Utku Kızıltan

Utku Kızıltan

DENİZLERİMİZ, TOPRAKLARIMIZ ZEHİRLENİYOR

DENİZLERİMİZ, TOPRAKLARIMIZ ZEHİRLENİYOR

Geçtiğimiz yıllarda İskenderun Limanında batan zehir yüklü gemi, Karadeniz’de sahile vuran zehir yüklü variller ve Formula 1 pistinin bulunduğu alanda gömülü bulunan zehirli variller. Bu son bulunanlar ekipler tarafından incelenmiş ne yapılacağına karar verilene kadar tekrar toprağa gömülmüş. Sayın yetkililer, “Kanserojen maddenin toprağa karıştığı kesin. Yağmurla birlikte suya da karışacağı kesin” demişlerdi.

O tarihteki İl Çevre Müdürümüz varillerin üzerinde “Methylene Chloride” etiketi varmış. Varillerin 1000 civarında olduğunu bu varillerin zararsız hale getirilmesinin 1 milyon doları bulacağını, varillerde çürümenin olması sebebiyle toprağımızın ve suyumuzun zehirleneceğini söylemişti. O zamanın İstanbul Valisi Muammer Güler ise, kanserojen maddelerin havayı da kirleteceğinden söz etmiş, inşallah kirletmemiştir temennisinde bulunmuş ve hesabı sorulacak demişti. Bu günlerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız İstanbul’un plajlarında yaptığı inceleme ve ölçümlerde İstanbul’da denize girilmesi tehlikeli olan çok sayıda plaj içinde Büyükçekmece Halk Plajını da belirtmiş. Sevgili Okuyucular size biraz da denizlerimi tehdit eden tehlikelerden söz edeyim.

Türkiye’nin kıyılarındaki tehlike: Ekolojik sistemler ve canlı türleri bakımdan çok zengin kıyılarımızın uzunluğu yaklaşık 8333 kilometredir. 8333 kilometresinde de tehlike çanları çalıyor. En kötü durumda olanı da hayret edeceksiniz ama turizm cennetimiz Akdeniz. BM Çevre Programı’nın (UNEP) hazırladığı bir rapora göre, 12 ülkenin kıyısı olduğu Akdeniz’deki kirlenme 2025 yılına kadar ciddi oranda artacağı, Akdeniz bölgesinde küresel ısınmanın etkilerinin, Kuzey Avrupa’ya göre 2 kat daha fazla hissedileceği bekleniyor. Bu durum kuraklık ve orman yangınlarında artışa sebep olacak.

Yunanistan ve Türkiye sahillerindeki yoğun kentleşme ve endüstrileşme ile beraberinde gelen atıkların %11’i Ege Denizi’ne koy ve körfezlerine boşaltılıyor. Marmara Denizi, diğer denizlerle bağlantısını sağlayan boğazların yapısal özelliğinden dolayı özel bir takım hidrodinamik özelliklere sahip. Marmara Denizi, hızlı gelişen sanayi, nüfus artışı ve düzensiz kentleşme sorunları nedeniyle ciddi bir kirlilik tehdidi altında ve bu kirlilik, Marmara’nın kendi kendini doğal olarak yenileme kabiliyetinin çok üstünde. 3. Köprü, hava alanı oralarda yeni yerleşim alanları yaratacak, kirlilik daha da artacak. Biyolojik olmayan Büyükçekmece kirli su arıtma tesisinin Marmara’ya pompaladığı kirli su lodosla koyumuzun içine geliyor, çay bahçelerimizde burnumuzu tutarak oturuyoruz. Bir de Kumkapı Balık Halinin Beylikdüzü sahiline taşınması projesi çıktı.

Gelelim Karadeniz’e Karadeniz’de, fazla yağış, sınırlı buharlaşma ve su akışlarının bolluğu nedeniyle yer üstü suları bakımından bir sıkıntısı yok ama, Karadeniz’e kıyısı bulunan diğer ülkelerden gelen nehirlerin taşıdığı atıklardan dolayı kirlenme oranı oldukça fazla. Büyük bir kıyı şeridine sahip Karadeniz’in bitki ve hayvan çeşitliliği (flora ve faunası) endüstriyel kirlenme sebebiyle her geçen gün yoksullaşıyor. Bu tehlikeleri görmek, dile getirmek, insanlara anlatmak, sadece çevrecilerin görevi olmamalı. Ülkemizde yaşayan herkesi tehdit ettiğine göre bu kirliliklerle mücadele de herkesin görevi olmalı. Yeni atanan İl Çevre Ve Şehircilik Müdürümüz Ahmet Ayyıldız geçtiğimiz 11 Haziran Salı günü İstanbul’dan 19 çevre derneğinden ikişer kişiyi  Yıldız Üniversitesi Rumeli Hisarı Sosyal Tesislerinde tanışma toplantısında buluşturdu ve İstanbul’da Çevre problemlerinde elele çalışma kararına varıldı. Problemleri hep birlikte çözmeye çalışacağız. Sağlıklı kalmanız dileğimle.        

Önceki ve Sonraki Yazılar
Utku Kızıltan Arşivi