BAHAR GELMİŞ HOŞ GELMİŞ

Nisan gelmiş, bahar gelmiş, hoş gelmiş!

          Bu sabah, tertemiz havasıyla, mis kokulu, bahar çiçekli bir sabaha uyandım. Koşarak balkona çıktım ve güneşe el salladım. Uzun zamandır hayalini kurduğum güneşli bir hafta sonunu, sonunda yakaladım.
Alt balkonumda oturan yaşlı teyzenin çay kaşığı sesi baharın ilk müjdecisiydi. 
Karşı ki evde oturanlar yine değiştirmişlerdi odalarını ve şehrimiz laleler ile donatmış parklarını.
Ağaçlar tomurcuk vermiş ve yerde ki betonun arasında inatçı bir gelincik direnişe geçmiş.
Ben ise balkonumda ki sedirdeyim ve bir fincan kahve ile yeni bir heyecan içerisindeyim. 
Salonumdan taşan müzik balkonuma kadar geliyor, içimi açıyor, kalbime dokunuyor ve rüzgara karışıp uçuşuyor.
Uzun uzun dalıyorum ağaçlara. Gözlerim uzak ufuklara dalınca, beynimde ister istemez düşüyor o yollara.
Bahar çiçeklerinin süslediği, uzun bir yolda, soluk soluğa koşuyor adeta. 
Bu yol çiçekli…
Bu yol meşakkatli…
Bu yol gözümde uzadıkça uzuyor. 
Tüm bu gözlerimin dalmasına, aklımın uçmasına, kalbimin heyecanla çarpmasına sebep, henüz basıma girmiş olan yeni romanım: “İMKANSIZ BİR AŞK SERÜVENİ”
          Serüven kelimesi hep ilgimi çekmiştir. Serüven dolu bir yaşam amaçlayan ancak aramaya korkan bedenim, beynimle sözleşme imzalayarak ilk biletini aldı bu yolculuğun. Özgürce ve nereye uçmak isterse! 
         Bu romanımda “Afet” adında alımlı bir genç kız oldum. Komşunun yakışıklı oğluna gönlümü kaptırdım. Maceralarla dolu bir aşk beni içine hapsetmiş, kalbime dolanmış,  dünyanın bir ucundan diğer ucuna uçuruyordu ki uyandım. Aşk, tutku, macera, entrika, komedi ve romantizmin tek yerde buluştuğu romanım, sizi bambaşka dünyalarla tanıştıracak. Kimi zaman yokuş aşağı uçarcasına koşacak, kimi zaman karanlıkta korkacaksınız. Aşk gözlerinizi kör ettiği anda gözleriniz açılacak, onu gördüğünüz anda tekrar kör olacaksınız. Afet ve Kerem’in maceralarla dolu aşklarını okurken asla bitmesin isteyeceksiniz. 

                              
       İMKANSIZ BİR AŞK SERÜVENİ

          “Bir film şeridi son hızla geçiyordu gözlerimin önünden. Onunla tavla oynuyor, pikniğe gidiyor, arabada korkuyordum. Parklarda koşuyor, çimenlere aşkımızın izini bırakıyor, deniz kıyısında gözlerine bakıyordum.

          Kuaförün önünde yerlerde can çekişmelerime uzanan eli, marketin önünde ki Kerem! Evime gelip beni ilk öpen, cama kâğıtlar asan Kerem. Sürprizler yapan, elimden tutup yokuş aşağı koşan, beni heyecanlandıran, ağlatan, güldüren, öldüren Kerem. 
İstanbul sokaklarında aradığım, kaybettiğim Kerem! 
Ağladığım Kerem! Bağıra bağıra ağladığım.

İşte tam karşımdaydı!”


Ben yazarken uçtum, dilerim sizlerde okurken uçarsınız.
Kaynak: HABERDAR
YORUM EKLE