Neler oluyor...

 

Türkiye 7 Haziran seçimleri sonrası neredeyse 20 yıl öncesine dönmenin tedirginliğini yaşıyor.

90'lı yılların başıydı.

PKK hemen hemen her gün köy basıyordu.

Yol kesiyordu.

Can alıyordu.

Aradan 20 yıldan fazla zaman geçti ne yazık ki yine aynı noktaya geri döndük.

 

Umutlanmıştık

 

8 Haziran sonrası sevinmiştik.

Tam da ülkeye gerçek demokrasi geldi.

Barış süreci bitme noktasına geldi.

Hatta başkanlık sistemini bile ciddi ciddi tartıştık.

Tek partili iktidar süresi sona erse de MHP, CHP veya HDP ile yapılacak olası bir koalisyon hükümetinin daha sağlıklı hizmetlere imza atacağını düşünmeye başladık.

Önceleri bazı gerginlikler oldu ama;  20 Temmuz 2015 sabahı Suruç’ta ciddi bir katliam gerçekleşerek 34 kişi yaşamını yitirdi yüzlerce kişi de yaralandı.

 

23 Ağustos son gün

 

 

Seçimler sonrası yeni hükümetin kurulması için 45 günlük yasal süre  23 Ağustos 2015 tarihinde sona eriyor.

Anlayacağınız şunun şurasında 2-3 haftalık süre kaldı ve koalisyon hükümeti için daha küçük bir adım atılmış değil.

Üstüne üstlük ülke ciddi bir kargaşa ve kaos ortamına taşındı.

 

Millet böyle istedi ama!

 

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu 'tedirginiz. Ülkemiz iç savaşa sürükleniyor' diyor.

MHP lideri Devlet Bahçeli HDP kapatılmalı diyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çözüm süreci diye bir şey kalmadı diyor.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Erdoğan’ın başkanlık amacı uğruna PKK’nın silah bırakmasına da engel olduğunu ifade ederek 'Biz 80 HDP milletvekili olarak dokunulmazlığımızın kaldırılması için TBMM'ye baş vuracağız, siz var mısınız' diyor.

Selahattin Demirtaş şunları da söylüyor;  Cumhurbaşkanı, PKK silah bırakacak diye neden paniklediniz? Öyle görünüyor ki PKK şimdi dağdan inecek olsa önlerine geçecek. Cumhurbaşkanı PKK’nın silah bırakmasını engellemiştir. Çünkü önüne gelen anketlerden, sürecin kendisine başkanlık getirmeyeceğini gördü”

 

 

Milliyetçi oylar peşinde

 

 

Biz demiyoruz, Uluslarararası haber ajansı Reuters, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin PKK’ya yönelik başlattığı operasyonlarla milliyetçi oyları geri kazanmaya kararlığı göründüğünü söylüyor.

Analizde “Kurucusu olduğu AKP’nin haziran ayındaki genel seçimlerde parlamentoda salt çoğunluğu kaybetmesi ve HDP’nin barajı geçerek meclise girmesinin ardından Erdoğan milliyetçi oyları geri kazanmaya kararlı görünüyor. Erken genel seçim yapılması halinde Kürt oylarının azalması ve güvenlik kaygıları AKP’nin oylarını artırarak Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığının yetkilerini genişletecek bir anayasa değişikliği ihtirasını canlandırabilir' diye vurgu yapıldı.

 

Aslında ne oldu

 

Bakın açık ve net söyleyelim.

Bu ülkede gücü elinde bulunduran için üç kişi ölmüş, yüz kişi şehit olmuş, bin kişi köyünden olmuş, milyonlar tedirgin olmuş...

Önemli değil.

Ekonomi zora girmiş, dolar fırlamış, dış borç artmış, iç borç zıplamış..

O da önemli değil.

Analar ağlamış, yuvalar yıkılmış, bebekler öksüz kalmış...

Maalesef onlar da önemli değil...

Peki önemli olan ne.

Gücü elinde tutmak, daha fazla güç elde etmek ve bu güce karşı koyanları yok etmek...

Aksini ispat eden beri gelsin..

 

Millet farkında mı!

 

Peki her defasında 'millet' millet diye tutturanlar bu palavralarını millete nasıl yediriyorlar.

Algı yönetimi ile.

Güç yönetimi ile.

Satılık politikacılar ile.

Satılık medya ile.

Satılık ve ucuz pazarlamacılar ile bu ülkede herkese her şeyi yedirmek mümkün.

Millet 7 Haziran'da aslında kısmen uyandı.

Kısmen yemedi.

Kısmen şans tanıdı bazılarına.

İşte şimdi o uyananlar şu günlerde gerek mobbing ile gerek mahalle baskı yöntemi ile yeniden uykuya zorlanıyor.

Ancak benim bildiğim halk bir uyandı mı bir daha uyumaz...

 

Yine de umutluyuz

 

Dün askeri rejim gelsin diye ülkeyi kaosa sokanlar bu gün terörü bahane göstererek sivil darbe peşinde hepsi bu.

Dün yazarlar, sanatçılar, iş adamları öldürülüyordu.

Bu gün masum insanlar.

Askerler.

Polisler.

Güvenlik güçleri öldürülüyor.

Maalesef canlar ölüyor.

Şehitler veriyoruz.

Tedirgin oluyoruz.

Bakın artık kalabalıklara da rahatça giremeyeceğiz.

Konserlerimiz falan bir süre belki yapılmayacak.

Ama inanın bana bütün bu yaşananların en büyük özelliği olası bir erken seçim ve bu erken seçimde başka başka türlü sonuçlar elde etmek.

Neyse ki en azından ben öyle düşünüyorum ve öyle olduğuna da inanıyorum.

Onun için kısa süre içerisinde hiç bir şekilde hak etmediğimiz bu gergin ortamın biteceğinden umutluyum.

Tamam yine terör olacak.

Tamam yine şiddet olacak.

Tamam yine tedbiri elden bırakmayacağız.

Ama bu kadar acımasız ve bu kadar vicdansız bir ortam olmayacağından artık umutlanmak istiyorum...

YORUM EKLE