AYRIŞTIRICI SİYASET


Geçen yazımın konusu,”kimlik siyaseti”ydi.Bu yolla çıkarları ve çelişkileri aynı olan insanların düşman kamplara bölündüğüne değinmiş,bunun nasıl aşılacağını irdelemiştim.

Yıllardır halkın ekonomik durumu düzeltilmediği,yoksulluk giderilmediği halde kimlik siyasetiyle bir partinin tabanına  hapsedilen insanlar o sıkıştırılmışlıktan kurtulup da,kendisine ekonomik vaatlerde bulunan,çözümler sunan partilere yönelemiyorlar.İktidar işte bunun için el değiştirmiyor.Muhalefet bunun için büyüyemiyor.Hemen herkes iktidar partisinden şikayet ediyor ama yine de ona oy veriyor.Muhalefetin ekonomik vaatleri çok konuşuluyor ama oya dönüşmüyor.Kitleler,hapsedildikleri yerden kurtulamıyorlar.

Neden yoksul,çaresiz insanlar güçlünün hegemonyası altına giriyor? Oradan ayrılamıyor? Çünkü Kimlik siyasetiyle beyinleri teslim alınanlar,toplumdaki etnik,dinsel,mezhepsel gruplardan en üstününe mensupmuş gibi gösterilerek şartlandırılıyorlar.Halk dalkavukluğuyla bu insanlar uyutuluyorlar.Böylece bu çaresizler,kendilerine sahip çıkılıp değer verildiği sanısına kapılarak kimlik siyasetçisinin açtığı şemsiyenin altına sığınıyorlar.Oraya hapsoluyorlar.

Güçlüyle zayıf arasındaki “simbiyotik” ilişkidir bu.O şemsiyenin altında kendini güvende hisseden çaresizler,öteki siyasetçilere dönüp bakmadıkları gibi onları düşman görür hale geliyorlar.

Muhalefetin yapacağı şey,toplumda kimlik siyaseti yapılmasının önlemek,kimlik siyasetine malzeme yapılan insanlara sahip çıkmak,onlara güven vermektir.Onları hapsedildikleri yerden çıkarıp özgür bireyler haline getirmektir.

Bu nasıl olacak? Bunun yolu ve yöntemi nedir? Bunu yapmak için siyasetçi hangi dili kullanacak? Hangi kadroyla,hangi programla o insanların karşısına çıkacak? Bunları bilmek,bulmak, siyasetçinin işidir.Bunu yapamayanın yapacağı şey,siyaset yapmamaktır.O alanı boşaltmaktır.   

YORUM EKLE