İş nereye gidecek nasıl olacak kestiren varsa beri gelsin...

Dünün Rusya mı büyük, ABD mi büyük, Çin, Japonya, Almanya, İngiltere mi büyük tartışmaları yeni bir boyut kazandı.
Bugün ise saçma sapan bir şekilde iş; PKK mı güçlü veya tehlikeli, İŞİD mi güçlü veya tehlikeli gibi tartışmalara şahit oluyoruz.
*
Bir anlamda otuz yıldan fazladır Türkiye PKK terör örgütü ile dağlarda mücadele verirken birden bire canlı bomba saldırıları ile tanışır olduk.
Suruç.
Diyarbakır.
Ankara.
Sultanahmet.
Taksim.
Belçika.
...
*
Yarın sırada kim tarafından neresi var bilemiyoruz.
Ancak heran bir yerde benzer canlı bomba olacak kaygısını da bir türlü içimizden atamıyoruz.
Bütün bu gerçekler ile hergün sabaha uyanırken; şu belediyede şunlar oldu, bu partide bunlar oldu, şu mahallenin şu sorunuvar, bu sokağın şu sorunu var gibi haberler yapmak ve yorumlar yazmak da inanın ne içimizden geliyor ne de elim yazmaya varıyor.
*
Aslında 7 Haziran seçimlerinden bu güne şiddetli bir şekilde yaşıyoruz bu durumu.
Daha nereye kadar sürecek belli değil.
Ve üstüne sütlük sakinleşeceğine her geçen gün ise daha da belirsiz bir hal alıyor durum.
Bakın aradan aylar geçti ama bu yazım hala güncelliğini koruduğu için bir kısmını yeniden paylaşmak istedim.
*
...
İşid'tin mi kardeşim! Demişim bir yazımda.
Ne zaman.
22 Temmuz 2015 günü.
Ve şöyle devam etmişim;
İŞİD kim terör örgütü.
PKK, o da terör örgütü.
Kobani, Suriye'de çoğunluğu Kürt'lerin yaşadığı bir kent.
Bunların tamamı aslında daha üst çatıda birleşiyor.
'Müslüman kardeşler'.
İşte bu 'Müslüman kardeşler' bir birinin canına kast ediyor.
Kurşun sıkıyor.
Canlı bomba oluyor.
Tıpkı PKK'lı teröristler ile Türk askeri gibi.
Tıpkı yıllarca süren İran - İrak savaşında olduğu gibi.
Dün de bir birini öldürenler gibi bu gün de din kardeşini öldürenler aslında olaylardan, gelişmelerden bihaber olarak sadece ve sadece kardeşi kardeşe öldürterek yaşayan ve büyüyen kötü niyetli dış güçlere hizmet ettiklerinin farkında değiller.
*
Hep söylüyoruz ya; ölenin, Kürt, Türk, Müslüman, Ermeni olduğu önemli değil.
İnsan ölüyor.
İnsanlık ölüyor.
Oysa biz ölüleri bile; şehit, leş, değerli, değersiz diye ayırmaya başladığımız için bir türlü önümüzü görmeyi başaramıyoruz.
Bu gün Ortadoğu'da Irak, Mısır ve Suriye’de iç karışıklıklardan beslenen kötü niyetli dış güçler, silah tüccarları, büyük para babaları, cellatlar, canavarlar, Emperyalistler, Cihatçılar, Ümmetçiler, Kürtistancılar iş başındalar.
Dün aynı adamlar Rusya'da, Yugoslavya'da, Filistin'de iş başındaydılar.
*
Düşünün yaklaşık 300 yurttaş 20 Temmuz 2015 sabahı Suruç’ta toplanarak Kobani’ye ‘yeniden inşa’ faaliyetlerine destek vermek için yola çıkmayı bekliyordu.
Belli ki daha önceden hazırlığını yapan canlı bomba burada basın açıklaması yapacakların arasına karışmış.
İşte o canlı bomba bir anda patlayarak kendisi ile birlikte 32 kişinin (şimdilik) ölümüne yüze aşkın kişinin de ağır yaralanmasına sebep oluyordu.
Benzerlerini daha önce çok gördüğümüz için şöyle oldu, böyle oldu diye sözü fazla uzatmak istemiyorum.
32 kişinin arasında ben de olabilirdim, bu yazıyı okuyan arkadaş sen de olabilirdin, bir başkası da olabilirdi.
Soruyorum şimdi hepimize.
O 32 kişinin ne günahı vardı.
Son derece insani olarak yakılan yıkılan bir şehre ve o şehrin insanlarına destek vermek için basın açıklaması yapmak istiyorlardı.
Bu kadar masum davranışlarını canları ile ödüyorlardı.
Şimdi bu insanlara PKK'lı demek, YPG'Li demek, PYD'li demek neyi değiştirecek.
Farkında değil misin.
O 32 kişi de sensin, benim, o.
Diğer şehitlerimizde.
Ya senin kardeşin, ya benim akrabam veya onun yakını.
İnsanız biz insan.
Hepimiz insanız.
Ve hepimizi birer birer öldürüyorlar, yok ediyorlar.
Biz hala ölenleri değerli ve değersiz diye ayırt etmenin telaşına düşüyoruz.
*
...
Biz hala meseleyi Kürt-Türk, Alevi-Sunni, Müslüman-Gayrimüslüm kavgası olarak çözmeye başlamışsak kusura bakmayın ama korkarım daha çok canlı bomba görmemiz gerek gi biraz uyanalım.
Uyanalım da gerçekte ne oluyor azıcık fark edelim.
Uyanalım da meselenin, Kürt-Türk, Alevi-Sunni, Müslüman-Gayrimüslüm kavgası olmadığını bilelim.
Uyanalım da dünyayı parmaklarında oynatan alçak ABD'nin oyununa gelmeyelim.
Uyanalım da ölenlere insan diye bakmayıp, değerli-değersiz, şehit-leş, diye ölü ayıranların oyununa gelmeyelim...
*
Evet bunları yazmışız Temmuz 2015'de.
Bir anlamda yok bir birinden farkı terör terördür demeye çalışmışız.
Bir diğer taraftan halkı uyanık olmaya davet ederek oyunlara gelmemeleri gerektiğini vurgulamaya çalışmışız.
Ve bir başka anlamda da bizleri yönetenleri; objektif olmaya, sağduyulu olmaya, vicdanlı olmaya, adil olmaya ve davet etmişiz.
Bir başka davetimizde Türkiye'nin Türkiye'den başka dostu olmadığı gerçeğini bir kez daha vurgulamaya çalışırken, kötü niyetliler ile hiç kimsenin hele hele ülke yönetimini elinde bulunduranların iş birliği yapmamaları gerektiği yönünde olmuş.
*
İşte böyle.
Bir tarafta kelle koparan, baş kesen, dünyaya meydan okuyan İŞİD.
Diğer tarafta otuz yıldan fazladır Türkiye'yi bölmekle tehdit eden PKK.
Bir başka tarafta dünyayı parmağında oynatan ama her defasında ucuz kurtulan uyanık ABD ve İngiltere gibi ülkeler.
Ve bir başka tarafta da; Rusya gibi hem işin içinde olduğunu iddia ederek duruma müdahalede bulunmaya çalışan ama fazlaca elinden Bir şey gelmeyen ülkeler.
Bütün bu gerçekler arasında ise daha iç politikada bile ülkeye hakim olmayı başaramadan bu ateş çemberi ile çarpışmak durumunda kalan Türkiye...
Buyur buradan yak.
İş nereye gidecek nasıl olacak kestiren varsa beri gelsin...
YORUM EKLE