Bir koltuk uğruna, değer mi…

 

 Bir kişiyi her zaman, herkesi bir süreliğine kandırabilirsiniz ama herkesi her zaman kandırmanın imkanı yoktur!
Türkiye çok seçimler atlattı.
Çok bedeller ödendi.
İdealleri uğruna hayatını kaybedenler, hayallerinden uzaklaşanlar, işlerini kaybedenler.
Önceleri yeni kurulan ülke dedi bu topraklarda yaşayanlar ve onlardan ne istendiyse verdiler.
Malları istendi verdiler.
Tarlaları istendi verdiler.
Canları istendi verdiler.
Ancak ne zamanki özgürlükleri tehlikeye girdi işte o zaman da dur demesini bildiler.
 
***
 
Sonraları çok partili düzene geçildi.
A partisi geldi hadi seni deneyip görelim dediler.
Olmadı bu defa B partisi gelsin dediler.
Yine olmadı darbe anayasasına bile %90’ın üzerinde evet oyu verdiler.
Aslında bu halkın insanca yaşayacak bir vatana sahip olmaktan başka bir derdi yoktu.
Ne yazık ki; A partisini, B partisini yönetenlerin ve darbe yanlısı olanların düşünceleri aynı değildi.
İşte ne zamanki bu halk o düşünceye sahip kalpazanları fark etti.
Hemen sırtını dönmesini de bildi.
 
***
 
Bir gün bir derviş, bir kucak dolusu elma ile bayırlar aşan bir genç kıza rastlamış.
Bozkırın sıcağında yorgunluktan al almış kızın yanakları.
- Nereye gidersin? Ne doldurdun kucağına?..
Diye sormuş derviş.
Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız: - Sevdiğim çalışıyor orada. Ona elma götürüyorum.
- Kaç tane elma var kucağında? diye soruvermiş derviş.
Kız şaşkın: - İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?... deyivermiş.
Ve usulca koparıvermiş derviş elindeki tespihin ipini, bir daha da dervişlik yapmamaya tövbe etmiş…
 
***
 
Ne alaka bir hikaye demeyin sakın.
Hani bu ülke hepimizin.
Bu bayrağı biz akan kanlarımızı ile boyadık.
Bu vatanı biz karşılıksız seviyoruz.
Gerekirse gözümüzü kırpmadan canımızı vermeye razıyız bu ülke uğruna.
V.b. bol keseden sıkanlar var ya o sıkanlar.
İşte bilin ki o sıkanlar, o karavana sallayanların her birisinin bir tek dertleri vardır.
Ellerindeki veya altlarındaki koltuğu kaybetmemek.
İşte o bol keseden sallayanların oğulları bu ülke için askerlik yapmaz.
İşte o bol bol karavana atanlar bu ülke için daha az vergi vermek için gece gündüz kafa patlatırlar.
O bol keseden atanlar bu ülkenin menfaatlerini yok sayarak kendi ceplerini daha fazla nasıl doldururum diye her daim yüksek lisans tezler geliştirirler.
İşte o ol keseden palavralar sıkanlar ellerindeki koltukları ve imkanları kaybetmemek için gerekirse insanların yaşam haklarına bile közleri kapalı kıyarlar.
 
***
 
İşte şimdi sorarım size; bu vatanı karşılıksız sevmeye inananlar bu vicdansızlıkları nasıl yaparlar.
Şimdi anladınız mı derviş ve elma taşıyan kızın hikayesinin önemini.
Hani hepimiz Müslüman din kardeşiydik.
Hani hepimiz bu vatan için gözümüzü kırpmadan canımızı veriyorduk.
Hani hepimizin dedeleri bu ülkenin her karış toprağına kanlarını vermişti ve bu ülke topraklarının her karış alanına hepimizin eşit şartlarda sahiptik.
 
***
 
Günümüz şartlarında yaşanan adaletsizliğin ve eşitsizliğin farkında değil misiniz daha.
Gözünüzün boyandığını fark etmediniz mi hala.
Bütün bu yaygaraların bir koltuk uğruna yapıldığını bakıp da görmüyor musunuz?
Hadi sizlere bir soru daha.
Bu gün içinde bulunduğumuz kaos ortamından kurtulmanın en önemli yolu nedir.
Sağlıklı bir koalisyon hükümetinin kurulması değil mi?
Madem öyle neden bu hükümet aylardır kurulmuyor?
Peki bu soruya ben; bu hükümeti kurmakla sorumlu olanlar kendileri adına hep daha fazlasını daha fazlasını istiyor da o yüzden sağlıklı görüşme zeminleri oturmuyor cevabını verirsem buna itirazı olan var mı?
 
***
 
Bakın ben daha size; nerede bu idealist ülkücüler demiyorum.
Nerede bu sosyalistler demiyorum.
Nerede bu aydınlar demiyorum.
Nerede bu eski Demokrat Parti’de, sonra Adalet Partisi’nde, Doğru Yol Partisi’nde, Anavatan Partisi’nde ve merkez partilerde politika yapanlar, bu partilere oy veren milyonlar demiyorum.
Nerede bu vatanseverler demiyorum.
Nerede bu canı yanan, anası ağlayan, işinden aşından olanlar da demiyorum.
Sadece şunu diyorum.
Yeter, yeter, yeter.
 
***
 
Soyduklarınız yeter.
Çaldıklarınız yeter.
Kırdıklarınız yeter.
Döktükleriniz yeter.
Sürdürdüğünüz koltuk sefanız yeter.
Yandaşınızı beslediniz yeter.
Sizden olmayanı ezdiniz yeter.
Artık bu ülke insanı; barış istiyor, huzur istiyor, refah istiyor, bu topraklar üzerinde insanca yaşamak istiyor.
Bıktık sizin palavralarınızdan.
Yaygaralarınızdan.
Sahte göz yaşlarınızdan.
Kişisel çıkar ve egolarınızı, koltuk sevdanızı bırakın bir kenara ve bu ülkenin acil ihtiyacı olan geniş tabanlı sağlıklı bir hükümeti kurarak çıkın karşımıza…
YORUM EKLE