Memleketimiz yaşanmaz halde...

Daha 37 yaşındayken 'yaş 35 yolun yarısı eder diye' şiir yazıp daha 46'sında yaşama veda eden Cahit Sıtkı Tarancı bir de 'Memleket isterim' diye güzel bir şiir yazmıştı.
Usta şair şiirinde şöyle diyordu:
Memleket isterim.
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.
...
Memleket isterim.
Ne başta dert ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.
...
Memleket isterim.
Ne zengin fakir ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.
...
Memleket isterim.
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikayet ölümden olsun.
*
Işıklar içinde yatsın Cahit Sıtkı Tarancı, şayet mümkün olsa memleketinin ne hale geldiğini görse bu şiiri yazıp yazacağına pişman olmazdı da ne yapardı sizce.
Baksanıza memlekette ne yeşil dal bıraktılar, ne de sarı tarla.
Şimdilerde o sarı tarlalarda buğday başakları yerine mayın çukurları baş göstermekte.
Artık bu memlekette kardeş kardeşe kurşun sıkıyor, pusu tutuyor.
Zengin askerlik yapmaz, acı çekmez, dert görmez olurken bu memlekette; fakir çocukları namlunun ucunda ölüm bekler oldu.
*
Elinde bir güç bulunduran adeta Azrail olmuş, cellat olmuş halkına, yurttaşına.
Yerelde de bu böyle genelde de.
Cumhur reisi halkını ötekileştirir olmuş, bizden olanlar ve olmayanlar diye ayırır olmuş.
Muhalif medyaya yaşam hakkı tanımaz olmuş.
Kendisini eleştirenlere cellat olmuş.
...
Cahit Sıtkı bugün yaşasaydı yine 'Memleket isterim' şiirini yazar mıydı bilmiyorum.
Ama ben bu memleketin insanlarının bu memlekette yaşananları hak etmediğinden o kadar eminim ki.
Bu memleketin güzelliklerinin bu memleket insanlarına sonsuza kadar yeteceği gerçeği varken; kardeş kavgasına, doğanın bozulmasına, yeşilin yok olmasına, huzurun bozulmasına sebep olanlara Allah'ınızdan bulun diyorum.
*
Hemen her güne bir operasyon, bir çatışma, bir şehit, bir savaş haberleri ile uyanır olduk.
Caddede sokakta yürürken tedirgin olduk, herkesten şüphelenir olduk.
Kendi sağlığımızdan güvenimizden vazgeçtik, çocuklarımızın gelecek kaygısı ile yaşar olduk.
Kürt, Alevi, Sünni, Çerkez, Laz diye yurttaşlarımızı ayırt eder olduk.
A partilisi, B partilisi, C partilisi diye siyasi görüş sahiplerini ayırarak bizden olmayanları dışlar olduk.
Yüz yılı aşan Cumhuriyet tarihimizde ilk defa Cumhuriyet kaygısını hisseder olduk.
*
Bütün bunları derinden daha derinden yaşar olduk.
Buyurun bakalım, bütün bu huzursuzluğa rağmen bu memleket sevgimiz azalmadığı gibi eskisinden daha çok memleketimize sahip çıkar olduk.
Peki nereye kadar.
Kaça kadar.
Kime kadar devam edecek bu huzursuzluk.
Ne zaman son bulacak kardeş kavgası.
Ne zaman son bulacak dağlarımızdaki dumanlı hava.
Ne zaman son bulacak sokaklarımızdaki tedirginlikler.
*
Hele hele bu son erken seçim ayrıca bir tedirgin etti hepimizi.
Halka rağmen, millete rağmen sandığa saygı duyulmaması.
Seçim sonuçlarına sahip çıkılmaması epey üzdü bizleri.
Anlayacağınız memleketimizde; gök mavi değil, yeşil dallar kesiliyor, sarı tarlalara hasret kaldık.
Kuşlar öksüz, çiçekler susuz, kardeş kavgası hat safhada.
Evi olanlar evlerinde huzur içerisinde uykuya hasret.
*
Biz yine de Nazım'dan bir dörtlükle bitirelim yazımızı ve her şeye rağmen yitirmeyelim güneşli günlere olan umudumuzu...
...
Güzel günler göreceğiz çocuklar.
Motorları maviliklere süreceğiz.
Çocuklar inanın inanın çocuklar.
Güzel günler göreceğiz güneşli günler...

----------------------------
Kafama takılanlar kafamı bozanlar!
Dün sabah yine bir medya kuruluşu sabah sabah baskın yedi.
Kanaltürk TV, Bugün TV,  Bugün gazetesi, Meydan gazetesini de içinde bulunduran Koza İpek Grubu'na Fethullahçı Terör Örgütü'ne yardım ediyor gerekçesi ile operasyon yapıldı.
Ankara polisi grubun 25 şirketinin evraklarına el koydu.
İncelemelerde bulundu.
*
Hadi buyurun buradan yakın şimdi.
Bu medya kuruluşu şayet iktidara muhalif haberler yapmasaydı aynı operasyon gerçekleşecek miydi?
Hayır.
Veya iktidarın yandaş medya kuruluşlarına benzer bir operasyon gerçekleştirilme ihtimali var mı?
Yine hayır.
O halde yurttaşın gözleri önünde yapılan bu göz korkutma, sizden olmayana baskı yapma operasyonu kime yarar sağlar?
Bu ve benzer olaylar Türkiye'ye yarar sağlamadığı gibi uluslararası arenada itibarımızı yerle bir etmekten başka işe yaramaz.
Bir taraftan AB'ye girme müzakereleri yapacaksın, diğer taraftan insan haklarına ve ifade özgürlüğüne aykırı davranışlarda bulunacaksın.
Hadi bu ülke halkının yarısı arada bir bazı yapılanları yiyor da AB ve ABD yemez, bilesiniz...
YORUM EKLE