Akgün'ün adamaları HDP'lilere saldırmış!

7 Haziran seçimleri öncesi genelde ve yerelde provokasyonlar oluyor.

Geçtiğimiz gün Büyükçekmece'de salı pazarı önünde HDP stant çalışanlarına yapılan saldırı gibi.

Beylikdüzü CHP ve HDP seçim bürolarına, Esenyurt'ta bir çok partinin seçim bürosuna yapılana saldırılar gibi.

Dün de Adana'da ve Mersin'de HDP il ve ilçe başkanlıklarının bulunduğu binalarda 2 patlama meydana geldi.

 

***

 

Birileri provokasyon yapabilir. Birileri seçim ortamını bozacak şiddet eylemlerinde bulunabilir.

Bu eylemlere ve provokatik olaylara verilebilecek en güzel cevap bütün siyasi partililerin duyarlı olmasıdır.

İlkeli olmasıdır.

Dikkatli olmasıdır.

 

***

 

Bakın geçtiğimiz günlerde Büyükçekmece salı pazarı önünde gerçekleşen HDP'liler ile bazı kişilerin kavgasında neler olmuş biliyor musunuz?

Saldırıyı gerçekleştiren veya kavgaya karışan bazı isimler HDP adına stant açmaya çalışanlara; 'Biz Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün'ün adamlarıyız. Başkan burada sizin stant açmanızı istemiyor' demişler.

Buyurun bakalım.

Bu lafı eden şahıs kimdir.

Necidir.

Neden böyle bir şey söyleme gereği duyar.

Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün'ün adını neden kullanmak ister?

 

 

***

 

İşte diyeceğim şuki; bu gün Akgün için, yarın Kadıoğlu için veya bir başkası için benzer iddialar ortaya atılabilir.

Bu lafları edenlerin kim olduğuna, ne olduğuna ve neden söylediklerine bakmak lazım.

Peşin hüküm ile hareket etmek yerine iyi analiz edip doğruluğu tespit edip ona göre gereğini yapmak lazım.

 

 

 

Mesajlar ve paylaşımlar....

 

 

Köşe yazımın bu bölümünde yine sosyal medyadan bazı mesaj ve paylaşımlara yer vermek istiyorum.

İşte o paylaşımlar...

 

 

 

Süheyl Kırkıcı:  

HATAY HALKI KARDEŞÇE YAŞAMINI SÜRDÜRECEK!..

Kent canlılığını yitirmiş; Suriye'de ki savaşın hayatın her alanında olumsuz etkileri hissediliyor. Herkes birbirine kuşku ile bakıyor. Küçük bir kavga bir anda binlerce insanın karşı karşıya gelmesine sebep olabiliyor. Sürekli yaralı taşıyan ambulansların sirenleri, savaş uçaklarının gürültüsü ve fısıltı gazetesinin yaygınlığı tedirginliği artırıyor.

Oysa Hatay, barış ve kardeşlik yaşamına hep örnek gösterilen bir kaç ilimizden biridir. Yüzyıllardır tüm farklı kültürler birbirlerini dışlamadan, kardeşçe barış içinde bir arada yaşamı seçmişlerdir.

Hatay halkı Türküyle, Arabıyla, Alevisi-Sünnisiyle, Hiristiyanıyla, Yahudisiyle ... beraber ve kardeşçe yaşayabildiğimizi göstermeye devam edecek, oynanmak istenen oyunlara gelmeyecektir...

 

***

 

 

Arif Gündoğdu:

OLMASI GEREKEN...

7 Haziran'da Türkiye, "başkanlık sistemi" ile "parlamenter rejim" arasında bir tercih yapacak. Neyin nesi olduğunu bilmediğimiz ama diktatörlüğün yollarını açacak 'başkanlık' için oy verenler aynı zamanda 'bölge parlamentoları' ile 'eyalet meclisleri' için oy vermiş olacak. Kısaca 'demokratik özerklik' yolunu açmak için AKP ve HDP'ye geçit verecek... Eğer bu seçimde AKP, 2011 seçimlerinde aldığı yüzde 49.95 oy alamazsa, Davutoğlu öncelikle görevi bırakmalı. Erdoğan da susmalı, sarayına çekilmeli... HDP barajı aşamazsa, Demirtaş yanında HDP'nin tüm yöneticileri istifa etmeli ve 'Kürt halkının temsilcisi' oldukları iddiasından tamamen vazgeçmeli. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli de, 2011 seçimlerinden daha düşük oy alırsa istifa etmeleri şart... Kısaca, seçmen sadece Türkiye'nin istikametine değil, siyasetin şekillenmesi için de oy kullanacak. Sandığa git ardından da oyuna sahip çık. Çünkü başka Türkiye yok...

 

***

 

Odatv.com:

CHP lideri Kılıçdaroğlu öyle bir söz söyledi ki…

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu Cemaat’in gazetesinin Zaman’ın yayın kadrosuyla buluştu ve çok çarpıcı açıklamalarda bulundu. Zaman’ın manşetinde yer alan açıklamalara göre Kılıçdaroğlu, “Türkiye 1930’lu yılların tek parti döneminden daha kötü” dedi.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, bugünkü AKP faşizanlığını Atatürk Türkiyesi ile karşılaştırıyor ve “bugün daha kötü” diyor.

Ne söylesek bilemedik.

En iyisi Zaman’ın manşetinde yer alan o satırları aynen yayınlamak: 

“Genel Yayın Müdürümüz Ekrem Dumanlı ve bazı yazarlarla bir araya gelen CHP lideri, AKP hükümetinin iktidardan düşme korkusuyla örtülü ama kuralsız bir sıkıyönetim uyguladığını söyledi. Özgür medyayı susturma planı yapan iktidarın, imkân bulsa muhalefeti tamamen susturacağını belirtti. “Siyasi otoritenin emriyle hareket eden savcı, kaymakam, vali medyaya baskı uyguluyor, sansür uyguluyor. İktidarı övmedi diye gazete mi kapatılır, yayın organları mı kapatılır? Vahim bir durum. Türkiye’de şu anda tek parti devleti var. Bir dönem valiler CHP il başkanıydı. 1930’ların yapısı… Tek parti döneminde bir parça da olsa adalet vardı, şimdi o da yok. Şu andaki uygulamalar tek parti döneminden daha kötü.” dedi.

Kılıçdaroğlu, CHP’nin çok değiştiğini, imam hatip liselerinin kapatılması, başörtüsü yasağının geri gelmesi gibi uygulamaların asla gündemlerinde olmadığının altını çizdi.”

 

 

***

 Düzeltme:

Dün yayınlanan köşe yazımda 9 defa AK Parti adı kullanılmış. Bunlardan bir tanesinde sehven kelime hatası olmuş ve isim yanlış yazılmış. Okurlarımızdan özür diliyoruz.

 

 

GÜNÜN SÖZÜ:

Suya düşerek boğulmazsın. Orada kalarak boğulursun...

 

twitter.com/MehmetMert1

YORUM EKLE