“Çok Şükür Malta’da Değiliz”

Gazeteci Müyesser Yıldız, takip ettiği Ergenekon duruşmalarındaki tarihe geçecek diyalogları yazısına taşıdı.

“Çok Şükür Malta’da Değiliz”

 Gazeteci Müyesser Yıldız, 66′sı tutuklu 275 sanığın yargılandığı ve 4 yılı aşkın süredir devam eden ”Ergenekon” davasının son duruşmalarını Facebook’taki kişisel sayfasında değerlendirdi. Duruşmaları gece yarılarına kadar takip eden Yıldız, Ergenekon duruşmalarında sanıkların tarihe geçecek konuşmalar yaptığını belirttiği yazısında, “Yargılanan sanıklar değil de adeta mahkeme ve adalet oldu.” ifadelerini kullandı.
 
Müyesser Yıldız’ın yazısı şöyle:
 
Silivri’den Özlü Sözler: “Çok Şükür Malta’da Değiliz”
 
Cuma ve Pazartesi günü yapılan Ergenekon duruşmalarında milletvekilinden askerine, gazeteci-yazarından avukatına, PKK itirafçısından Danıştay ve Cumhuriyet Gazetesi saldırganlarına tüm sanıklar tarihe geçecek konuşmalar yaptı.
 
Ortaya şöyle bir tablo çıktı; Yargılanan onlar değil de adeta mahkeme ve adalet oldu.
 
Her zamanki gibi burada söylenenleri okuma, duyma şansınız yok. O yüzden sizler için yorumsuz, bir küçük demet hazırladık:
 
Güler Kömürcü: Ben de buradayım. Ölü muamelesi yapmayın.
 
Muzaffer Tekin: Ergenekon hapishanelerdeki katillerin rant kapısı oldu.
 
Bedri Gültekin: Bu soruları ne savcı, ne Türk polisi hazırlayabilir. Ancak bu projenin arkasındaki güç hazırlar.
 
Hikmet Çiçek: İddia makamının tanıkları zar oynayan, pavyon alemine takılanlar. Bunların hangisi muteber? Sanıkların tanığı Allah olsa sonuç değişmez, çünkü hüküm verildi. Katile “bey” diyen, buna tepki gösteren sanıklara “otur lan” diyen bir mahkemeye güvenemem.
 
Hasan Ataman Yıldırım: Tanıklar rezil olup, gidiyor. O yüzden Şamil Tayyar tanıklık yapmaya gelmiyor.
 
Deniz Yıldırım: Bunlar gazeteci değil terörist dediler, tüm dünyaya rezil oldular Bu dava Şemdin Sakık’ın dinlendiği gün bitti.
 
Mustafa Balbay: Yargıç yasayı delerse, başkası ne yapmaz? 100 bin kişi Silivri’ye gelerek, size şu fiili dilekçeyi verdi: “Mahkemenizin adalet dağıtacağına inanmıyoruz. Çekilme kararı vererek, kendinizi kurtarın”.
 
Erhan Timuroğlu (Danıştay saldırısı sanıklarından) : Bana Danıştay ne diye sorsanız bilmezdim, adam zannederdim. Hadi Danıştay’ın kayıtları silindi. Ankara’da kaldığım otelle, Danıştay arasındaki yollardaki tüm kameralar da mı silindi? Yemin ederim, Cumhuriyet’e bombayı attıran, atan da ben değilim. Danıştay’ı vuran da ben değilim. Buradaki tek bir insanı tanımıyorum Osman Yıldırım’ın kalitesi ortada. Tanımadığınız insanlara iftira attırmak günah değil mi?
 
Erkan Önsel: ABD+Ordu= Darbe, Millet+Ordu= Devrim demektir. Biz İşçi Partiliyiz, bize talimat verecek örgüt daha anasından doğmadı. Menderes asılırken tek bir kişi itiraz etmedi. Bugün 100 bin kişi mahkeme kapısına dayanıyor, böyle bir şey dünyada görülmemiştir.
 
Hasan Atilla Uğur: Beni 4 yıldır burada boks torbasına çevirmeye kimsenin hakkı yok. Bu mahkeme elindeki 4 parmağında en az 33 evladımızın kanı olan Şemdin Sakık’ı dinlemiş ve dinletmiştir. Şener Eruygur hafızasını kaybetti. Levent Ersöz hasta. Elinizde bir ben kaldım, herşeyi üzerine yıkalım deniyor. Bunu ben kabul etmem, millet de kabul etmez. Yine de bu tezgâhı kuranlara teşekkür ediyorum. 1919’da İzmir işgâl edilmese millet uyanmazdı. Bugün de bu ABD tezgâhı olmasa millet uyanmazdı.
 
Mustafa Dönmez: Her yere suç delilleri ekildi.
 
Mehmet Haberal: Ben odun ateşi ışığında ders çalışan, karda çıplak yürüyen Mehmet Haberal’ım. Şimdi lazerle çalışıyorum. Bu Türkiye Cumhuriyeti’nin başarısıdır. Bu vatanın, Atatürk ve silah arkadaşlarının eseridir İçinde bulunduğumuz ortam 21. yüzyıl ortamına yakışmıyor Acaba aranızda bizim cezaevi ortamını kaç kişi gördü? Çok şükür Malta’da değiliz de, yakınlarımız gelip bizi görebiliyor.
 
Dursun Çiçek: Bize yargıya güvenmiyorsunuz deniyor. Asıl siz yargıya güvenmiyorsunuz… Tüm bilgi ve belgelerden sonra Savcı hala Erzincan’a gittiğim iddiasının arkasında duruyor mu acaba?
 
Hurşit Tolon: Bizi, nasıl suçsuz olduğumuzu kanıtlamakla yükümlü hale getirdiniz.
 
Servet Bora (MHP eski Senatörü, Doğu Perinçek’in Avukatı) : PKK’ya eli değenin eli yanıyor. Buradaki insanların hepsi harp esiri. Bu tezgâhı kuranlar, BOP eş başkanları bu ülkeyi terk eder, “ne yapalım bağımsız yargı karar verdi” deyip, sizi de vatandaşla karşı karşıya getirirler. Ben sizi de müdafaa ediyorum.
 
Ceyhan Mumcu: Bu dava Türk siyasi tarihinin en önemli davasıdır. Hepimiz sınavdayız. Avukatlar bu sınavı geçti. Yargıç, savcı ve medyanın da geçmesini dilerim. Mehmet Perinçek’in suçu 30 Ağustos töreni düzenlemek. Sevinirler düşüncesiyle Yunanlı meslektaşlarıma, “Siz de böyle bir suç var mı?” diye sordum. Oda Tv şehit haberleri yapmakla suçlandı. İşte Müyesser hanım da burada. Dönüşü olmayan bir vahamete giden bu yolda bol bol tahliye verin.

 
Yalçın Küçük: Buradaki cürüm arkadaşlarımı inceledim. Bambaşka bir heyet ortaya çıkmış. Siz bu heyeti 4-5 yılda yoğurdunuz ve bambaşka adamlar oldular. Balbay’ın, Tuncay Özkan’ın ilk konuşmalarını hatırlıyorum, bir de şimdiki konuşmalarına bakıyorum. Hoca (Haberal) yatıyordu, delikanlı olmuş. Bu heyeti ciddiye alın, çok yakında ülkenin yazgında önemli işler yapacaklar. İşiniz çok zor sayın heyet; Herkes suçunu soruyor. 5 yıl olmuş. Bu kadar süre geçince bize suçumuzu kabul ettirmeniz lazım.
 
Mehmet Perinçek: Ermeni meselesiyle ilgili çalışmalarım da iddianameye alınmış. Çalışmalar için beni Moskova’da görevlendiren, dönemin Dışişleri Bakanı Gül adına Müsteşar Ertuğrul Apakan’dır.
 
Aykut Metin Şükre (Danıştay saldırısında Alparslan Aslan’a silah temin etmekle suçlanıyor): Ne Danıştay saldırısıyla, ne iddia olunan Ergenekon terör örgütüyle bir alakam yok. Genelkurmay Başkanı, onlarca general, özel kuvvetlerden oluştuğu söylenen bu örgüt biz 4 kişiden silah isteyecek, öyle mi?
 
Alaattin Sevim: Genelkurmay’a hiç gitmedim. Söz konusu tarihte başka bir birimde görevliydim. Ben bir amiralim. Sizin gibi tahsisli aracım vardı. Araç kayıtlarına bakıldı, gitmemişim. Genelkurmay’a yürüyerek mi gittim? Hadi yürüdüm, Genelkurmay’a kartla giriliyor. Kart girişim yok. Kart basmadan tellerden mi atladım?
 
Turhan Özlü: Bu masa, sehpalarda size daha ne anlatalım? Türkçe konuştuk.
 
Ulaş Özer (TİKKO itirafçısı iken Şile Kazıları olarak bilinen ve Ergenekon davasıyla birleştirilen davanın sanıklarından) : İddia olunan Ergenekon terör örgütüyle bir bağlantım yok. Ne azimli bir teröristmişim ki, bir terör örgütünü bırakıp, diğerine girmişim. Doğmadığım zamanda veya ben çocukken olan olaylardan yargılanıyorum. Sabahattin Ali’yi öldürmek gibi.
 
Fatma Cengiz: Kan görünce bayılan bir insanım. Bu halimle mi suikast yapacağım?
 
Boğaç Kaan Murathan: Bir gazeteye fikirlerinden dolayı molotof attıracak kadar soysuz değilim. Hangi soysuzların Cumhuriyet Gazetesi’ne molotof attırdığını da öğrenmek istiyorum.
 
Bedirhan Şinal (Cumhuriyet Gazetesi’ne bomba atan, ama Ankara Temsilcisi Balbay’la aynı örgüte üye olmaktan yargılanan isim) : Suçluyum, kendimi polislere kullandırdım. Savcı bey gülüyor ama gerçek. Vicdanen rahatsızım. Boğaç Kaan Murathan suçsuz. Benim ve polisler yüzünden çocuğu babasız büyüdü. Suçsuz birisinin suçsuzluğunu gülerek anlatmak acı verici. Eğer o polisler suçlu çıkmaz, Boğaç’la ilgili en ufak bir delil bulunursa kendimi yakmazsam namerdim. Bu polis örgütü ülkenin başına beladır. Gerçekleri söylemeyip, birkaç generali suçlasam herhalde tahliye alırım. Gerçek örgütü arıyorsanız, size o örgütü gösteriyorum.
 
Hüseyin Yanç (PKK itirafçısı) : Bu örgütün üyesi değilim. Aksine 19 aydır tutuklu olarak bu örgütün dört dörtlük mağduruyum.
 
Okan İşgör (Eski İBDA-C’li, jandarma istihbarat elemanı olduğu söylenen Şile kazıları sanığı) : Mahkemenizin gelen evrakları incelemediğine inanıyorum. İddia makamı hakkımda ucu açık suçlamalarda bulundu. Daha önce mahkemenize dilekçe verip, Ergenekon iddianamelerini istedim, “Sizi ilgilendirmiyor” diye vermediniz. Şimdi bu davanın içine katıldım.
 
Tuncay Özkan: Suçum ne sorusunun telif hakkını daha sonra tahsil edeceğim.
 
Emcet Olcaytu: Bu şartlarda savunma yapmamız mümkün değil.
 
Zekeriya Öztürk: Ali Kalkancı’nın TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonuna verdiği ifadeleri istediğimde, davaya bir katkısı olmayacağı gerekçesiyle reddettiniz. Şimdi rapor istenmesine karar veriyorsunuz. İyi de AKP, CHP, MHP ayrı raporlar hazırladı, hangisini isteyeceksiniz? Bu ülkede artık savunma hakları sendikasının kurulması gerekiyor.
 
Mahir Akkar: (Sağlık şartları bozulduğunda Ecevit’e vasi tayin edilmesi için dilekçe vermekten Ergenekon kapsamında yargılanan adli bilirkişi) : O tarihte AKP’li Sadık Yakut da Ecevit’in her işleminin kayyum nezaretinde yapılması için dilekçe verdi. Benim verdiğim dilekçe darbeyse, o halde işin içinde AKP de var… Ben Tuncay Özkan’a değil, Sayın Başbakana doküman temin ettim. Böyle bir örgüt olsa en önce ben ihbar ederdim.
 
İşte böyle bir dava.
 
Bir söz de davanın üye hakimlerinden Sedat Sami Haşıloğlu’ndan verelim:
“Mahkeme boks torbası değildir…”
 
Ve benim son sözüm:
 
Ergenekon terör örgütünün kasası olduğu gerekçesiyle tutuklanan, cezaevinde kanser olup, hayatını kaybeden Kuddusi Okkır’ın tek kuruşunun olmadığı anlaşıldı. Cenazesini Edirne Belediyesi defnetti.
 
Bilmem ki, adaletin cenazesini defnedecek bir belediye bulunur mu?
 
Silivri, Hasdal, Hadımköy ve Maltepe’ye kucak dolusu sevgiler…

Güncelleme Tarihi: 19 Aralık 2012, 12:57
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER