Kısa uzun fark etmez, iyi olsun yeter!

Mevsimlerin başlangıç tarihleri; 21 Mart İlk bahar, 21 Haziran yaz, 23 Eylül sonbahar ve 21 Aralık kış diye bilinir.
İlk okullarda hala var mı bilmiyorum duvarımızda asılıydı ve ezberlemiştik.
En uzun gece.
En kısa gündüz.
Günler uzamaya başlar.
Geceler kısalmaya başlar veya tam tersi olur.
21 Mart'ta; Gece ve gündüz eşit olurmuş.
21 Haziran'da; En uzun gündüz, en kısa gece gerçekleştirmiş.
23 Eylül'de; Gece ve gündüz eşit olurmuş.
21 Aralık'ta; En uzun gece, en kısa gündüz gerçekleşirmiş.
*
Ne fark eder.
Hangimiz bunun hesabını yaparız ki.
Hangimiz güne güneşin doğuşu ile merhaba deriz.
Günü güneşin batısı ile uğurlarız ki.
Çoğumuz yaşadığımız o günün hangi gün olduğunu bile fark etmeyiz ayrıca.
*
Önemli olan anı yaşamak değil mi.
O günün uzun veya kısa olduğuna bakmaksızın dolu dolu yaşanması değil mi.
Uzun olsa ne olur, kısa olsa ne olur.
Gün gündür işte.
Gece de gece.
Siz siz olun bırakın şu uzun gece uzun gün palavralarını anı yaşayın yaşayabildiğiniz kadar.
*
Boş ve kısır tartışmaları bir tarafa bırakarak anı yaşayalım ama adam gibi yaşayalım.
Sindire sindire yaşayalım.
Dolu dolu, içerisinde iyilik olan, merhamet olan, sevgi olan, saygı olan, güzellik olan günler yaşayalım.
*
Mesela o gün bir aç ve sahipsiz hayvanı doyuralım.
Bir komşumuzu ziyaret edelim.
Uzun süredir aramadığımız, görüşemediğimiz bir yakınımızı, tanıdığımızı arayalım.
Gerekirse atlayıp gidelim.
Bir ağacın dibine su verelim.
Bir kuşa yem atalım.
Hasta olan tanıdığımız birisine moral verelim, ziyaret edelim, telefon açalım.
*
Sevdiklerimizi düşünelim mesela.
İşimizi düşünelim.
Program yapalım.
Baharı düşünelim.
Yazı düşünelim.
Ülkemizi düşünelim.
İnsanlarımızı düşünelim.
*
Olanı biteni düşünelim.
Takip edelim.
Fark edelim.
Araştıralım, soruşturalım, bakalım, duyalım, okuyalım, anlayalım.
Anlayamazsak anlatamayız hayata kendimizi.
*
Dünyayı tanımaya çalışalım.
İnsanları tanımaya çalışalım.
Önce tanımaya sonra anlamaya çalışalım.
Tanımadan anlayamayız.
Anlayamazsak kendimizi anlatamayız.
O halde tanımak için ise çok koşmak lazım, çok yaşamak lazım, çok çalışmak lazım.
Çok çok çok.
*
Ama buradaki 'çok'u sakın ha süre anlamında anlamayın.
Süreklilik ve doluluk anlamında anlayın.
Evet çok yaşamalıyız ama içi dolu günlerimiz çok olmalı.
Başka türlü yüz sene aynı köde bir evde yaşasanız ne olacak.
Adam otuz sene çok koştur muşsa, okumuşsa, gezmişse, çalışmışsa sizden daha iyi anlıyordur dünyayı.
*
Neyse siz bu yazımı da bahara merhaba olarak okuyun.
Bundan sonraki hayatımızın bu ilk gününe merhaba olarak okuyun.
Daha dolu, daha anlamlı, daha güzel, daha kaliteli hayata merhaba olarak okuyun.
Siz öyle dileyin ve isteyin o da öyle olacaktır.
Güvenin bana.
İyi haftalar, iyi işler, süresi kısa uzun fark etmez ama iyi günler hepinize...
YORUM EKLE