KIYASLAMA YAPMAKTAN HİÇ HOŞLANMIYORUM…

Avrupa Birliği projeleri çalışmaları kapsamında, birçok ülkeyi ziyaret etme fırsatı buldum.CNCVET – CNC Makinelerinin ve Bilgisayar Programlarının KullanımıProjesi kapsamında17-24 Mayıs 2014  tarihleri arasında yaptığım ziyarette Almanya ve Belçika’da, engellilerle ilgili bir çok konuda yaptıkları çalışmalar nedeniyle bilgili olan Europaisches Bildungswerk Stichting (Avrupa Mesleki Eğitim Vakfı) Genel Koordinatörü Karl Winkels  ve ADO Icarus Proje KoordinatörüJaak Geurtsile proje çalışmalarının yanı sıra, engellilerin istihdamı ve oy kullanmaları ile ilgili röportaj yapma fırsatını da elde etmiş oldum.

Seçimlerde, engellilerin oy kullanırken yaşadıkları sorunlarla ilgili birçok makale yazdım. Bu konuda, Yüksek Seçim Kurulu’na bilgilendirme ve uyarı amaçlı dilekçeler gönderdiğim gibi dava açmak zorunda da kaldım.
Son iki seçime kadar birçok engelli, sandıklara erişim sorunu nedeniyle oylarını kullanamıyorlardı.İki seçimdir, engelli olduğunu ilçe seçim bürolarına bildirenler için uygun yerlerdeki sandıklarda oy kullanmaları sağlanıyor. Buna rağmen 100.000 lerce engelli oylarını kullanamıyor. Yani vatandaşlık haklarından mahrum ediliyorlar. Yani yok sayılıyorlar. Üstelik yasa ile hakları ayrıca belirtilmişken.
Her zaman söylüyoruz, engelliler en önemli hak kayıplarını yasaların yoksunluğundan değil, uygulanmaması nedeniyle yaşıyorlar.

Ülkemizle Avrupa’daki ülkeleri kıyaslayıp onların demokrasi ve insan hakları konusunda ne kadar ileri oldukları ile ilgili örnekler vermekten hiç hoşlanmıyorum. Ama aradaki farkın  anlaşılabilmesi için oradaki edindiğim bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.

OY KULLANMA HAKKI

Belçika’da, ağır engelli birisi eğer evinden çıkamayacak durumdaysa bir yakınına vekalet verip, o yakını bu engelli birey için gidip oyunu kullanabiliyor, gerekli dokümanları yanına aldığı sürece. Ama evinden oy kullanmaya gidebilmesi için eğer özel tertibatlı araca ve ya yardıma ihtiyacı varsa devlet bu imkanları kendisine tahsis ediyor. Tabi oy kullanılmak için koyulan sandıkların bulunduğu her yerin erişimi de uygun.
Anlaşılacağı gibi, Belçika’da da Türkiye’de olduğu gibi oy kullanmak bir zorunluluk olmasına rağmen, devlet, engelli ve hasta vatandaşlarının oy kullanabilmeleri için her türlü olanağı sağlayabilmiş.

Ülkemizde de Belçika’daki gibi,cezalar uygulanmasa da, oy kullanma zorunluluğu var. Ancak, çelişki yaratan şey yukarıda yazdığım gibi yüz binlerce engelli sandığa gidemediği için oylarını kullanamıyor.
Almanya’da ağır engelli birisi evinden çıkıp oy kullanmaya gidemeyecekse eğer, devlet kişinin gizlilik haklarına verdiği önemden dolayı, oy pusulasını engellinin ikamet ettiği yere gönderiyor. Engelli birey bulunduğu yerde oyunu kullanıyor ve kapalı zarfın içine koyup posta yoluyla seçim bürosuna gönderiyor.

Şimdi aradaki farka bir bakalım; Bizde oy sandıklarının bulunduğu yerden başlayan oy hırsızlığı suçlamaları, sandıktaki oy pusulalarının sayımı bitene kadar partililerin yetkililerince televizyonlardaki kanallardan naklen yayınlarla haykırılıyor. Sonuç, evinden çıkamayan yüzbinlerce engelli vatandaşlık hakkından mahrum bırakılıyor.

Belçika’da olduğu gibi Almanya’da da tüm oy sandıklarının bulunduğu yerler engellilerin erişimine uygun!

İSTİHDAM

Almanya’da 16 eyalet var. North Rhine Westphalia EyaletiEsnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı ve Uluslararası İlişkiler Koordinatörü ile engelli istihdamı konusundaki söyleşimde, edindiğim bilgiler yine çok ilgi çekiciydi…
Almanya’da %30’un üzeri raporu olan her birey engelli sayılıyor. Ağır engellilik oranı %50 ve üstü olarak belirlenmiş. Hem kamu, hem de özel sektörde engelli çalıştırma zorunluluğu 20 kişide bir kişi. Eğer bir işyerinde 21 işçi çalışıyor ve hiç engelli çalışmıyorsa, işveren ayda 100 Euro ceza ödüyor. Kesilen tüm cezalar bir fonda toplanıyor. Bu eyalette yıllık yaklaşık 150 milyon Euro ceza kesiliyor.

Her iki ülke arasındaki benzerlik, ülkemizde 50 işçi çalışan işyerinde, %3 engelli işçi çalıştırma zorunluluğu var. Bu zorunluluktan kurtulmak için ülkemizde, 49 ve altı işçi çalıştırılmaya dikkat edilirken Almanya’da, 19 ve altında kalmaya dikkat ediliyor.

Her ne kadar ceza oranı Türkiye’ye kıyasla çok düşük olsa da (Türkiye’de aylık olarak uygulanan ceza tutarı 1800 TL) toplanan cezanın miktarı bakımından karşılaştırma yapıldığında şöyle bir sonuç ortaya çıkıyor: Türkiye’de işverenlere engelli işçi çalıştırmadıkları için kesilen cezalar gerektiği gibi takip edilmediğinden dolayı, toplamda kesilen cezalar düşük kalıyor. Fakat Almanya’da her ne kadar ceza miktarı Türkiye’ye oranla küçük gibi görünse de, devlet tarafından düzenli kontroller yapıldığı için toplanan ceza bedelleri yüksek miktarlara ulaşabiliyor.

Almanya’da kesilen cezalar, kotadan daha fazla engelli çalıştıran firmalara teşvik olarak aktarılıyor. Türkiye’de de yine buna benzer bir uygulamayla engelli istihdamı için yapılan projeler destekleniyor.
Yukarıda da belirttiğim gibi, ülkemiz ile başka ülkeler arasında kıyaslama yapmak hiç hoşuma gitmiyor.
Engelsiz bir yaşam dileğiyle…

YORUM EKLE