KATILIMCI BELEDİYELERE ÖRNEK BURSA NİLÜFER BELEDİYESİ

1992’de “Birleşmiş Milletler Rio Çevre ve Kalkınma Konferansı” sonrası, 2-3 yıl içinde Yerel Gündem 21 gereği, Urfa Harran dahil bir çok belediyelerde kurulan Kent Konseylerini, Türkiye İstanbul STK’larından bir grup olarak yakından izliyorduk. Bu ekiple İTÜ Maçka Yerleşkesinde 2002’de Johannesburg’da yapılacak “Rio+10 Sürdürülebilir Kalkınma Dünya Zirvesi”nde ülkelerin geldikleri noktaları belirlenmesi konusunda Türkiye’nin çalışmalarını sunacağımız raporlar hazırladık. Bu çalışmalar sonucunda Johannesburg’a gidecekler arasında benim de adım akredite edildi, ama malum sebepten ben gidemedim. O günkü kanaatimiz en güzel çalışmalar yapan Çanakkale Kent Konseyi idi.


Yıllar geçti, 22-23 Mayıs 2009 tarihinde Bursa Belediyesi, Bursa Nilüfer Belediyesi ve Nilüfer Kent Konseyinin davetlisi olarak Nilüfer İlçesine davet edildim. Uluabat Gölü kıyısında yer alan Eskikaraağaç köyünde toplandık. Konumuz “Türkiye’nin Sulak Alanları” idi. Sınırları içinde sulak alanlar olan her ilden temsilciler, üniversitelerin su ürünleri hocaları, İl Çevre Müdürleri hep oradaydık. Bursa Belediyesi ile Nilüfer İlçesi Kent Konseyinin el ele yaptığı bu çalışmayı keyifle izledik. Ben de 3 göl havzası konusunda konuştum. Nilüfer Kent Konseyi harika ev sahipliği yaptı. Kent Konseylerinin iyi hallerini de gördük, belediyesi ile çatışmalı hallerine de şahit olduk. Peki halkın belediye yönetimine, karar süreçlerine katılımı nasıl sağlanacak? Taksim Gezi Parkı halk isyanından sonra yerinden yönetim talepleri gün yüzüne çıkmıştı.


Ama araştırmalara girersek Anayasa’nın 123.,125.,127. Maddelerine göre Türkiye, merkezi idarenin yerel idare üzerinde vesayet rejimi ile yönetildiği görülür. Taksim Gezi Parkında AVM yapılması, 3.Köprü 3. Havaalanı, Kanal İstanbul gibi projeler merkezi idarenin isteği ile şekilleniyor. Merkezi idare, yerel yönetimlerin plan ve projelerini yok sayan kararlar alarak yerel yönetimlerin önünü tıkıyor. Halbuki, daha Avrupa’da halkın katılımı bilinmezken, Atatürk döneminde Türkiye’de 1930 yılında yürürlüğe giren 1580 sayılı Belediye Kanununun 13. Maddesi “Halkın Belediye Yönetimine Katılımını” anlatıyor.


Lakin yasanın bu maddesini hayata geçirecek bir siyasi irade gelmiyor. Sadece 1979 yılında Fatsa Belediyesi’nin 11 mahallede oluşturduğu halk komiteleri ile katılımcı belediye süreçleri yaşanıyor ve bu deneyim de 12 Eylül 1980 darbesiyle sona eriyor. 1988 yerel seçimlerine konu olarak “İnsan Yerleşimleri Derneği”nin hazırladığı yerel yönetimlere hemşehri katılımının ve şeffaflığın sağlanması sözleşmelerine dönemin tüm belediye başkan adayları imza atıyor. Ama seçildikten sonra mekanizmalar çalıştırılmıyor. Peki, Halkın Kent Yönetimine Katılımı nasıl sağlanır. Bursa’nın Nilüfer İlçesinde 4 yıldır yaşanan “mahalle komiteleri” deneyimi, bu soruya önemli bir ışık tutuyor. Nilüfer Kent Konseyi bünyesinde oluşturulan 42 mahallenin komiteleri seçimle kuruluyor. Mahalle Komitelerinin başkanlığını muhtarlar yapıyor. Komitelerin iki kısımdan oluşan üyeleri var. Muhtar, azalar, sağlık ocağı, spor kulübü, cami derneği temsilcileri doğal üyeler. Seçilmiş üyeler ise mahalle nüfusunun 1200’e bölünmesi ile bulunuyor.


Seçim duyuru çalışması kapı kapı duyurularak yapılıyor. Bu seçimler iki yılda bir yapılıyor. Hedef dar bölge seçimine geçmek. Komite, muhtar dışında 2 başkan yardımcısı ve yazman ile Kent Konseyinde mahalleyi temsil edecek üyeyi seçiyor. Toplantılara erka arkaya 3 kere katılmayanın üyeliği düşüyor. Mahalle komitelerinde; mahallenin sorunları, kadınların, engellilerin toplumsal sorunları ele alınıyor. Hiçbir şekilde para toplanmıyor, çok gerekirse Konsey Genel Kurulunun kararına bakılıyor. Mahalleler, %95 site ölçeğinde olup site ve sokak temsilcileri oluşturulabiliyor. Ortak iletişim platformları var, ortak platforma tüm sorunlar aktarılıyor. Mahalle Komiteleri sorunlarını belediyeye aktarıyor. Mesela konu asfalt mı, önceliklerini sıralıyor. Park ihtiyacı mı var. Belediye yatırım planına giriyor. Belediye mahalle komitelerinin kontrolünde harcanmak üzere ikişer milyon bütçe ayırıyor. Özetle; 1- Belediyenin asfalt planı, 2- Stratejik plan, 3- 2 milyon liralık bütçe ile belediyenin gider bütçesinde etkin olmak, 



4- Belediye yönetim süreçlerine dahil olmak gibi mekanizmalarla, Nilüfer’de oturan yurttaşların karar süreçlerine katılımı sağlanıyor. Demek ki istenince oluyormuş. Nilüfer’in bu çalışmasının tam tersini de gördük. Her gün birbirini yiyen belediye ile kent meclisi gibi. Sağlıklı kalmanız dileklerimle.
Kaynak: HABERDAR
YORUM EKLE
YORUMLAR
Alkış barış
Alkış barış - 7 yıl Önce

2000 senesinde büyüekmece olarak sivil insiyetif olarak aşışma yapmıştık deüerli uyku arkadaşım ne yazıçkki geliştiremedik şindi mahalle meçlisini ve kent komseyini