İstanbul’da "Kentsel Dönüşüm Sempozyumu"

İstanbul’da "Kentsel Dönüşüm Konseptinde Patlamalı Yapı Yıkımı ve Temel Kazıları Sempozyumu" düzenledi.

 İstanbul’da
Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un yürürlüğe girmesinin ardından kentsel dönüşüm çalışmaları hızlandı. Kentsel dönüşüm sürecinde karşılaşılan en büyük sorunlardan biri binaların yıkılması konusu. Patlayıcı Mühendisliği Derneği soruna katkı sunmak amacıyla İstanbul’da  "Kentsel Dönüşüm Konseptinde Patlamalı Yapı Yıkımı ve Temel Kazıları Sempozyumu" düzenledi.

Toplantıda, “Patlayıcı ile Yapı Yıkımı Uygulamaları ve Patlayıcı Kullanım Mevzuatı”,  “Patlayıcı ile Yapı Yıkımı, Patlayıcı ile Temel Kazıları”, “Sorunlar ve çözüm yolları” masaya yatırıldı.  Merter Green Park otelde gerçekleştirilen sempozyuma Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Genel MüdürYardımcısı Mehmet VARGÜN, Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan AKGÜN, EXORIXI S.A. Constulting & Engineering Service firmasında Elias BALIKTSIS,-Alexander BALIKTSIS- Charles Moran,  Akkaya İnşaat Genel Müdürü Mustafa AKKAYA, Yrd. Doç. Dr. Abdulkadir KARADOĞAN, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yetkilisi Fazlı TOPRAK,  Emniyet Genel Müdürlüğü Patlayıcı Maddeler Büro Amiri Erdem UÇAK , İstanbul Büyükşehir Belediyesinden  Zabıta Tedbir Müdürü Tayfun KARALİ, Sancaktepe Belediyesi Başkan Yardımcısı Yılmaz ERCAN, Patlayıcı Mühendisliği Derneği Onursal Başkanı Yrd. Doç. Dr. Güngör TUNCER, Emekli Vali Hasan ÖZDEMİR’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katılarak görüşlerini paylaştı.

Düzenleme Kurulu Başkanlığını, Patlayıcı Mühendisliği Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof.Dr. Ali Kahriman’ın yaptığı sempozyum saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başladı.  “Açılış Konuşmaları”, “Tematik Konuşmalar” ve “Panel” olmak üzere 3 bölümde yapılan sempozyumun açılış konuşmasını Prof.Dr. Ali Kahriman yaptı.

Sözlerine Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu hatırlatarak başlayan Prof.Dr. Ali KAHRİMAN AYRICA yapıların bir ömrü olduğunu Cumhuriyet döneminde yapılmış binaların artık yıkılması gerektiğini kaydetti. Kentsel Dönüşüm sürecinde bina yapımı kadar, bina yıkımının da  önemli olacağını hatırlatan Kahriman, “ Yıkım süreciyle ilgili süreçte bir sektör ortaya çıkacak. Biz burada bir profesyonelleşmeye gitmek zorundayız. Ülke genelinde 7 milyon binada, Makinelerle yıkım yapmak yabancı makine şirketlerine para aktarmak anlamına gelir. Akademisyeni var, ticari ayağı var o zaman Türkiye’yi makine mezarlığına dönüştürmeden hem süreci hızlandırıp ekonomik kayıplara yol açmadan çevre kirliliğine yol açmadan bu süreci yürütebiliriz. Kanunlarda, yönetmeliklerde gerekli değişiklikler yapılarak, kimsenin burnu kanamadan bu çalışmaların sonuçlandırılması gerekiyor.” Dedi.
Sempozyumda söz alan Akkaya İnşaat Yönetim Kurulu başkanı Mustafa Akkaya, yıkım işleriyle uğraşan firmalar olarak ciddi sorunlarla karşı karşıya olduklarını, özellikle yasal ve bürokratik konularda gerekli düzenlemelerin yapılmasını beklediklerini söyledi.
Akkaya’nın ardından kürsüye gelen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Vargün, Türkiye’de deprem riskinin oldukça yüksek olduğunu; depremde çok sayıda kişinin ölmesi, yaralanması, ekonomik kaybın çok büyük olması nedeniyle kentsel dönüşümü zorunlu hale getirdiğini kaydetti. Vargün, “ Amacımız herkesin sağlıklı güvenli bir şekilde yaşayacağı kentler oluşturmaktır. Afet kanunu Mecliste görüşülerek yasalaşmıştır. Yasanın amacı can ve mal kayıplarına neden olan afetler oluşmadan gerekli tedbirlerin alınması, ülke genelinde yaşam kalitesinin arttırarak, yerel şartları ve katılımcılığı da göz önünde bulundurarak kentsel dönüşüm yapmaktır. Türkiye’de yapıların yıkımı genelde el veya kompresörle, makine veya patlayıcı madde kullanılarak yapılmaktadır. Meskun mahallerde yapılan yıkımlar, zaman, ekonomik, trafik ve çıkan molozun geri dönüşümü açısından birçok olumsuzluğa sebep olmaktadır. Can ve mal kaybına sebep olacak olan afetler gelmeden önce profesyonel yaklaşımlarla binaların yıkımı gerçekleştirilmeli ve daha çağdaş yaklaşımlara ekonomik ve çevreye zarar vermeden yapılması önem arz etmektedir.” Dedi.

Panelde söz alan Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün de, sözlerine Türkiye’deki deprem riskini vurgulayarak başladı. Akgün “ Türkiye’nin tamamı deprem kuşağında olmakla beraber bunun en önemli kısmını bina stoğunu bulundurması sebebiyle Marmara bölgesi teşkil etmektedir. Ve bu bölgenin en önemli kenti İstanbul’dur. Deprem gerçeğiyle birlikte yaşadığımız ülkemizde yarın bir deprem olması ihtimali çok yüksektir, bilim adamlarının verdiği bilgiler ışığında İstanbul’u çevreleyen iki tane fay hattından söz edilebilir. Bunlardan birisi Küçükçekmece’de diğeri de Silivri açıklarında bulunan fay hatlarıdır. Bu fay hatları kırıldığında 6,5-7,5 şiddetinde deprem yaratacaktır. Oluşan bu deprem İstanbul başta olmak üzere Yalova ve Bursa’da büyük yıkımlara yol açacaktır.  Çevre ve Şehircilik bakanlığının konu hakkındaki kararlılığını tebrik etmekle beraber yapılanları yeterli bulmuyorum. Dönüşümün mümkün olduğunca hızlı olmasını istememizle beraber, özellikle Anadolu’daki belediyelerin konu hakkında yetişmiş eleman eksikliği göz önüne çıkmaktadır. Dönüşümün daha hızlı gerçekleşebilmesi için şehir disiplinini bozmamak kaydıyla imar haklarının daha fazla arttırılması gerekmektedir. İstanbul’da bulunan yaklaşık 3,5 milyon bina stoğunun 2 milyonunun sağlıklı olmadığı bilinmektedir. Özellikle İstanbul için gerekli önlemler bir an önce alınmazsa can ve mal kaybı en üst düzeyde olacaktır.  Bina yıkımı Anadolu’da kolay yapılabilecekken İstanbul için ise kullanılabilecek en ileri teknoloji kullanılmalıdır. En son teknoloji kullanılmazsa İstanbulluları gürültü ve toz gibi çevre kirliliği ve kamyonlar gibi çevresel riskler beklemektedir. Biz de dünyada uygulanan en son teknolojiyi ülkemizde kullanmalıyız bu eğer patlayıcı kullanılarak bina yıkımıysa bunun uygulanması gerekmektedir. Ancak bu yıkımları kimlerin yapacağı vb gibi hususların devletin ilgili kurumları tarafından kesin suretle hukuki bir düzene sokulması gerekmektedir. Gerekli düzenlemelerin yapılması ile yapılacak en doğru yöntem patlayıcı madde kullanarak bina yıkımı olacaktır. Yıkımlardan sonra çıkan molozların nerede ve nasıl değerlendirileceğinin de öncelikli olarak tartışılması ve kararlaştırılması gerekmektedir.”dedi.
Katılımcıların görüşlerinin alınmasının ardından sempozyum toplu fotoğraf çektirilmesiyle sona erdi.
Güncelleme Tarihi: 10 Aralık 2012, 15:18
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER