Albatros bir kuş değil artık!

 
Doğayla savaş halindeyiz. Eğer kazanırsak, kaybedeceğiz, demiş Kanadalı ünlü fizikçi Hubert Reeves.
Ve eklemiş; Bir tek nefes almamız için, bir an bile varlığımızın bilincinde olmamız için, yüz milyarlarca parçacık, atom, proton, nötron kesin işlevlerini görmek zorunda.
Evren bu haliyle hep yoktu. Ve durmadan gelişiyor. Evrim geçiriyor. Ve bu evren hep daha çok karmaşıklık yönünde. Canlıların var olma hakkı tartışılamaz ve hiçbir canlının varoluşunu haklı göstermesine de ihtiyaç yoktur. "Zararlı türler" ve "zararlı otlar" sözleri, bitkilerin ve hayvanların bize hizmet etmek için var olduğunu ve üzerlerinde hiçbir sınır tanımayan bir hakka sahip olduğumuzu savunan, yüzyıllar öncesinden gelen bir önyargının yansımasıdır. Bu ifadeler benmerkezciliğimizin, cahilliğimizin ve dar görüşlülüğümüzün doğrudan ifadesinden başka bir şey değildir. Gerçekte, başka birçokları arasında bir türüz biz de, o kadar. Bu arada, yok olmalarından bütünüyle sorumlu olduğumuz, sayıları gittikçe artan, yeryüzünden silinmiş türlere bakacak olursak, doğanın dengesine ve yaşam çeşitliliğinin korunmasına zararlı tür nitelemesini, diğer tüm türlerden daha çok hak eden biz oluruz herhalde.
 
 
***
 
Bildiğim kadarı ile henüz hayatta olan, yaşı seksenleri aşan Hubert Reeves'i Büyükçekmece'ye davet edip Albatros koruluğu gerçeğini anlatsak neler derdi acaba.
Mesela; burası aslında koruluk değilmiş, belediyenin tapulu malıymış, o yüzden halk belediyeye hiç bir söz geçiremiyor diye anlatmaya başlasak.
Seksenlik bilim adamı; bir dakika ya belediye kimin malı diye sormaz mı dersiniz.
Veya; üstat buraya büyük yatırım yapılacakmış, otel, motel, pansiyon gelecekmiş, yüzlerce kişiye iş imkanı doğacakmış diye lafa başlasak.
Büyükçekmece'de belediyenin elindeki bütün arsalar satıldı bir tek burası kaldı galiba sorusu ile karşı karşıya kalmayız mı dersiniz.
 
***
 


Bir başkası kalkıp; sayın üstat belediye yetkilileri önceleri gizli gizli buradaki ağaçları kesip yok ediyordu. Daha sonra alana kepçe göndererek kimseyi dinlemeden buradaki ağaçları yok etmek istediler. Bu kepçenin önüne gencecik çevreciler geçince, gözlerini rant iştahı kamaştıran belediyeciler gerekirse kepçeleri engelleyenleri ezin geçin talimatı gönderirken Allah'tan polis devreye girdi de kimsenin canına bir şey olmadı diye anlatmaya kalkarsa şayet.
Seksenlik Hubert Reeves; kusura bakmayın ama bunu yapanlar hakikaten bu çağın insanı mı diye sormaz mı dersiniz.
 
***
 
Hubert Reeves daha neler derdi bilmiyorum ama benim bir kaç sözüm daha olacak.
Bakın arkadaşlar hakikaten Büyükçekmece çok güzel bir ilçe.
Büyükçekmece'de yaşayanlar daha da güzel insanlar.
Büyükçekmece'nin göz bebeği Albatros koruluğu ise on  numara güzel bir yere konumlanmış bir alan.
Bakın hadi diyelim burası (516 Ada 3 ve 4 parsel, yaklaşık 30 dönümlük alan) gerçekten belediyenin tapulu malıdır.
Hadi gerçekten burası ile ilgili müthiş projeniz var.
Hadi buyurun şimdi güzel bir soru sizlere.
Hani 16 yıldır övünerek, dünyanın en iyi festivali olduğunu iddia ettiğiniz Uluslararası Büyükçekmece Kültür ve Sanat Festivali'nin yüze yakın ülkesinden binlerce misafirleri var ya.
Öğrenci, öğretmen, veli, sanatçı, heykeltıraş v.s.
Bakın o projenizi ve planınızı Büyükçekmecelilere değil, Albatros aktivistlerine de değil, işte bu misafirlere bir anlatmaya ne dersiniz.
Hem de Albatros alanına götürerek, cine vizyon eşliğinde anlatır mısınız.
 
***
 
Hani amfide anlatıyorsunuz ya.
Şunu yaptık.
Bunu yaptık.
30 yıldır bu ilçeyi biz yönetiyoruz.
İşte aynen orada anlattığınız gibi Albatros'ta Albatros'a yaptıklarınızı ve yapacaklarınızı da anlatın.
Burası aslında koruluktu biz çaktırmadan ağaçları birer birer yok ettik.
Önce ağaç kesmedik dedik yemediler, bu defa da zararlı osuruk ağaçlarını kestik dedik yedirmeye çalıştık deyin.
Önceleri çaktırmadan ağaçları yok ediyorduk en son kepçe dozer de alana gönderdik, yeşili yok edip alana mıcır döktük deyin.
Burada binlerce ağaç vardı şimdilerde çok azı kaldı, yakında bunlarda yok olacak ve buraya şahane oteller yapacağız deyin.
Hasılat paylaşımı ile ihale yapacağız paraya para demeyeceğiz, deyin.
Hatta burada çalışmak istiyorsanız sizlere de iş veririz, nasıl olsa binlerce insan çalışacak, deyin.
 
***


 
Hadi buyurun anlatın o uluslararası misafirlerinize de ne cevaplar alacaksınız görün bakalım.
Hatta bu salaklar anlamıyor, sizlere anlatalım da bizlere hak verin deyin.
Yeşil paralar yeşil ağaçlardan daha değerli deyin.
İş, istihdam, otel, motel, pansiyon burada direnen üç beş tane ' “Ne idüğü belirsiz üç adam” dan daha değerli deyin.
Büyükçekmece'nin her karış toprağına inanılmaz hizmetler yaptık, her alanı ihya ettik, bir burası kaldı burasını da uçuracağız deyin.
 
***
 
Hadi buyurun anlatın o uluslararası misafirlerinize de ne cevaplar alacaksınız görün bakalım.
Tabi bu arada sakın; bir televizyon kulesi yaptık, belediye logosuna bile koyduk ama ne yazık ki kule sadece korkuluk görevi yapıyor, demeyin.
2009 seçimleri biter bitmez sapa sağlam bir belediye binamız vardı, onu yerle bir ettik kendimize saray gibi belediye binası yaptık ama bir türlü içine taşınamıyoruz , demeyin.
Belediye borç batağında, alacağı olan müteahhitler (bu alacaklarda neyin alacağı ise!) kapımızda yatıp kalkıyorlar ama ne yapalım paramız yok, demeyin...
 
Bakın bunları uzattıkça uzatırız.
Ne biz yoruluruz ne de siz okumaktan bıkarsınız.
Sözü uzatmadan şunu söyleyelim.
Gerçekten Büyükçekmece emniyet müdürlüğü sağduyulu yaklaşarak oradaki polisleri geri çekmese, kepçeyi alandan çıkarmasaydı.
Yeşilimize, doğamıza bir şey olmasın diye direnen, tepki gösteren o gençler var ya.
O gençlerden birileri belki de yaşamlarını kaybedecekti.
Neden bunları görmezlikten anlamamazlıktan geliyorsunuz.
Sırf bu gençlere birşey olmasın diye daha bir gün önce kendilerine “Ne idüğü belirsiz üç adam” dediğiniz (telefon kaydı mevcuttur) bölge milletvekilleri Ali Şeker ve  Eren Erdem sizinle konunun ciddiyetini görüşmeye geliyor.
Siz bu görüşmenin ciddiyetine de ihanet ederek her hangi bir açıklamada bulunmadığınız gibi görüşmeyi kendi lehinize haber yaptırarak kullanıyorsunuz.
 
***
 
Bakın Albatros yeşil alan olarak mı kalır.
Satılır mı, satılmaz mı bilemem.
Ancak unutmamak lazım ki; bir kişinin hayatı, Albatros'tan da önemlidir, Büyükçekmece'den de önemlidir, bu dünyadan da önemlidir.
Orada bir aktivistin/gencimizin başına bir şey gelirse bunun sorumlusu inatlaşarak burayı satacağım diyen anlayıştan başkası olamaz.
Tamam; her şeye rağmen festival bu yıl da sağlıklı bir şekilde gerçekleşti, yine final gece yarısından sonra doğa düşmanı rezalet havai fişek sesleri ile noktalandı. Kimi Büyükçekmeceli bunlara tepki gösterdi kimi sahip çıktı alkışladı.
Ancak; adını hayatlarının çoğunu açık denizlerde saatlerce avlanmakla geçiren kuşlardan alan Albatros'un artık bir kuş olmadığını ve Albatros gerçeğine bundan böyle sadece Büyükçekmecelilerin değil bütün ülke yeşil ve doğa severlerin sahip çıkacağını buradan duyuralım yeter...
YORUM EKLE