Centilmenlik maç kazandırmıyor!

Bir spor müsabakası bitiminde tarihe kim geçer?

Centilmen olan mı yoksa kazanan takım mı?

Veya centilmen oyuncu mu yoksa gol atan oyuncu mu daha çok ödül alır?

Tamam centilmenleri de az da olsa alkışlarız belki ancak her şeye rağmen kazanan takım veya gol atan oyuncu daha çok alkışı alır.

 

***

 

Gelelim siyasi centilmenlerimize.

Veya centilmen parti ile centilmen dışı hareket eden partilerimizin durumuna.

7 Haziran'da ülkemiz şöyle veya böyle bir seçim atlattı.

7 Haziran'dan önce de centilmen dışı bir sürü hareket vardı.

Ancak 7 Haziran sonrası çok daha net bazı centilmen dışı davranışlar, tutum ve haller baş gösterdi.

Şöyle ki...

 

***

 

Söz milletin denildi, milletin sözünden çıkıldı.

Sandık ne söylerse emri başımız üstüne denildi, sandığa saygı gösterilmedi.

En doğru kararı millet verir denildi, milletin kararı askıya alındı.

Hatta yerle bir edildi.

Bu defa sandıktan koalisyon çıktı denildi, koalisyon görüşmelerine sadık kalınmadı.

Millet bu defa dört partili bir meclis öngördü denildi dördüncü partinin aldığı oylara saygı gösterilmedi.

 

***

 

Artık analar ağlamayacak ocaklar yanmayacak denildi.

Bir anda ne olduysa ortalık kan gölüne döndü.

Neredeyse 10 yılda kaybedilen kadar kayıplar verildi.

Gençler öldü.

Şehit cenazeleri arttı.

Yollara mayın döşetildi.

Yollar kesildi, yolcular kaçırıldı.

Karakollar basıldı.

Köylüler eskisinden daha beter günlere döndü.

Evlerine giremez hale düşen köylüler, Doğu ve Güneydoğu Anadolu halkı neye uğradıklarını şaşırdılar.

 

***

 

CHP Lideri kemal Kılıçdaroğlu dün yaptığı açıklamalarda şunları söylüyordu:

-Bizim zaten kırmızı plaka hevesimiz, koltuk, makam hedefimiz hiç yok, bizim hedefimiz daha iyi bir Türkiye yaratmaktı.

-Eğitime takılmışlar. Burada açık ve net bir çağrı daha yapıyorum. Hiç bir CHP yetkilisi, İmam Hatipler kapatılsın diye bir şey söylememiştir. Neden böyle bir şey diyelim. Bir kere daha söylüyorum, İmam Hatip liselerinde okuyanların güvencesi biziz.

-Onların derdi senin çocuğun değil, onların derdi kendi makamları, kendi koltukları. Bunu çok iyi bilmeni isterim sayın vatandaşım.

-Benim de görevim var. Hatam varsa bana söyle, sorunum varsa bana söyle. Eğer yoksa artık yeter de, elini vicdanına koy ve sandığa gidip, artık bu duruma yeter de yeter.

 

***

 

Bu söylediklerinin belki tamamında haklı olabilir Kılıçdaroğlu.

Ancak kime ne anlatabilir ki.

Zira ortada iyi kötü bir görüşme oldu ve bu görüşmeden sonuç çıkmadı.

Yani koalisyon olmadı.

Bunu başaramadıktan sonra, söylediklerinizin ve yaptıklarınızın tamamı doğru olsa bile hiçbir kimseye bir şey anlatamazsınız.

Hani centilmen örneği verdiğimiz müsabakayı düşünün.

Maç bitmiş adamın istediği olmuş, sen ise maç bitiminde hakem hatalarından, yapılan faullerden, centilmen dışı hareketlerden bahsediyorsun.

 

***

 

Bu müsabaka da AKP ile CHP arasında geçmişti.

MHP ve HDP koalsiyonu net olarak red etmiş AKP-CHP koalisyonuna kilitlenen halk bir anda umutlanmıştı.

Önemli olan herkesin yani her iki tarafın da istediğini alarak bu maçı bitirmesiydi.

AKP'nin amacı belli.

Koalisyon yapmamak, sizleri oyalamak ve tekrar erken seçime gitmek.

Çünkü Cumhur reisi öyle istemişti.

Eeee.

Esi sizin amacınız koalisyon yapmak ise şayet o zaman başarılı olacaksınız.

Her şeye rağmen o masayı devirmeden kalkacaksınız.

Yoksa kimseye bir şey anlatamazsınız. 

 

***

 

Kısaca diyeceğim şudur.

Centilmenlik maç kazandırmıyor maalesef.

Her şeye rağmen kazanan her zaman haklı duruma geçiyor.

7 Haziran sonrası da AKP belki centilmenlik dışı hareketler sergilemiştir ancak istediği şey olan ülkeyi erken seçime taşıma fikrinde başarılı olmuştur.

CHP, MHP ve HDP erken seçime giden bir ortamda haklıyken haksız duruma düşmüştür.

Bunun aksini bu ülke seçmenine anlatmak deveye hendek atlatmaktan zor..

 

 

 

Kafama takılanlar - kafamı bozanlar!

 

 

Bursa'daki asker cenazesinde Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nu protesto eden yurttaşların arasında yer alan Mehmet Şenol, yandaş medya tarafından DHKP-C'li ilan edilerek hedef gösterildi.

Bu uydurma haberlere göre neymiş; Mehmet Şenol Twitter hesabı üzerinden Mahir Çayan ve arkadaşlarının yaşamını yitirdiği Kızıldere ile ilgili paylaşımlarda bulunmuş.

Bu paylaşımları yapan Mehmet Şenol'a DHKP-C'li damgası yapıştırılmış.

Mehmet Şenol ise, yandaş medyanın 'şehit yakını değil' haberlerine yine sosyal medyadan asker Bahadır Aydın'la birlikte çekilmiş fotoğraflarını paylaşarak DHKP-C ile alakam yok ÖDP'liyim diye açıklamalarda bulunmuş.

 

***

 

Bakar mısınız arkadaş.

Twitter hesabınızdaki bir paylaşıma göre anında her türlü damga yiyorsunuz.

Hadi buyurun bakalım.

Her ölüm yıl dönümünde ben de; Mahir Çayan, Deniz Gezmiş, Yılmaz Güney için paylaşımlarda bulunuyorum.

Ayrıca ben rahmetli ANAP'lı bakan Adnan Kahveci.

Korkusuz vali Recep Yazıcıoğlu.

Hırant Dink.

Uğur Mumcu.

Abdi İpekçi.

Eşref Bitlis Paşa için de paylaşımlarda bulunuyorum.

Bu değerlerimizi öldürenlere lanet okuyorum.

Bu isimleri aynı adamlar (veya zihniyet) öldürmedi mi?

Bu isimleri öldürenler ile bugün evlerimize gelen şehitleri öldürenler arasında ne fark var.

Her ikisi de başkalarının kanlarından beslenerek kendilerine siyasi rant elde etmiyorlar mı?

PKK terörünün yeniden  hortlamasının sebebi; HDP'nin aldığı oyun kabullenilmemesi ve 'Çözüm Süreci Rafa Kalktı' açıklaması değil de nedir.

Hal böyle iken bir hiç uğruna yaşamlarını yitirenlerin yanında yer almak, kandan ve başkalarının ölümlerinden beslenerek siyasi rant elde edenlere kafa tutmak terör eylemi ise en büyük terörist benim.

Lütfen beni de yazın...

 

YORUM EKLE