KAZ DAĞLARI VE ÇANAKKALE YÖRESİ ALARM VERİYOR -2-

Sevgili Okuyucular, geçen hafta doğal güzelliği, su kaynakları, bitki örtüsü ile bulunmaz değerdeki Kaz Dağlarını bekleyen tehlikeden söz etmiştik. Peki, bu konuda dünya ne yapıyor. Şimdi onu inceleyelim. 
Dünyada ve Türkiye’de Madencilik: ABD çevre koruma örgütü olan EPA, madencilik sektörünü, maden, taş ocakları, petrol ve gaz çıkarma faaliyetlerinin bir parçası olarak sınıflamakta ve madenciliği metalik madencilik, metalik olmayan madencilik ve taş ocakçılığı olmak üzere üç ana sınıfa ayırmış. Ülkemizde ise mevzuat tanımına bakıldığında madenlerin “yer kabuğunda ve su kaynaklarında tabii olarak bulunan, ekonomik ve ticari değeri olan petrol, doğal gaz, jeotermal ve su kaynakları dışında kalan her türlü madde” olarak tanımlanmıştır.


Türkiye’de 60 civarında maden türünde üretim yapılmaktadır. (MTA) Maden Teknik Arama verilerine göre, ülkemiz, toplam maden üretim değeri açısından dünyada 132 ülke arasında 28’inci sıradadır. Maden çeşitliliği açısından ise 10’uncu sırada yer almaktadır. Ülkemizde maden çeşitliliği açısından zengin olarak değerlendirilmekle birlikte, “bazı sınırlı sayıdaki madenler hariç, büyük ölçekli rezerv ve işletmelerin olmaması” nedeniyle madenciliğin gelişme gösteremediği belirtilmektedir. Dokuzuncu Kalkınma Planı Madencilik Özel İhtisas Komisyonu Raporu’nda “madenciliğin kamuoyuna tanıtılması, çevre duyarlılığı ve sürdürülebilir kalkınma anlayışının geliştirilmesi, yasal alt yapının iyileştirilmesi ve geliştirilmesi, bürokratik etkinleştirilmesi, ARGE alt yapısının geliştirilmesi, sektördeki iş gücü kalitesinin iyileştirilmesi, şirket ve işletme ölçeklerinin büyütülmesi ve yurt dışı madencilik faaliyetlerinin desteklenmesine ilişkin temel amaç ve ve politikalar” belirlenmiştir. TBMM Raporunda 2010 yılı verilerine dayanarak arama ruhsat baş vurusu artmıştır. En çok ta altın aramacılığında artış olmuştur.


Aynı rapora göre ülkemizde altın rezervi 328 tondur. Türkiye’de halen 9 altın madeni şirketi faaliyet göstermektedir ve önümüzdeki 10 yıl içersinde Kayseri, Bilecik, Balıkesir, Çanakkale, Konya, Artvin, Sivas, Ağrı, Bursa, Yozgat, Ordu, Malatya ve Erzurum’da açılacak yeni işletmelerle altın madeni sayısının 20’yi geçeceği tahmin edilmektedir. Bu alanda faaliyet gösteren şirketlere çeşitli yollarla teşvikler sağlanmakta, Bakanlık tarafından altın arama belgesi verilmiş şirketler, altın aramaya başladıkları andan itibaren yapmış oldukları giderler için KDV istisnasından faydalanmaktadırlar. Özel sektörün iştahının kabarmasında bu alanda izlenen politikalar belirleyicidir. Neoliberal politikaların etkisini hızla yaygınlaştırması ile 1980’li yıllar sonrası tüm kamu hizmetlerinde, mal ve varlık mülkiyetlerinde yaşanan özelleştirme ve piyasalaştırma uygulamaları madenciliği de yoğun olarak etkilemiştir.


Madencilik sektörünün kamu ağırlıklı yapısı özel sermayenin de yerini alabileceği bir rekabet ortamına dönüştürülmeye çalışılmıştır. Bu amaçla ETİBANK, Türkiye Demir Çelik İşletmeleri gibi kurumlar özelleştirilmiştir. Bu alandaki kamu yatırımlarından vazgeçilmiştir. 1981 yılında %4,5 seviyesinde olan kamu payı 2002 yılında %0.5 seviyesine inmiştir. 

Evet sevgili okuyucular altınlar çıkacak, üstündeki milyonlarca ton toprak kazılacak, ağaçlar kesilecek, altınlar onların, bırakacakları zehirler, siyanürler bizim olacak. Haftaya Dünyadan Altın ve Metalik Madencilik Örnekleri konusunu işleyeceğiz. Okuyun ve ne kazanıyoruz ne kaybediyoruz kararı siz verin. Sağlıklı kalmanız dileklerimle.
Kaynak: HABERDAR
YORUM EKLE