Mevlüt Uysal pek uysal değilmiş!

 Başakşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal 2016 yılının ilk meclis toplantısına basın mensuplarını bırakın meclis toplantısına belediye binasına dahi sokmayarak inanılmazı başarmış.

Kendisini; '10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'ne denk gelen bu haftada yaptığı bu hareketten dolayı ayıplıyorum, kınıyorum, Allah akıl fikir versin diyorum!

*

Dün sabah telefonum çaldı.

Başakşehir'de yayınlanan Parola dergisi sahibi Zerrin Pelik Eroğlu telefonun diğer ucundan üzüntülerini dile getiriyordu.

Önce Zerrin hanımın durumu abarttığını zannettim.

Sonra sosyal medyada paylaştığı videoyu izleyince fazlasıyla hak verdim.

Lütfen o videoyu tıklayın izleyin.

Halkın oyları ile o göreve gelen bir belediye başkanı, bırakın basın mensubunu, belediye binasında girmeye kalkan yurttaşları hangi gerekçe ile halkın kendi binasına sokmuyor şahit olun.

*

Video'da Parola dergisi sahibi Zerrin Pelik Eroğlu ve dergi yazarlarından Hakan Zat Başakşehir belediye binasına girmeye çalışıyor.

Binanın girişinde arkada sekiz on zabıta ve koruma.

Önde zannediyorum onların müdürü veya amiri.

Merdivenlerde hazır kıta bekliyorlar.

Zerrin hanım ve Hakan bey; 'bizi neden içeri almıyorsunuz, siz kimsizniz, söyler misiniz, lütfen açıklama yapın' diye feryat ediyor.

Adamcağızın ağzından sadece bir cümlecik çıkıyor; bilmiyorum, siz daha iyi bilirsiniz!

*

Bakın; 5393 sayılı belediye kanununda açık ve net belirtilmiştir.

Belediye meclis toplantıları halka aççık yapılır, halktan saklanamaz.

Peki size soruyorum. Basına kapalı olan belediye meclis toplantısı aynı zamanda halka kapatılmış sayılmaz mı!

Peki mesleği Avukat olan Başakşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal ve ekibi bunu bilmiyorlar mı!

Bal gibi biliyorlar.

O zaman niye bu işgüzarlığı yapıyorlar dersiniz?

İşte onu ben de bilmiyorum.

*

Hadi bir basın mensubu sizi acımasızca eleştiriyor.

Hadi o basın mensubunun belediye meclis toplantınızda bulunmasını istemeye bilirsiniz.

Ancak; bunu istiyorsunuz diye o basın mensubunu meclise sokmamazlık, belediye binasına sokmamazlık nerden çıktı!

Kaldı ki bir çok belediye artık meclis toplantılarını anında canlı yayın ile bütün halka yayınlatmaya başladı bile.

*

Aslına bakarsanız ben şahsen bu tür tepkileri ve problemler yaşadığım bazı belediye meclis toplantılarına gitmemeye çalışan birisiyim.

O belediyenin meclis toplantısını haber yapacak veya eleştirecekseniz meclis toplantısında bulunmadan da gazetecilik görevinizi yapabilirsiniz.

Bilgi edinme yasasından dolayı meclis toplantısının kamera kaydını istersiniz belediye vermek zorunda yine haberinizi yaparsınız.

Belediye meclis üyelerinden bilgi alıp yine haberinizi yaparsınız.

Bunun epey yolları var.

Ama bir belediye başkanına, kendisini eleştiren bir basın mensubunu, belediye meclis toplantısına girmesini engelleme hakkını veren hiç bir yasal hak henüz yürürlüğe girmemiştir.

*

Türk Dil Kurumu sözlüğünde 'uysal'ın anlamı;  çabuk uyan, mesele çıkarmayan, yumuşak başlı, halim, diye geçmekte.

Başakşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal'ın bu yaptığına bakılırsa soyadına pek yakışmayan davranışlar sergilediğini söyleyebiliriz.

Bir gazetecinin yazdıklarını doğru bulmayabilirsiniz.

Eleştirilerini haksız sayabilirsiniz.

Eksik sayabilirsiniz.

Kalemini beğenmeyebilirsiniz.

Aşırı muhalif ve saldırgan bulabilirsiniz.

Ancak bunun yolu, modern, çağdaş ve cumhuriyet ile yönetilen ülkelerde açık ve nettir.

Hukukçu bir belediye başkanına bunu öğretecek değiliz.

*

Bunu bile bile çağdışı davranış sergilemek, yasalara aykırı davranmak, kentin haber alma hakkını engellemek, değil Başakşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal'a, hiçbir belediye başkanına ve belediye yönetimine yakışmaz.

Ben yine de böyle bir durumdan Başkan Mevlüt Uysal'ın haberi olmadığını düşünüyorum.

Eminim bu yazımızdan sonra Başakşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal konudan haberdar olacak ve bir dahaki meclis toplantısında böyle bir durum yaşanmaması için talimatlar verecektir.

*

Bu tür davranışlar son günlerde bir çok belediyeden gelmeye başladı.

Aslında bu davranışlar sadece basın mensuplarına yapılan davranışlar ve uygulamalar değil.

Benim anlayamadığım diğer bir konu da bu olayları, gören, duyan, bilen ve hiçbir tepki göstermeyen diğer siyasiler.

Diğer partililer.

CHP'li belediyede benzer davranış olur, AK Parti'lisi ses çıkartmaz.

AK Parti'li belediye başkanı belediyede terör estirir CHP'li siyasiler ses çıkartmaz.

Hal böyle olunca mecburen bize de; 'al birisini vur ötekine' demekten başka şey düşmüyor.

İyi be, siz yeri gelince atın tutun, özgür ve bağımsız gazetecilikten bahsedin.

Sonra bir gazetecinin görevi engellenmeye kalktığında kılınızı kıpırdatmayın!

Sonra da benim partim neden iktidara gelemiyor diye feryat figan edin!

Sen böyle yapmaya kalk senin partin belki rüyanda bir yerlere gelir!


YORUM EKLE