İett Otobüsüne Molotofkokteylli Saldırı Davası

Küçükçekmece'de lise öğrencisi Serap Eser'in hayatını kaybettiği saldırıda otobüs şoförü Recep Keskin'i ''öldürmeye teşebbüs'' ettiği gerekçesiyle 2 sanığın yargılanmasına başlandı.

İett Otobüsüne Molotofkokteylli Saldırı Davası
Küçükçekmece'de lise öğrencisi Serap Eser'in hayatını kaybettiği İETT otobüsüne molotofkokteylli saldırıda otobüs şoförü Recep Keskin'i "öldürmeye teşebbüs" suçundan 2 kişinin yargılanmasına başlandı. 

Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, saldırıda lise öğrencisi Eser'in hayatını kaybetmesine ilişkin ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan sanıklar Salman Akpınar ile Hamit Aksan, bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Sanıkların avukatları ile mağdur Recep Keskin de duruşmada hazır bulundu. 

Mağdur Recep Keskin, daha önce ayrıntılı olarak ifade verdiğini belirterek, "Benim aracıma patlayıcı ve yanıcı madde atan kişileri ben görmedim. Ekranda gördüğüm her 2 sanığı tanımıyorum. Ben yaralanmadım. Şahsi şikayetim yoktur. Bundan sonraki duruşmalara katılmak istemiyorum" dedi. 

Sanıklar Akpınar ve Aksan ise Keskin'in saldırıda yaralanmadığını ve kendilerini tanımadığını söyleyerek, davanın açılmasının yersiz olduğunu savundu. 

Sanık Hamit Aksan'ın avukatı Hüseyin Boğatekin de müvekkillerine verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası için yeniden yargılama talebinde bulunacaklarını dile getirerek, "Çünkü MİT adına birçok eylem yaptığını bildiren kişilerin varlığı ve dosya sanıklarının da olay yerinde bulunmadığı yönünde birçok beyanın olması karşısında kurban edildikleri kanaatindeyiz. Huzura getirilip savunmalarının alınacağı ana kadar savunma yapmayı doğru bulmuyoruz" diye konuştu. 

Mahkeme, sanık avukatlarının müvekillerinin duruşma salonuna getirilmesi talebini reddederek, sanıkların susma hakkını kullandığını belirtti. 

Bunun üzerine sanık avukatları, mahkemenin bu kararına itiraz edeceklerini açıkladı. 

Mahkeme heyeti, avukatlara itiraz etmeleri için süre vererek, duruşmayı erteledi.

İddianameden 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, sanıklar Salman Akpınar ile Hamit Aksan'ın mesaj ve görüşme kayıtlarına göre PKK/KONGRA-GEL terör örgütüne bağlı YDG-H'nin faaliyetleri çerçevesinde, 8 Kasım 2009'da Küçükçekmece'de 10-12 yolcunun bulunduğu bir İETT otobüsüne molotofkokteylli atılması olayına karıştıkları anlatıldı. 

Olayda sanıkların otobüsteki şoförü ve Serap Eser'i görmelerine karşın molotofkokteyli attıkları ve Eser'in vucüdunun yandığı ve tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdiği, sanıkların bu eylemlerden dolayı İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandıkları ve ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdığı belirtildi. 

Otobüs şoförü Recep Keskin'in herhangi bir yara almadan olaydan kurtulduğu aktarılan iddianamede, sanıkların Keskin'e yönelik eyleminin devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak yerine getirdiği kamu görevinden ötürü yakarak, tahrip ederek, bombalayarak adam öldürmeye teşebbüs suçunu işlediği kaydedildi. 

İddianamede, sanıklar Akpınar ve Aksan'ın "kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle yangın, su, biyolojik, kimyasal silah kullanarak öldürmeye teşebbüs" suçundan 13 yıldan 20 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi. 

Olayın geçmişi

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Mayıs 2012'de Küçükçekmece'de lise öğrencisi Serap Eser'in ölümüyle sonuçlanan İETT otobüsüne molotofkokteylli saldırıya ilişkin davada Salman Akpınar ile Hamit Aksan'ı, ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırmıştı. 

Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi de 18 Nisan 2013'te dosyaları ayrılan 5 sanığı, 24 yıl ikişer ay hapis cezasına çarptırmış ve ayrılan dava dosyaları Yargıtay'a gönderilmişti. 

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 25 Mart 2013'te sanıklar Salman Akpınar ve Hamit Aksan'ın aldıkları hapis cezalarını onarken, bu 2 sanıkla ilgili otobüsü kullanan şoför Recep Keskin'e karşı da "kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan her zaman dava açılmasının mümkün görüleceğini belirtmiş, bunun üzerine sanıklar hakkında iddianame hazırlanmıştı. 

TMK'nın 10. maddesiyle yetkili İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nce açılan kamu davası, TMK ile yetkili mahkemelerin kaldırılmasının ardından suç yerinin bağlı olduğu Bakırköy Adliyesi'ne gönderilmişti.
Güncelleme Tarihi: 11 Aralık 2014, 09:01

Zeynep Vural

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER