İSTANBUL’UN BAŞINA ÜÇÜBİRYERDE BELA -2-

  Bu konuda bir çok hocadan konferans dinledim, makalelerini bana gönderdiler dikkatle okudum. Ben yine saygı değer hocalarımız YTÜ’den Arş. Gör. Senem Kozaman, Dr. Çağdaş Kuşçu Şimşek, Prof. Dr. Betül Şengezer’in araştırmalarından yola çıkarak Kanal İstanbul’dan sonra 3. Köprüyü anlatacağım. İstanbul’a 1973 yılında birinci köprü, 1988 yılında ikinci köprü açıldı. Birincisi 9 yıl, ikincisi 8 yıl sonra tasarlanan kapasitenin çok üzerine çıkmıştır.


İstanbul’un ulaşım probleminin köprülerle çözülemeyeceği ve sağlıklı işleyen raylı sistem olduğunda köprülere gerek olmayacağı bilimsel yaklaşımlara rağmen 3. Köprü programlanmıştır. 1995 yılında İstanbul Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan “3. Köprü İstanbul için bir cinayettir” beyanatı ile itirazını dile getirmiş, ancak kendi başkanlığı döneminde projenin gerçekleşmesi için her tür eleştiriye kulak tıkama yolunu seçmiştir. Meslek Odalarının ve STK’ların tüm itirazlarına rağmen, ÇED Yönetmeliği Geçici 3. Madde kapsamında DPT’nin (Kalkınma Bakanlığı) yatırım programında yer aldığı belirtilerek 3. Köprü Projesi, ÇED’den (Çevre Etki Değerlendirme) muaf tutulmuştur. 3. Köprüye karşı 30’a yakın dava açılırken, bilirkişilerin verdiği raporların bilimselliği tartışmalara konu olmuştur. 2005 yılından 2009 yılına kadar çalışılıp onaylanan İstanbul Çevre Düzeni planında 3. Köprü yoktur.


Önceki tüm üst ölçekli planlarda da olduğu gibi, İstanbul’un kuzeyinin yaşamın devamı ve sürdürülebilmesi için gerekli su ve temiz hava kaynağı olduğu gerekçeleri ile İstanbul’un doğu batı yönünde gelişme ilkesi benimsenmiş ve kentin yaşamsal kaynakları öncelik olarak görülmüş 3. Köprüye yer verilmemişti. 1. ve 2. Köprü açıldığında 2’şer İlçe doğurdu. Bu Projede 3. Köprü, 3. Hava Alanı ve Çılgın Proje Kanal İstanbul illa ki yeni yerleşim alanları ve göçleri getirecek İstanbul’da yaşam çok kötüye gidecek.


Bazı yandaş Bilirkişi’lerde Projeyi desteklemiş, “Köprü etrafında yerleşimler çevreye zarar vermeyecek… Köprü yapılmazsa, sıkışan trafik şimdi oturulan mahallerde daha büyük çevre kirliliği yaşanacak” diyerek olumlu görüş bildirmişlerdir. Bu görüşler Sağlıklı ve güvenli çevrelerin yaratılması amacıyla 3. Köprü projesinin üst ölçekli planlarda yer alması hukuki bir zorunluluktur, bu hukuki gerekliliği sağlamak üzere, 1/25000 ölçekli İstanbul İli Kuzey Marmara Otoyolu Nazım İmar Planı’na “İlave boğaz geçiş alternatiflerinin alt ölçekli planlarda değerlendirilmesi” şeklinde bir plan notu eklenerek plan revizyonu yapılmış, şeklen hukukiliği sağlama yolu sağlanmıştır.


Bu plan revizyonu da dava konusu olmuş, bilirkişilerin “yapılan uygulamanın kamu yararına ve hukuka aykırı olduğu” görüşüne karşın, mahkemenin aksi yönde karar oluşturması plan mantığının ve bütünsellik ilkesinin buharlaştırılabildiğinin bir başka göstergesi olmuştur. 3. Köprü güzergâhının inşaat başladıktan bir buçuk ay sonra değişmesi, yanlışlıkla binlerce ağacın gereksiz yere kesilmesi, köprü gibi büyük bir yatırımın, plansız, fizibilite raporsuz, ÇED’siz, hatta projesiz nasıl karmaşa içerisinde yürütüldüğünü göstermiş, yapılan hatalar ile doğanın beklenenden çok daha fazla katledilmesine yol açmıştır. Finansmanın dış kaynakla gerçekleştirilmesi öngörülen projede, ÇED Yönetmeliği hükümlerinden muaf olmasına rağmen, kredi temin sürecinde yabancı kreditörlerce ÇED raporunun hazırlanması istenmiştir.


Bu maksatla ÇED raporu hazırlanması ihalesi, 11.04.2011 tarihinde yapılmış, sözleşme 20.05.2011 tarihinde imzalanmıştır. Bu raporun izine de halen rastlanmamıştır. Sevgili Okuyucular, ağaç keserek, tepeleri kazıyıp göletleri doldurarak, kuş göç yolunda doğayı perişan ederek para kazanmanın yollarını anlattım. Konuya haftaya 3. Hava Alanı ile devam edeceğiz. Sağlıklı kalmanız dileklerimle.  
Kaynak: HABERDAR
YORUM EKLE