HAYVANLARDAN GEÇEN HASTALIKLAR -1-

Sevgili Okuyucular. TEMA’da özellikle Prof. Dr. Lütfu Baş zamanında gönüllü çalıştığım dönemlerde her yıl bir kitap geçerdi elime. “DÜNYANIN DURUMU” dünyanın çeşitli yerlerinde araştırmalar yapan bilim adamlarının gönderileri Worldwatch Enstitüsünde toplanır düzenlenir kitap haline getirilir meraklılarınca okunurdu. Kendini doğaya, bilime adamış Prof. Dr. Lütfü Baş’ın değerini bilmedi TEMA. Eski Çevre İl Md. Yavuz Çengel, Yardımcısı İslam Sadıker, 3. Bölge Gönüllüsü Abdurrahman Aydın, TEMA’dan ayrıldık. Bu kitaba ulaşamaz olduk. Birkaç ay önce çok sevdiğim güzel dost, güzel çevreci “Yeşil Adımlar Çevre Derneği” üyesi Gülru Hotinli aradı. “DÜNYANIN DURUMU 2014” 382 sayfalık kitabın İngilizce’den tercümesini yaptığını, basıldığını ve bir kitabı bana verilmek üzere Mak. Müh. Odasına bıraktığını söyledi. Gittim aldım 2015’i de tercüme ediyormuş. Bu kitabı temin etmek zor gibi. Bilgiyi paylaşmak adına önemli gördüğüm konuları size buradan aktaracağım. Hatırlarsınız bir ara kene problemimiz vardı. Şimdi Kuş gribi söylenir oldu. İlk konu; Worldwatch Sağlık ve Politika üzerine program koordinatörü Catherine C. Machalaba, Bilimsel Araştırmacı Elizabeth H. Log, Bilimsel Araştırmacı Peter Daszak ve Eko Sağlık İttifakı Başkanı William B. Karesh’in düzenlemesinden. 


HAYVANLARDAN GEÇEN HASTALIKLAR


2013 yılı Aralık ayında, ölümcül Ebola virüsü, Gine’nin güneyinde bir köyde baş gösterdi ve yine aynı yıl içerisinde tüm Batı Afrika’yı zorlayacak olan bu virüs, ilk kez Zaire’de ortaya çıktı. Aynı yıl, salgının Mart ayına kadar, sağlık otoriteleri tarafından resmi olarak tanınmaması ve geçen süre içerisinde 18,000 vaka ve 6,300 ölüme yol açması, küresel halk sağlığı alanında eşi benzeri görülmemiş büyüklükte bir zorluğu ortaya koymuştur.  Hava yolculuğu, hastalığın Batı Afrika’dan Kuzey Amerika ve Avrupa dahil olmak üzere diğer kıtalara sıçramasına yardım etmiştir. Salgına karşı 12 ay boyunca gösterilen küresel ilgi ve müdahaleye rağmen, hastalığı ilk elde insana bulaştıran  kaynak, henüz tespit edilememiştir.


Eboladan önceki salgınlar ve 2014 yılı Ağustos ayında başlayan Kongo Cumhuriyeti’nde Ebola ile eş zamanlı meydana gelen salgının sebebi ile ilgili,  yaban hayvanlarını avlama ya da yaban hayatla ilgili uğraşılar sonrası insanlara geçtiği şeklinde bir bağ kurulmaktadır. Bazı yarasa türlerinin virüsün doğal kaynağı olduğundan ve hiçbir hastalık belirtisi olmadan virüsü taşıdıklarından şüphelenilmektedir.  Araştırmacılar, yabani şempanzeler, goriller ve duiker antiloplarında Ebola enfeksiyonu ve büyük ölçüde can kaybı tespit ettiler ve bu türlerin taşıyıcı olması nedeniyle, avlanmaları ya da onlarla ilgili uğraşılar sırasında insanlara geçme potansiyeli olduğunu kanıtladılar. 


Çalışmalar, Ebolanın insansı maymunların, özellikle alçak bölgelerde yaşayan yaban goril popülasyonlarında ciddi azalmalara yol açtığını göstermektedir. Bu durum, hem biyoçeşitlilik hem de insan sağlığı için bir tehdit oluşturmaktadır. Batı Afrika’da Ebola salgını yayıldığı sırada, aynı virüs ailesine ait bir başka hastalık yapıcı (patojen) Uganda’da yeni bir hastalığın ortaya çıkmasına sebep oldu. Hasta, ateş, karın ağrısı, kusma ve diare semptomlarıyla birkaç hafta yaşadıktan sonra, Marburg virüsü nedeniyle olan bu hastalıktan öldü.  Bu farklı salgının kaynağı bilinmese de, daha önce yaşanmış Marburg virüsünün sebep olduğu vakalar, virüsün doğal taşıyıcıları olan mağaralarda yaşayan yarasaların bazı türleri ile insanların temasından kaynaklanmıştır.       


        Ebola ve Marburg virüsleri, hayvanlardan insanlara bulaşan virüsler içerisinde en çok incelenmiş olan yalnızca ikisidir. İnsanların doğal ekolojik koşulları tahrip etmesi,  insan -hayvan temasının artmasına yol açmaktadır ve böylece milyonlarca insanı hastalandıran ya da öldüren , “zoonoz” (ya da: hayvandan insana bulaşan-zoonotik)- birçok salgın hastalığın ortaya çıkması kolaylaşmaktadır. Ortaya çıkan  bu salgın hastalıklara karşı geniş çaplı halk sağlığı müdahaleleri, önlem almaktan çok hastalık oluştuktan sonra tepki vermeye odaklanmaktadır. Halbuki, bu tehditlerle baş edebilmek için oluşturulan yeni stratejiler şunu göstermektedir; insanlık yeniden bizi destekleyen doğal ekoloji ile uyum içerisinde yaşamayı öğrenirse, bu tür hastalıklar tehdite ve afete dönüşmeyebilir. Konuya devam edeceğiz. Sağlıklı kalmanız dileklerimle.

 

Kaynak: HABERDAR
YORUM EKLE