“Adaletin kara 100’ü”

Gazeteciler, arkadaşları için sokaktaydılar

“Adaletin kara 100’ü”

Ahmet Şık ve Nedim Şener’in tutuklanmalarının yüzüncü günü nedeniyle ‘Ahmet ve Nedim’in Gazeteci Arkadaşları’ tarafından bugün, saat 13.00’da İstiklal Caddesi’nde bir yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirildi.

Yürüyüşe, aralarında Hürriyet Gazetesi yazarı Yalçın Bayer, Vatan Gazetesi yazarı ve NTV- Yazı İşleri programından Ruşen Çakır, gazeteci Musa Ağacık, Cumhuriyet Gazetesi yazarı Alper Turgut’un yanı sıra, Sinema Emekçileri Sendikası (SİNE SEN), Halkevleri, Türkiye Komünist Partisi (TKP), Cumartesi Anneleri ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu destek verdi.



“Yansak da dokunacağız”

Taksim Meydanı’na gelen grup adına basın açıklamasını gazeteci- yazar Rıdvan Akar yaptı. Açıklamada; “3 Mart günü Ahmet ve Nedim evlerinden alındılar. O günden beri içerideler. Geçen cumartesi günü çocuklarından, sevdiklerinden, özgürlüklerinden uzak yüzüncü günlerini doldurdular. Maalesef bugün adaletin 100’ü kara. Suçları Ergenekon Terör Örgütüne üye olmak, ama ortada bu iddiayı destekleyen ne bir delil, ne de açıklanmış herhangi bir gerekçe var!...

“Gizli” denilen o deliller nerede?
Tutukluluk halleri niçin devam ediyor?
Neden tutuksuz yargılanmıyorlar?
Adalet bu sorulara cevap vermiyor. Vicdanlar kanıyor.

Seçim öncesi bir programda Başbakan Erdoğan, gazetecilerin sorusu üzerine, “Bazı kitaplar vardır ki, bombadan tehlikelidir.” dedi.

“İleri demokrasi” kavramının mucidi, ileri demokrasi ülkesinde… bombayla kitabı eş tutuyor. Gazeteciye “namert” diyerek ayar veriyor. Kendisine çanak soru sormayan, yalnızca işini yapmak isteyen bir gazetecinin işten çıkartılmasına vesile olabiliyor. Tüm bunlar olduktan sonra, helalleşmek istiyor. Böyle bir konjonktürde bizim onunla, o düşünce sistematiğiyle helalleşmemiz mümkün değil.

Çünkü gazeteci gerçeğin peşindedir.
Çünkü gazeteci soruşturur.
Çünkü gazeteci taraftır. Ama son zamanda kafalara yerleştirilmek istenen “candaş” veya “yandaş” tarafında değil, gerçeğin tarafındadır.

Türkiye tutuklu gazeteci sayısında dünya şampiyonu!

Gazeteciler İbrahim Çiçek ve Suzan Zengin geçtiğimiz günlerde tahliye oldu. Ancak hala içeride 60’ın üzerinde tutuklu gazeteci var. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün istatistiklerine göre, Türkiye tutuklu gazeteci sayısında dünya şampiyonu.

Seçimlerin hemen ertesinde Azadiye Welat’ın matbaası, 12 Eylül günlerini hatırlatırcasına basıldı ve gazete 15 günlüğüne kapatıldı. Elbette basılmamış bir kitabın yok edildiği bir ülkede bu tür müdahaleler kimilerine maalesef normal gelse de, durumun demokratik bir rejimde izahı yoktur.

İktidar baskısı bir yana, neredeyse tüm basını kanser gibi sarmakta olan bir başka büyük tehlike ise otosansür. Otosansür öyle bir hal aldı ki, muhabirler ve editörler artık çoğu zaman yukarıdan talimat gelmeden, adeta içgüdüsel olarak haberlerine otosansür uyguluyor. Bu durum memleket basının ahval ve şeraiti hakkında çok az fikir vermektedir. Buna karşı var gücümüzle sesimizi çıkartacağız.

Eşit, özgür, demokratik, müreffeh toplum, ancak propagandalarından kurtulmuş bir basınla mümkün olabilir.

Özgür basın şiarımıza ulaşmak için biliniz ki yansak da dokunacağız.

Basın açıklamasının ardından, uzun süre cezaevinde kaldıktan sonra geçtiğimiz günlerde tahliye edilen işçi köylü gazetesinde çalışan Suzan Zengin kısa bir konuşma yaptı.

İki yıllık tutukluluğunun ardından tahliye edilen Zengin, bugün gazeteciler hapishanelerde gazetecilik yaptıkları için değil terörle mücadele yasası kapsamında tutuklular görüntüsü altındalar ifadesini kullandı.




‘Bunlar gazeteci kılığında teröristler’

Bugün hapishanelerde gazetecilik yaptığı için tutuklu bulunan herhangi bir gazetecinin olmadığı ya da basın vb. ‘suçlardan’ içeride bulunanların sayısının çok az olduğu propagandası yapmaktalar. Hatta daha da ileri giderek ‘Bunlar gazeteci kılığında teröristler’ demekten çekinmemekteler. Çok uzun süreler hiç mahkemeye bile çıkarılmadan ne için suçlandıklarını bile bilmeden gazeteciler hapiste yatıyorlar.

‘Baskılar ve tutuklamalar sadece bugünün sorunu değil’

Gerek Kürt basınından gerek sosyalist basınından basın emekçileri onlarca yıldır bundan daha yoğun baskılar altında çalışmalarını sürdürmek zorunda kaldılar. Özellikle 90’lı yılların başından bu yana başta Kürt basını olmak üzere onlarca basın çalışanı katledildi. Bunun en önemli örneklerinden biri Musa Anter’dir. Aslında biz bu baskıları zamanında görebilseydik, Kürt basınına ve sosyalist basına dönük saldırılara sahip çıkabilseydik bugün bu baskılar saldırılar daha geniş kesimleri kaplamazdı diye düşünüyorum.

Açıklamanın ardından, Birgün Gazetesi yazı işleri sorumlusu İbrahim Çeşmecioğlu’da anıldı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER