Anlaşılabilmenin ve doğru iletişim kurmanın yolları...

Yirmi yılı aşkındır medya dünyasında bulunuyoruz hala bazı kişiler ile iletişim kurmakta zorlanıyoruz.
Yaşamımızı kaliteli geçirmek için doğru iletişim kurmanın önemini bilmemize rağmen nedense bildiklerimizi sahada uygulamakta da zorlanıyoruz.
Bütün bu zorlanmaların karşısında artık kusuru karşımdakilerle değil kendimde anlamaya karar verdim.
*
Öncelikle kayda değer bulmadıklarım ile iletişim kurmaktan kaçınacağım.
Daha önce girişimde bulunup da sonuç alamadığım kişilerden de kaçınacağım.
Tam tersine hayatımda önemli yer tututanlar ise bütün yolları deneyerek doğru iletişim kurmak için ne gerekiyorsa onu yapacağım.
Bunların başında ise Konfüçyüs'ün şu sözünü rehber edineceğim.
'İnsanlar beni anlamıyor diye kaygılanmam; ben insanları anlamazsam kaygı duyarım!'
*
Hep şikayet ederiz ya, anlaşamıyoruz.
Anlatamıyorum.
Anlamıyorum, diye.
Konfüçyüs'e göre mühim olan anlaşılmamak değil karşındakileri anlayabilmek.
İşte buyurun, 'neden anlaşılmıyorum'u dert etmek yerine, 'ben karşımdakini neden anlamıyorum' demeye başlayacağız.
*
Anlaşılmanın veya anlamanın aslında en önemli kuralı doğru iletişimi kurabilmek.
İletişimin; anlatılabilmek, anlatabilmek, anlamaktan ibaret olduğu bilindiğine göre.
Anlaşılabilmenin en kestirme yolu net olamayı ve şeffa olmayı başarmak.
Anlatabilmenin en önemli yolu ise doğru davranış ve doğru kelimeler kurmak.
Anlamanın en önemli yolu ise dinlemesini bilmek, anlamaya konsentra olmak, empati yapmak ve sabır göstermek.
*
Zaten biz insanoğlu pek anlamak için değil cevap vermek için karşımızdakini dinlediğimiz sürece anlamakta zorlanıyoruz ya.
İletişimin ve anlaşılabilmenin yolu bu üç adımdan ibarettir.
1- Gönderici.
2- Mesaj.
3- Alıcı.
Vereceğimiz mesajı doğru kelimeler kullanarak vermeliyiz.
Doğru zamanlama yapmalıyız.
Doğru kişiler seçmeliyiz.
Doğru beden dilini kullanmalıyız.
Eşittir mesaj yerine ulaştı.
*
Yine yapılan bir araştırmada insanların %93'ü NE SÖYLEDİĞİNİZE DEĞİL, NASIL SÖYLEDİĞİNİZE bakıyormuş.
İletişim kurulduğunda veya yüz yüze temas halinde insanların; % 7'si sözcüklere, % 38'si söyleyiş tarzına, % 55'ise beden diline bakıyorlarmış.
Demek ki neymiş; ne söylediğimiz değil, nasıl söylediğimiz önemliymiş.
*
Bir başka araştırmada ise 100 kişi benzer bir olay, durum, şey yaşadığında, bu durumu yaşayanların; % 50'si bu durumu değerlendirir,
% 30'u bu durumdan sonuç çıkarır, % 12'si ise br daha benzer olayı yaşamamak için davranış değiştirirmiş.
*
Düşünün nahoş bir olay yaşıyorsunuz.
Hangimiz böyle bir olay yaşadığında durum değerlendirmesinde bulunuyor.
Hadi değerlendirdik hangimiz durumdan sonuç çıkarıyor.
Hadi çıkardık ve ortada kusurları, sorunları tesbit ettik.
Hangimiz bir daha benzer olay yaşanmaması için bu tür durumlarda davranış değişikliğine gittik.
*
İtiraf ediyorum ben bu araştırmada durum değerlendirmesi yaptığım için kesinlikle yüzde 50'nin içerisindeyim.
Durumdan dersler çıkarttığım için de diğer yüzde 30'a girme ihtimalim de var.
Ancak bir daha aynı şeyleri yaşamamam için ise, yüzde 12'nin içerisinde olma gayretim bundan sonra daha ağırlıklı sürecektir.
Sizlere de ısrarla tavsiye ederim.
*
Evet kaliteli bir yaşam istiyorsak.
Huzurlu bir ortam istiyorsak.
Çevremizdeki insanlar ile iyi diyaloglar kurmak istiyorsak.
Her şeyden önce başkaları için değil kendimiz için iyi şeyler düşlüyorsak.
Sağlıklı bir şekilde iletişim kurmamız şart.
Sağlıklı bir iletişimin de ilk yollarından birisi iyi bir dil kullanmak.
Beden dilimizi doğru kullanmak.
Zamanlamamızı doğru anlamak.
*
Şimdi sahnede olsam bir kaç örnekle doğru dili, doğru beden dilini ve doğru zamanlamayı örnekler ile daha iyi gösterme durumum vardı ancak.
Buradan da kısaca şunu yazabilirim.
Siz yemek veya çaya davet ettiğiniz birisine bağırarak ve döver gibi el kol hareketi ile bu davetinizi iletirseniz o kişi değil sizinle yemek yemeye çay içmeye gitmeyi, en kısa sürede sizden kilometrelerce uzağa gitmeyi kafasından geçirir.
*
Kendimizi doğru ifade ettiğimiz sürece kaliteli bir yaşam bizi bekliyor.
Bu yazıyı bir kaç defa okuyor ve uyguluyoruz.
Kolay gelsin... 
YORUM EKLE