DENİZLERİMİZDE BALIK ÇEŞİTLİLİĞİ AZALIYOR

Sevgili Okuyucular, geçen hafta Gönül Rahatlığı İle Denize Girebileceğimiz yerleri Sağlık Bakanlığı Araştırmalarından yazmıştım. 3 Tarafı denizlerle çevrili bir ülke olmamıza rağmen maalesef değerini bilemiyoruz. Yıllarca fosseptikleri, lağımları denize akıttık.

Şimdi şimdi birazcık akıllanmış gibiyiz ama hala korumamız yetersiz. İki adım ötemizdeki arıtma maalesef biyolojik değil. Lağımdan gelen katı pislikleri sıvılaştırıp denizin derinliğine gönderiyoruz. Allahtan koyumuza geri dönmüyor. “Deniz Temizliği Bilincini Geliştirmek” için 11 Haziran Perşembe günü saat 10:00’da 1000 civarında öğrencinin katılımı ile TURMEPA Deniz Temiz Derneği, Belediyemiz ile sahil temizliği etkinliği yapacak.

Önceki yıllarda da Su Altı Sporları Derneği ile bizde bu çalışmayı yapıyorduk. 3-4 yıl önce TÜDAV (Türk Deniz Araştırmaları Vakfı) denizlerimizdeki biyolojik çeşitliliğin korunması için acil koruma alanları kurulmasını istemişti. Avrupa’nın en büyük deniz çevre projelerinden biri olan “CoConet”in proje sorumluları arasında tanışıp konuşma onuruna eriştiğim İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bayram Öztürk konuyla yakından ilgilendi.

Koruma alanları ile ilgili olarak AB’den 9 milyon Euro’luk fon ayırtmış, 22 ülkeden 39 kurum ve 200’e yakın bilim adamı konuyu irdelemişlerdi. Ak Deniz ve Karadeniz’de koruma alanları oluşturulacak, sonra Marmara ve Ege Denizi’nde koruma alanları oluşturulacaktı. Sadece Türkiye’nin bunu ilan etmesi gerekiyordu. Ben konu ile ilgilendiğim halde ne olduğu bilgisine ulaşamadım.

Türkiye’de özel çevre koruma alanları var. Foça, Kalkan bunlara örnek. Ancak Marmara ve Karadeniz’de tek bir koruma alanı yok. CoConet projesinde deniz koruma alanları kadar açık deniz rüzgar tarlaları da konu ediliyor. Avrupa Birliği 2020 yılında tüketeceği enerjinin %34’ünü yenilenebilir enerjiden karşılamayı planlarken, biz denizleri doldurup ormanları yok ediyoruz.

Roma’da yapılan toplantıda denizlerdeki doğal yaşamın risk altında olduğunu belirten Prof. Dr. Bayram Öztürk “Türkiye, Marmara ve Ege’de deniz koruma alanları oluşturulmazsa lüferde yaşanan yok olma riski, palamut ve hamsiyi de yok edecek dedi. Marmara Denizi’nin “eşsiz bir biyolojik koridor” görevi gördüğünü belirten Prof. Öztürk, Marmara aynı zamanda birçok göç yapan türlerin yumurtlama alanıdır.

Bu göçmen türler, aşırı ve bilinçsiz avcılık, kirlenme ve gemi trafiği nedeniyle tehlike altındadır dedi. Bu günlerde 14 Haziranda kurucusu olduğum DİB (Doğa İle Barış) ve DEÇED (Doğa Emanetçileri Çevre Eğitim Derneği) olarak 23. Defa tüm dünyaya mesaj verebilmek için İstanbul Boğazını tehlikeli yük taşıyan tankerlere kapatacağız. Olası bir çarpışma halinde İstanbul’a verebileceği zararı önlemek gayemiz. Bu etkinliğimize destek veren herkese teşekkür ederiz. Sağlıklı kalmanız dileklerimle.   
Kaynak: HABERDAR
YORUM EKLE