Devlet mi parti mi!

 Referandum süreci tam start vermeden herkes şimdiden eteğindeki taşları dökmeye başladı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 10-12 Şubat’ta partisinin tüm organlarını Konya’ya davet etmesi az da olsa bazı kesimlerde heyecan yaratsa da biz heyecanlanmaya falan gerek olmadığını şimdiden söyleyebiliriz.
Zira, Bahçeli de dün parti organlarına konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu gibi eteğindeki taşları dökecektir.
Ya ‘evet’ yönünde parti tabanına mesajları olacak veya ortada seyrederek gelişmeleri değerlendirecektir.
Başka sürpriz kimseler beklemesin boşuna.
*
Gördüğümüz kadarıyla referandum, evet diyen iki parti (AK Parti ve MHP) ile geri kalan bütün partiler arasında geçecek.
Bu iki partinin son seçim olan 1 Kasım 2015’deki oy oranları ise yaklaşık yüzde 57.
Anlaşılan yüzde 57’ye 43’ün bir yarışı olacak.
AK Parti kesiminden fazla hayır çıkacağını söylemek nafile olacaktır.
MHP’nin ise yarısının hayır yönünde oy kullanacağını öngören araştırma şirketleri var.
Bu durumda diğer partilerden şayet evet yönünde oylar da gelirse MHP’den giden yüzde 5 civarı kayıp tolere edilebilir.
*
Peki ya sürprizler.
Biliyorsunuz Türk halkı sürprize fazla uzak kalan bir halk değil.
Nihayet 7 Haziran’da ciddi bir sürpriz yaparak 3 dönem tek başına iktidar yetkisi verdiği Adalet ve Kalkınma Partisi’nden o yetkiyi     almıştı.
Bu seçim sonrası muhalefet parti liderlerine kızan halk tekrar 1 Kasım’da yetkiyi geri verdi.
Ya benzer sürpriz referandumada da yaşanırsa ne olur.
Hemen söyleyelim.
Referandum sonrası 2019 seçimlerine kadar oldukça yeterli zaman var.
Bu zamana kadar ise hamur çok su götürür.
Alın size bir örnek.
1 Kasım seçimleri geride kaldıktan sonra en az 5-6 ay kimseler başkanlık sisteminden söz etmiyordu.
Ta ki Bahçeli’nin ‘getirin onu buraya’ dediği güne kadar.
*
Yani referandum sonrası da her an her şey     olabilir.
Evet çıkınca olacakları biliyoruz.
2019 seçimleri beklenecek.
O zamana kadar yeni sitemin yöntemleri ve uygulamaları monte edilecek.
Yönetmelikler değişecek.
Yazışmalar oturacak.
V.s., v.s.
Ya hayır yönünde oy çıkarsa.
İşte orası muamma!
*
Neyse yazımızın bu bölümünde dün parti organlarına seslenen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından katıldığım kısımlardan bahsetmek istiyorum.
Kılıçdaroğlu; ’Sen evet diyorsun, ben hayır diyorum; diye bir kavga asla olmamalı. Her insanın görüşüne değer vermeliyiz. Birlikte düşünerek, söz söyleyeceğiz. Gideceksiniz, ev ziyaretleri yapacaksınız. Köylere gideceksiniz. Mahallelerde muhtarlarla görüşeceksiniz. Onlara soracağınız ilk soru, şu olmalı. Cumhurbaşkanı, Türkiye’de taraflı mı olmalı, tarafsız mı olmalı? Emin olun, bu ülkenin halkının yüzde 99’u cumhurbaşkanı tarafsız olmalı, diyecektir. Çünkü cumhurbaşkanının tarafsızlığı, devletin sigortasıdır. Garantisidir. Bu değişiklik, bu sigortayı tümüyle devre dışı bırakıyor. Sigortasız bir devlet olmaz.
Cumhurbaşkanı 80 milyonu temsil eder. Bu düzen bozulacak. Cumhurbaşkanı, her vatandaşına eşit yaklaşmak zorundadır. Tarafsızlık ilkesi, bu açıdan çok önemlidir. Hiçbir siyasi partinin genel başkanı, bayrağı temsil edemez. Cumhurbaşkanı, aynı zamanda bir partinin genel başkanı olmaz, yanlıştır. Bunu vatandaşlarımıza kavga etmeden anlatacaksınız. Cumhurbaşkanı, aynı zamanda bir partinin genel başkanı olduğunda, cumhurbaşkanını illerde kim temsil edecek? Sayın Binali Yıldırım’ı illerde, AK Parti’nin il başkanı temsil eder. Peki cumhurbaşkanı, bir partinin genel başkanı olduğunda cumhurbaşkanını kim temsil edecek. Vali mi temsil edecek, o partinin il başkanı mı temsil edecek. Diyorlar ya ’Çift başlılık olmaz’. Buyurun size çift başlılık, daha işin başında, daha illerde başladı. Bırakın merkezi, daha illerde çift başlılık çıkacak. Kaş yaparken, göz çıkarılıyor” dedi…

*
Bana göre referanduma taşınan anayasa değişikliğinde tartışılması ve önemsenmesi gereken en önemli iki maddesi; ‘sigorta’ ve ‘çift başlılık’
İşte Kılıçdaroğlu’da bu iki şeye önem veren konuşmasını yaparak partililerine; bırakın yürüyüşleri, bırakın sloganları, bırakın afişleri, bırakın kavgayı gürültüyü, gidin ev ev dolaşarak bunu anlatın diyordu.
*
Şayet referandumda hayır yönünde karar çıkarsa halkın en çok bu iki tartışmalı durumdan dolayı fikir yürüttüğünü söyleyebiliriz.
Düşünsenize bir ilçede, bir köyde, bir mahallede yaşıyorunuz ve düne kadar başınıza bir dert geldiğininde sığınmayı düşündüğünüz ‘devlet ana’, ‘devlet baba’ yerine aklınıza cumhurbaşkanının seçildiği parti geliyor.
Ve başlıyorsunuz ‘Devletin Ana Partisi’, ‘Devletin Baba Partisi’ demeye.
Demeyecek bir kişi çıkar mı?
Çıkmaz.
Kısaca halk devlet ve parti arasında gidip     gelecek.
Zor bir oylama olacak zor…!
YORUM EKLE