Askeri darbe heveslisi çıktık!

 Darbe olur mu olmaz mı? Bu günlerde yine tartışma konumuz olmayı başardı!
Türkiye şimdiye kadar; 1960 askeri darbesi, 1971 askeri darbesi, 1980 askeri darbesi yaşadı.
Defalarca muhtıralar yaşadı.
Darbe girişimleri yaşadı.
28 Şubat’ı yaşadı.
Balyoz ve Ergenekon adı altında darbe planları ile bir süre meşgul olduk.
Şimdilerde ise tekrar darbelerden medet umar hale geldik ne yazık ki...
*
Geçenlerde Hürriyet yazarı Ahmet Hakan Genelkurmay Başkanı Hulisi Akar'a açık mektup yazarak; askeri darbe olacak mı diye soru yöneltti.
Aradan bir gün geçmeden Genelkurmay Başkanı Hulisi Akar adeta bu yazıya cevap verir niteliğinde bir açıklamada bulunarak; “darbe yapmayacağız“ anlamında “demokrasiye bağlılık bildirisi“ yayınladı.
Sözcü yazarı Bekir Coşkun ise bu açıklaya karşılık; “Cumhuriyet değerleri yerle bir edildiğinde zaten ortalarda görünmediğinizden sizin darbe yapmayacağınızı biliyorduk” diye yazdı.
*
Bizler ise bütün bu gelişmeleri sezerek kendimizce birşeyler karalayalım dedik.
Hatırlarsanız geçen hafta da bir yazımda “yeni oluşum” diye gizli gündemdeki çalkantılardan bahsetmiştim.
Üst üste buna benzer gelişmeler olunca.
Üstüne üstlük; Rıza Zarrap'ın ABD tarafından yakalanması, Abdullah Gül'e yakınlığı ile bilinen Kayseri grubuna yapılanlar, Başbakan Ahmet Davutoğlu ile Fethullah Gülen'in bir araya gelme ihtimallerinin konuşulması, yine Abdullah Gül'e yakın medya kuruluşlarının kurulması ve etkin hale gelmesi, ABD'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yapılanlar, Obama'nın Erdoğan'ı basına karşı tutumundan dolayı eleştirmesi, hemen hemen hergün gelen şehit haberlerinin gün geçtikçe daha üzücü bir boyuta gelmesi v.s.
*
İşte bütün bu gelişmeler ister istemez insanın aklına “Neler oluyor?” sorusunu getiriveriyor.
Üstelik şimdiye kadar gerçekleşen hiçbir darbede asker renk vermemişti ki...
Yakında darbe yapılacak diye açıklama yapmamıştı ki...
Hürriyet yazarı Ahmet Hakan'ın, Genelkurmay Başkanı Hulisi Akar'tan “Darbe yapacak mısınız?” diye açıklama beklemesi ne kadar saçma sapan ise, Genelkurmay Başkanı Hulisi Akar'ın da sanki bu yazıya cevap olmuşcasına açıklamada bulunması o kadar yersiz olmuş.
*
Mesela rivayete göre dönemin Başbakanı Süleyman Demirel yine dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren'e yardımcısını göndererek; “Git bir bak bakalım darbe yapılacak havası sezecek misin” diyor.
Yardımcısı Evren'i ziyareti sonrası; “Darbe havası sezmedim” diye dönerken.
Aradan 10 saat geçmeden darbe gerçekleşiyor.
*
Bu hikaye de bize çok net gösteriyor ki darbe yapacak ekip renk vermez, sır vermez!
Hoş bunları yazıyoruz diye kimselerin aklına bizim 'darbe heveslisi' olduğumuz falan gelmesin.
Asıl darbe heveslileri günlerdir bunları yazanlar.
Dillendirenler.
Konuşanlar.
*
Haaa bize gelince hemen fikrimizi söyleyelim.
Türkiye anormal bir durum içerisinde.
Türkiye son yüz yıldan çok farklı bir süreç içerisinde.
Türkiye'de son yıllarda bazı değişiklikler çok hızlı gelişti.
Güç çok hızlı yer değişti.
Medya el değişti.
Para el değişti.
Vesayetler yer değişti.
*
Tabi bu değişimler yaşanırken bazı taşların da yerinden oynaması anormal durum yaşatmaz diye düşünüyorum.
Bu değişim hemen sonrasında çok daha radikal değişimlerin de habercisi olacaktır.
Nitekim başkanlık sistemi daha tam anlamıyla rafa kalkmadı.
Paralel operasyonlar daha güncelliğini koruyor.
Cemaat ile hükümetin tartışması daha güncelliğini koruyor.
Polis-asker çekişmesi daha güncelliğini koruyor.
*
Evet iktidar partisi belki halinden memnun ama muhalefet tam anlamıyla halinden memnun değil.
Çözüm sürecinden çok şey bekleyenler hayal kırıklığına uğradı.
Ekonomi çok iyi gitmiyor.
Türkiye dolar bazında % 9 küçüldü.
Sokaklar devreden dükkanlarla, kapanan iş yerleri ile işsizlerle dolup taşıyor.
*
Sistem insanları kredi kartına borçlandırdı.
Kolay yoldan ev sahibi yapmaya zorladı borçlandırdı.
Kolay ihtiyaç kredisi verdi borçlandırdı.
Bir evi olan 3 ev 5 ev sahibi oldu ama şimdi ne o evlerde oturanlar var ne de evlerin yüzüne bakanlar.
Dolayısıyla aslında bir kilitlenme söz konusu.
Kilidi açmak için de yeni enerjiye, yeni söylemlere, yeni projelere, yeni hedeflere ihtiyaç var.
Üstelik bu yenilikler öyle olmalı ki; sadece belli bir kesimi kucaklamamalı, ülkenin çoğunu kapsamalı.
*
Bu nasıl olur.
Ne zaman olur.
Kim veya kimler bunu başarır bilemeyiz.
Bildiğimiz bir şey var ki; Türkiye'de her geçen gün sorun üstüne sorun yaşanıyor.
Günde 8-9 şehit haberine alışan bir toplum olduk.
Her gelen olumsuz habere alıştırılıyoruz bir şekilde.
Üzgünüm ama böyle devam ederse çok şeyimizi kaybetmeye de alıştırılacağız ve an gelecek duyarsız bir toplum olacağız.
Allah sonumuzu hayretsin...

YORUM EKLE