Lions, Rotary, Dernek ve Cemaat

Geçtiğimiz akşam İstanbul Batıköy Rotary Kulübü'nün kuruluş balosuna katıldım.
Aslında az da olsa fikrimiz vardı ama bu defa biraz daha fikir sahibi olmak için hem Roteryanlar ile görüştüm hem biraz araştırma yapayım dedim.
Lons, Rotary gibi kulpler nereden çıkmış, bizim dernekçilik, vakıf ve cemaatlerle aralarında ne farklar var..
*
1905 yılında kurulan ve dünya üzerindeki hizmet kulüplerinin ilki olan Rotary’nin kısa tarifi şöyledir :
Rotary, yeryüzünde barış ve iyi niyetin kurulmasına yardımcı olmak, bütün mesleklerde yüksek ahlak standartlarını teşvik etmek için dünya çapında örgütlenmiş bir hizmet kuruluşudur.
Rotary’nin hizmet ideali, “Kendinden Önce Hizmet” olarak tanımlanır. Bu anlayış tüm Rotaryenlerin ortak tavrı olurken, dünya çapında insanları ortak amaçlar çerçevesinde bir araya getirir.
*
Rotary Kulüplerinin üye profili, bulundukları bölge ve ülkedeki temsil edilen iş ve mesleklerin bir yansımasıdır. Kulübün her üyesi, farklı bir mesleği temsil etmektedir. Rotary’nin bu yapılanma biçimi sorunlar üzerine üretilen düşüncelerin, toplumun her kesimini kavrayabilmesi ve hizmetin toplumun tüm katmanlarına yayılabilmesini sağlamak içindir.
Kısaca Rotary, dört temel ilkeye dayanmaktadır;
Üyeler arasında dostluğu geliştirmek
Hizmet etme fırsatlarını çok yakından incelemek,
Hizmet idealini kişisel yaşantımızı vurgulamak
Karşılıklı anlayışı ve uluslararası ilişkileri geliştirmek
*
Lions 1917′de ABD’nin Texas eyaletine bağlı Dallas şehrinde masonlar tarafından kurulmuş, adı ise; ”hürriyet ve anlayış beraberliği milletimizin teminatı' anlamına gelen kelimelerin baş harflerinden oluşuyor.
Ülkemizde ve dünyanın çeşitli ülkelerinde kamu yararına çalışan iyi örgütlü Lions ve Rotaryen kulüpleri üzerine genel kanı bu kulüplerin köklerinin dışarıda olması ve mason locaları ile organik bağlarının olduğu yönündedir. Bu kulüpler doğdukları ülke ABD'de tamamen "bölgesel" çevreye yardım amaçlı kurulmuşlarsa da çok iyi işleyen bir idari mekanizma ile toplumsal hareketlerde de ses getirici özelliklere sahipler.
*
Dün akşamki sohbette öğrendim, Türkiye'de üç bölge başkanlığı ve 600'den fazla Rotary kulübü varmış. Lionslar da en az o kadarmış.
Ülkemizde ilk Rotary kulübü 1956'da kurulmuştur.
En az 17 kişi bir araya gelerek Rotary kulübü kurabiliyormuş.
Daha sonra Rotary bölge başkanlığndan alınan izin ile tüzükte oynamalarla (bildiğiniz bizim dernek tüzüğü gibi) kulp kuruluyor.
Aynı ilçede birden fazla Rotary kulüpler olabiliyor.
Her seçimde Rotary'ler başkan ve başkan yardımcılığını da seçtikleri için ve seçimler her yıl yenilendiği için bir önceki seçimde başkan yardımcısı seçilen bir yıl sonra başkan oluyor.
*
Böylece bayrak yarışı misali düşünün 25 kişilik kulpte sırası ile herkes başkan olabiliyor.
Bir defa başkan olan bir daha başkan adayı olamıyor.
Gördüğünüz gibi gayet demokratik bir kulüp.
Tabi bu kulüplere üye olabilmeniz için belirli bir mali geliri aşmanız gereklidir. Ödeyeceğiniz aidatlar, katılacağınız aktiviteler ve bağışlar adına.
Kulübe katılımınız sizi tanıyan üyelerin önermesiyle olur ki, çoğu kez sorun yaşamadan üye olunur, şartlar uygunsa.
Genelde şehrin en iyi otel restoranında aylık genel toplantılar yapılır, bir konuk konuşmacı davet edilir sadece üyelerin yararlanacağı bir bilgilendirme olur.
Toplantılarda takım elbise, kravat, hanımlarda akşama uygun tercihen tayyör (yaz-kış) zorunluluğu vardır.
*
Her ne kadar Türkiye'de bu kurallar her zaman işlemese de biz yine de öyle bilelim diye yazıyorum.
Müthiş bir hiyerarşik yapı vardır, unvan alan kendisini hakikaten başkan, bölge başkanı falan hisseder.
Tek işleri sadece burs vermek olmayan, bunun yanında okul ve hatta hastane yaptıran, çevrelerindeki eğitim kurumlarına sürekli yardım yapan, gönüllü sağlık hizmetleri veren, duyarlı sponsorlarla anlaşarak çok daha faydalı işlere imza atan kulüpler olarak Roraty ve Lions kulüplerini gösterebiliriz.
*
Ya bizim, vakıf, dernek ve cemaatlere ne demeli.
İstisnalar kaideyi bozmaz diyerek sözlerimize devam edelim.
En son hangi dernek tarafından verilen burs duydunuz, yapılan okul veya hastane,
veya daha çevreye duyarlı bir hizmet.
Hangi vakıftan, hangi cemaatten bu hizmetleri gördünüz.
Varsa yoksa şu derneğin başkanı şu oldu, şu cemaat üyeleri bu hizmetlerden faydalanır, şu vakıf bu rantın peşinde v.s.
Hele hele şu taciz olayları falan aklıma geliyorda insan batsın senin cemaatin demeden geçemiyor.
*
Oysa ABD merkezli kulüplere bakın, kulübe üye olanlar kendileri adına bir beklenti içerisinde değiller.
Eşe dosta iş güç arama peşinde değiller.
Siyasi hedef ve olanak peşinde değiller.
İş yerlerini büyütme, güçlendirme, kara geçirme peşinde değiller.
Tek dertleri çevrelerine duyarlı olmak, farkındalık yaratmak, toplumsal içerikli olaylarda ses getirici kampanyalar yapmak.
*
Anlayacağınız en kısa sürede iyi bir Rotary kulübüne ya üye olmayı veya 15-20 duyarlı arkadaşla iyi bir Rotary kulüp kurmayı düşünüyorum.
Nasıl olsa, oldum olası cemaatçilikten nefret ediyorum.
Al vakıf olayından da o kadar.
Dernekçilik zaten başka bir olay.
Tam anlamıyla dernek tüzük ve amacına hizmet eden kaç dernek var ki.
Abartmayayım ama şu Rotary ve Lions kulüpleri biraz daha yaygınlaşsınlar yavaş yavaş pasif dernekler birer birer kapanarak kulüplere yönelebilirler...
YORUM EKLE