Benim güneşim batarken, ay doğuyor mu?

 Efsane bir aşk hikayesi bu.

Bu efsane aşkı seçmemin sebebi , hem  yaşadığımız Büyükçekmece İlçesinde bir sürü mükemmel  eserinin bulunması,  hem de benim ona özel  bir hayranlığımın olması.

Efsane diyorum, çünkü bazı tarihçiler, bu aşkın belgelenemediği için, kanıtlanamayacağını söylüyor. Fakat ben böyle bir aşk hikayesini bulmuşum,  hala aşka inanan biri olarak, gerçek olduğuna inanmayı tercih ediyorum.

Bahsettiğim kişi, Mimar Sinan.  Eserlerinin muhteşemliği  tartışılmaz.  Fakat  yaşadığı  aşkta muhteşem. 

                ***

Mimar Sinan, Mihrimah sultana aşık olur.  Mihrimah, Kanuni  Sultan Süleyman’ın, Hürrem Sultandan olan kızıdır. O da, büyük bir aşkın meyvesi…

Adının anlamı, Farsça’da  ay ve güneş anlamına geliyor.

Mihrimah Sultan, 17 yaşına geldiğinde, Mimar Sinan  ona talip olur.  O sıralarda, Sinan 50 yaşında ve Mihrimah  Sultan’a deliler gibi aşık. Kalbine kim söz geçirebilmiş ki?  Koca Sinan’da  geçiremiyor tabii. Mihirmah Sultan’a talip oluyor.

Fakat, Kanuni Sultan Süleyman,  güzeller güzeli kızını, Diyarbakır Valisi,  Rüstem Paşa’ya veriyor.

Mimar Sinan,  sevdiğine kavuşamamanın  verdiği üzüntüyü, şu satırlarla anlatıyor;

“Tez gelmez cihana, sen gibi hasip
Sine-i gülşende yok imiş nasip
Kadere rızâdır kula münasip
Takdire adavet ar’dır Mihrimah”

“Var mı sine-gâhı dertli ben gibi
Cezbedar bakışın kordur Mihrimah”

                ***

Daha sonra, Kanuni Sultan Süleyman, Sinan’dan kızı adına bir cami yapmasını ister.

Sinan, camiyi seve seve inşa etmeye başlar.  Cami inşaatı, 1540 yılında başlamış ve tam 7 yıl sürüyor.  Bir rivayete  göre, Mimar Sinan, Mihrimah’ın beline kadar uzanan saçlarından ilham almış ve  camiye, onun silüetini yansıtan bir görüntü vermiş.  Camii’nin iki minaresi var ve bu caminin, Sinan’ın sevdiği, Mihrimah Sultanı anlattığı söyleniyor.

Aradan, 7 yıl geçer ve inşaat tamamlanır.  Bu cami, Üsküdar'ın sembollerinden ,  Mihrimah Sultan Camisidir.

Mimar Sinan, bu cami’yi tamamladıktan 14 yıl sonra, kendi yalnızlığını ve aşkını anlatan bir cami  daha yapar. Edirnekapı  surlarının yanına yaptığı, ikinci Mihrimah Sultan Camisi, adeta Mimar Sinan'ın yalnızlığını anlatır.

Üsküdar'da ay doğarken, Edirnekapı'da güneş batıyor.

Mihrimah Sultan’ın doğum günü 21 Mart. Mimar Sinan'ın, Edirnekapı'da yaptığı ve kendi yalnızlığını anlatan bu caminin minaresi arkasından güneş batarken, Üsküdar'daki Mihrimah Sultan Cami'nin o iki minaresi arasından ay doğmaktaymış.

Ne yazık ki, yılın birkaç ayında gerçekleşen bu olayı yakalayıp, izlemek zor sanırım.

Ahh! Bir görüp fotoğraflayabilseydim keşke…

Mihrimah, ay ve güneş anlamına geliyor demiştik. Sinan “Benim güneşim çoktan battı” mı, demek istemişti acaba?

Mihrimah Sultan, Mimar Sinan’ı sevdi mi, o da ona kavuşmayı diledi mi bilinmez. Rüstem Paşa ile mutlu mesut yaşadı mı, oda bilinmez.

Sinan’ın o taşlara, aşkını nasıl  yansıttığını görebilseydim keşke.

İçi  kanaya  kanaya  yapmış olduğunu düşündüğüm bir  yapıda, aşkla dizilen taşların sesini  duyar gibiyim.

                ***

“Beşeri imtihan mevzunun aslı

Mahşere uzadı, vuslatın faslı

Bilmezler bu benna  nedendir yaslı

Sinan’ın tek derdi, yar’dır Mihrimah”

                ***

Bazen bir yapının önünden geçer gideriz sadece, bilemeyiz ki,  taşında, direğinde, sütünunda  ne hikayeler var.

Bilindiğim tek şey var! Efsane olabilecek kadar büyük aşklarda, mutlu son yok…

Sevgiyle kalın

 

 

YORUM EKLE