'Gidiş otokratik rejimdir'

CHP'nin 'Etik ve Saydamlık' başlıklı 52 sayfalık raporda, AKP iktidarını denetleyecek kurumların etkisizleştirildiği vurgulandı.

'Gidiş otokratik rejimdir'
CHP tarafından hazırlanan “Etik ve Saydamlık” başlıklı raporda, AKP iktidarını denetleyecek kurumların etkisizleştirildiği vurgulanarak “AKP’nin kontrol edilemez bir sivil dikta halini aldığı” ifade edildi.

CHP tarafından hazırlanan “Etik ve Saydamlık” başlıklı 52 sayfalık raporda “etik” ve “saydamlık” kavramları işlenerek bu kavramlara ilişkin Türkiye’de yaşanan bazı ters örneklere yer verildi. AKP iktidarının denetim mekanizmalarının hepsini etkisiz hale getirdiği vurgulanan raporda, toplumların refah düzeyinin o ülkenin yönetimlerinin “etik değerlerine bağlı” olduğu ifade edildi. Etik değerlerin en etkin kontrol mekanizmasının sivil denetim olduğuna dikkat çekilen raporda, bu konuda medyanın çok büyük önemi olduğu kaydedildi.

Raporda, “Yolsuzluklarla ilgili haber yapan, program hazırlayan veya köşe yazısı yazan gazeteciler siyasal iktidarın gazabına uğramıştır. Siyasal iktidarı eleştiren gazeteciler AKP’nin medya patronlarına yaptığı baskılar sonucu işlerinden atılmıştır. Deniz Feneri e.V yolsuzluğu ile ilgili haber yapan medya grubuna yaklaşık 4.5 milyar dolar vergi cezası kesilmiş, Başbakan, halkı bu medya grubunu boykota çağırmıştır. AKP’nin medya üzerinde uyguladığı baskı ve karartma sonucunda yolsuzlukla mücadelede medya etkisiz hale getirilmiştir” denildi.

‘Sivil dikta yolu açıldı’


Yolsuzluklar ve kötü yönetimi engelleme konusunda etkin olması gereken önemli bir grubun sivil toplum örgütleri olduğu ifade edilen raporda, siyasal iktidarın sivil toplum örgütleri üzerinde baskı kurduğu belirtildi.

Raporda, “İktidarın politikalarını eleştiren, kötü yönetim ve yolsuzluklarla ilgili araştırmalar yapan sivil toplum örgütlerinin yöneticileri sindirilmiştir. Bu durum, yurdumuzda kontrol edilemez bir sivil diktanın yolunu açmıştır. İktidarı denetleyecek tüm kurumların etkisizleştirilmiş olması, CHP’ye ve halkımıza önemli görevler yüklemektedir” değerlendirmesi yapıldı.

AKP’nin halkın kutsal değerlerini istismar ettiği belirtilen raporda, “Halkımızın kutsal duyguları istismar edilerek yolsuzluklar toplumun gözünden kaçırılmakta ve toplum içten içe çürütülmektedir” denildi. Laikliğin öneminin burada ortaya çıktığı değerlendirilerek, laiklik ilkesinin dini, hırsızlardan, yolsuzluk yapanlardan, mürtecilerden koruduğu vurgulandı. Raporda, şu örnek anlatıldı:

“İstanbul ilinde birçok bakıma muhtaç ve yaşlı insana Darülaceze sahip çıkmaktadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Darülaceze’nin yaşlı bakım işi son 4 yıldır ihale kanununa aykırı bir biçimde el altından Deniz Feneri e.V davasının fail şirketlerinden olan Merkez Medya Grubu’na (Kanal 7) verilmektedir. Burada bakım altında bulunan ve akli melekelerini kaybetmiş olan yaşlı vatandaşların, Merkez Medya çalışanları tarafından otobüslerle oy kullanmaya taşındığı ve adını bile hatırlamayacak derecede hasta ve yaşlı olan bu insanların kendilerini getirenler tarafından AKP’ye oy vermeye zorlandığı tespit edilmiştir.”

‘Yargıya baskı’

İktidarın denetim yollarından birisinin de yargı olduğu kaydedilen raporda, “Ekonomik, sosyal ve kültürel süreç, yargı bağımsızlığı ilkelerini yaşama geçirirken, aynı zamanda yargıya baskının örnekleriyle de doludur. Kurum ve kurallarıyla eksiksiz çalışan bir demokrasi hedefi esas alınacaksa, yargı bağımsızlığını zedeleyen birçok unsurun kısa zamanda çözümlenebilir olduğu açıktır” ifadelerine yer verildi.
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER