MİLLİYETÇİYE BAK!

7 Haziran gecesi seçim sonuçlarının beklediği gibi çıkmadığını görünce alel acale kişisel öfkesini ve hazımsızlığını  dile getiren,2001’deki gibi yapıp erken seçimi dillendiren  sözde ilkeli siyasetçi,o gün bu gündür o gece söylediklerine kılıf arıyor.Türlü gerekçeler üreterek söylediklerinin,partisinin ortak akılının ürünü olduğunu kanıtlamaya çalışıyor.”Ne dediysek o” demeye çalışarak söylediklerinden geri adım atmıyor,atamıyor.Sürekli bağırıp çağırıyor.Öfkesi,meydanlarda ihanet içinde olduğunu söylediği iktidar partisinin seçimden birinci parti çıkmış olmasına değil,HDP’nin barajı aşarak kendisi kadar milletvekili çıkarmış olmasına.

Beklediği şuydu bu retorik ustası siyaset erbabının: İktidar partisinin zayıflaması,HDP’nin baraj altında kalması,kendi partisinin de %20’lere çıkması…Beklentilerinin hiçbiri gerçekleşmeyince sinir sistemi bozulan ve bu yüzden bir aydır ne dediğini ve ne yaptığını bilmeyen bu zat,iktidar partisinin seçim propagandası sürecindeki ahlaki ve kanuni olmayan tutumunu eleştirmek,hükümeti iktidar dışındaki partilerin kurması gerektiğini söylemek yerine,CHP’yi eleştiriyor,HDP’ye çatıyor,onu yok sayıyor.O partiye oy vermiş olan 6 milyon yurttaşımıza hakaret ediyor.

Geçen yasama döneminde türban serbestisi,İç Güvenlik Yasası ve daha başka birçok konuda birlikte hareket ettiği HDP ile “asla birlikte olmam”diyerek ülke barışını tehdit ediyor.Seçmenlerine verdiği sözlerin gereğini yapmanın yollarını aramıyor,partisine şövenist diyenlere hak verircesine,bölücülük yapıyor,milyonlarca insanı karşı kampa itiyor.Sosyolojik ve pozitif anlamda siyaset yapmıyor,hazmedemediği seçim sonuçlarına ilişkin hercü merç olmuş psikolojisini yansıtıyor,kompleksini ortaya koyuyor.

Retorik yapmayı muhalefet yapmak zanneden,beden dili ile sözleri arasındaki uyumu sağlamaktan aciz bu,nevi şahsına münhasır siyasetçinin her cümlesi içerikten yoksun,anlamsız ve boş.Bir şey demiyor,gürültü yaparak varlığını kanıtlamaya çalışıyor.Bu nedenle bir süre daha sözde ilkeli(!) ve omurgalı(!) bu sevimsiz siyaset erbabının hezeyanlarını dinleyeceğiz.Taa ki “istemem fakat yan cebime koy”dediği kırmızı koltuğa ulaşıncaya dek.

YORUM EKLE