunu ödemez.
Çalışanının parasını vermez.
İtibarı sıfır.
Doğru dürüst yaptığı bir iş yok.
Çağın hiçbir iyi özelliklerinden gram nasibini almamış. Fakat gelin görün ki, bu herifin de beslendiği zümreler var.
Beslediği zümreler var.
Kitleler var.
İşin ilginç tarafı bazı ucuz siyasi söz sahipleri bu adamlara daha çok itibar ederler.

***
Dersiniz ki Mevlana boşuna söylememiş, leş bize göre rezildir ama domuza köpeğe şekerdir, helvadır.
Al birini vur ötekine türünden.
Senin benim beğenmediğimiz, itibar etmediğimiz, sözüne güvenmediğimiz kişiler, bir bakarsınız öyle yerlerde musluğun başına geçmişler ki aman Allahım. Tabi bu durum insanın aklına, kötülükten beslenmekten, kötüden medet ummaktan başka şey getirmiyor.

***
Bu türden kişilerin ideolojisi falan yoktur.
A parti B parti hiç fark etmez.
Kim güçlü ise çok rahat onun yanında yer alırlar.
Dün söyledikleri dünde kalmıştır, yaşasın bugün.
İlke yok.
İdeal yok.
Duruş yok.
Kalite yok.
Varsa yoksa menfaat var.
Çıkar ilişkileri var.
Rant var.
Anlayacağınız tek ilke yaşasın rant kardeşliği!

***
Renk değil doğru okudunuz, rant kardeşliği.
Bir anda bütün renkler birleşir.
Bütün söylemler unutulur.
Bütün kapılar aynı adrese açılır.
Buluşulur aynı hedef doğrultusunda ve bütün imkanlar seferber edilir.

***
Kime veya kimlere zararımız oldu.
Ülke çıkarları, ülke menfaatine ne oldu.
Geleceğimiz, çocuklarımız, çevre duyarlılığımız.
Hiç önemli değil.
Varsa yoksa menfaat duyarlılığı, kişisel paylaşımlar, rantsal kazanımlar ve senin gibi düşünenlerle yol arkadaşlığı yapmak.

***
Dün Başbakan Binali Yıldırım çevre yürüyüşünde konuştu ya; çevreciler ikiye ayrılır, birincisi aman ha çevremize dokunmayın, ikincisi yatırım gelsinde neye dokunursa dokunsun. Doğru olansa yatırım da yapılsın ama çevreye de fazla zarar vermeden yapılsın...
Bu konuşmayı duyduğumda bir anda aklıma Gezi Parkı geldi ya neyse.
İnatlaşan Başbakan.
Kesinlikle oraya kışla yapılacak diyerek hergün ekranlardan parmak sallayan Başbakan.
Oradaki direnişçiler hayatları pahasına direnmeye devam ederken, gerekirse hepsinin hayatı tehlikesini yok sayan Başbakan.

***
Neyse yazımızın özünü saptırmayalım.
Ne diyorduk.
Adamına göre muamele.
Birisine göre baş belası olan bir diğerine göre başına gelen en büyük nimet olabiliyor.
Birisine göre dünyanın en basiretsiz, en işe yaramaz, en ilkesiz, en duyarsız, en aciz diye bilinen kişi bir diğerinin idoli olabiliyor.
Tıpkı bugün ülkemiz insanlarının ortadan ikiye bölündüğü gibi.
Tıpkı yaşadığımız kentlerde birilerinin hayranlığını kazanırken diğerlerinin nefretini kazanan siyasilerimiz gibi.

***
Öyleyse ne yapmalı.
Bu gerçeklerimizi bilerek yaşamımıza devam ederken, bir taraftan empati yaparak olayları ve insanları anlamaya çalışmalı, diğer taraftan da bu olaylara ve kişilere karşı kendi hayatımızı etkileyecek gelişmelere karşı tedbiri elden bırakmamalı.
Zira aynı gök yüzü altında yaşamanın, aynı havayı tenefüs etmenin, aynı güneş ile ısınmanın bizlere sağladığı en büyük handikap maalesef bu olsa gerek. Her an her yerde her türden kişilerle bir anda karşılaşmamak elimize değil.

***
Bir diğer unutmamamız gereken durum ise madem adamına göre muamelelere karşıyız.
O halde bize de özel taleple gelenleri anında red etmeliyiz.
Nasıl ki birileri bizim hakkımızı ihlal ettiklerinde kızıyoruz, o halde bizlerde başkalarının hakkını korumak zorundayız.
Son söz olarak şunu diyerek vedaşalım; siz başkalarının hakkını koruduğunuz sürece başkaları da sizin hakkınızı korumaya alışacaktır, öğrenecektir, benimseyecektir...
YORUM EKLE