BÜYÜKÇEKMECE’DE YAŞAMANIN KEYFİ

Anayasamızın 56. Maddesi “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir” diyor. Önünde güzel bir koyu, arkasında yakınındaki ilçelerin su ihtiyacını karşılayan gölü olan Büyükçekmece, kişi başına düşen yeşil alan konusunda da en önde ilçelerden biridir. Herkesin hayatını sağlıklı sürdürebilmesi, gençlerin spor ile gelişmesi, büyüklerin doğa hasretini giderebildiği parkları bahçeleri, eğitim ve kültürel etkinlikleri ile yaşanabilir bir kenttir Büyükçekmece.


1998 yılında kimseden bir kuruş maddi destek almadan, o tarihte adı Beko olan firmada görevli dost insan Hüseyin Hamarat’ın eleman desteğiyle deve bağırtan yokuşunda 4000 fidanla başlattığım ağaçlandırma çalışmalarına, Belediyemizin tahsis ettiği göl havzasındaki alana Makine Mühendisleri Odası 3. Bölge Temsilciliğinin ağaçlandırmaları ile devam ediyoruz. Her yıl o alanda yaptığımız dikim, bakım ve “Uçurtma Şenliği” ile mutluluk yaşıyoruz. 5215 no’lu Belediye Kanunu mezarlıklar, ağaçlandırma, park ve yeşil alanların geliştirilmesi görevlerini belediyelere vermiştir. Sağlıklı çevreye ulaşmanın yol, yöntem ve kuralları da imar mevzuatında tanımlanmıştır.


Planlarda, yeşil alanlar yönetmelikler çerçevesinde tanımlanan nüfus-donatı-standart ilişkileri ve ilkeleri bağlamında şekillenmekte, kamulaştırma, hazine arazilerinin bu amaçla kullanımı ile gerçekleşebilmektedir. Ancak ülkemizde, ortak gereksinimleri yaratacak uygulama araçlarının yetersizliği, mevcut araçları kullanmada teknik kapasite yetersizlikleri, plan kararlarının siyasi popülist politikalara alet edilmesi, rant düşünceleri, toplumun yaşam kalitesi konusundaki bilinçsizliği ve talepsizliği, denetleme sorunları gibi nedenlerle yeşil alanlar yeteri düzeyde sağlanamamaktadır.


İmar Yönetmeliği’nde mahalle ölçeğinden kent ölçeğine kadar kişi başına düşen değerin aynı olması da (10 m2), yeşil alan sisteminin kurulmasının önünde engel teşkil etmiş, orman alanları, kentsel bölgesel ölçekteki her türlü yeşil doku bu standardın içine sokulmaya çalışılmıştır. 1980’de İmar Affı Kanunu ile yürürlüğe giren Islah İmar Planları bu yeşil alan yetersizliğinin temel nedenlerinden biridir. Yine 1980’lerde merkezi yönetime turizm alanları ilan etme yetkisini tanıyan Turizm Kanunu ile İstanbul’da pek çok park alanı veya yeşil alanlar üzerinde AVM’ler, oteller yapılmıştır.


1980’lı yılların sonlarında İTÜ’de görevliyken Büyükçekmece Albatros Parkında bir otel projesi de benim önüme gelmişti. Yine 1987 tarihinde Orman Kanunu’na eklenen hususi orman alanlarında %6’lık yapılaşma imkanı ile kapalı siteler furyası başlamış, İstanbul’un kuzey ormanlarının erimesinin yolu açılmıştır. 1980 sonrasında orman sınırlarının daraltılmasına yol açacak şekilde Orman Kanunu’nda değişiklikler yaşanmıştır.


TOKİ ve Özelleştirme İdaresi’ne tanınan kamu mallarını değerlendirme ve plan yetkileri kamusal işlevler yerine konut, ticaret gibi gelir getirici işlevlere sahne olmuştur. Biz okumayan, araştırmayan insanlar ve bizden son gelecek nesiller İstanbul’da, ülkemizde temiz hava ve su sıkıntıları ile yaşayacağız. Bize bırakılan emaneti iyi koruyamadık. Kurup öğrencileri okullarda filmler, seminerlerle, büyükleri bu tip makalelerle bilinçlendirme çalışmalarımızda kurduğumuz DEÇED (Doğa Emanetçileri Çevre Eğitim Derneği) ile de olanaksızlıklar sebebiyle pek faydalı olamıyoruz. Şansımız Büyükçekmece’de yaşamak. Bu şansı kaybetmemek için hepimiz üstümüze düşen gereği yerine getirmeliyiz. Sağlıklı bir çevrede yaşamanız dileğimle.
Kaynak: HABERDAR
YORUM EKLE